Asya’da Türkler, Araplar ve Farsların Birlikte Hareket Etmesi Gerektiğini Vurgulayan Hakan Fidan, Avrupa’da da Türkiye, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın İttifakını Gündeme Getirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Jazeera’ya verdiği kapsamlı röportajda Asya’da Türkler, Araplar ve Farslar arasında Avrupa Birliği benzeri bir dayanışma modeline ihtiyaç olduğunu vurgularken, Avrupa güvenliği için de Türkiye, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın öncülük edebileceği yeni bir ittifak fikrini gündeme getirdi. Bölgesel sorunların çözümünün hegemon arayışında değil, güven inşası ve kurumsallaşmada olduğunu söyledi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar merkezli Al Jazeera kanalında Resul Serdar Ataş’ın sorularını yanıtladığı röportajda, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik vizyonuna ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Asya’da Türkler, Araplar ve Farslar arasında yeni bir iş birliği anlayışının gerekliliğine işaret ederek, bölge ülkelerine Avrupa Birliği benzeri bir dayanışma ve güven modeli çağrısı yaptı.

Bölgedeki temel sorunun ulus devletler arasındaki güven eksikliği olduğunu belirten Fidan, “Tahakküm olmayacak; ne Türk tahakkümü, ne Arap tahakkümü, ne Fars tahakkümü… Bölgesel ülkeler bir araya gelip sorumlu davranmalı” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği’nin tarihsel tecrübesine atıfta bulunan Fidan, “Avrupa Birliği’nin sıfırdan bugüne kadar nasıl bir yapı oluşturduğuna bakın. Neden biz yapamayalım?” diyerek bölgesel sahiplenme ve kurumsallaşmanın altını çizdi.

Avrupa için yeni güvenlik mimarisi vurgusu

Fidan, yalnızca Asya ve Orta Doğu’ya değil, Avrupa güvenliğine dair de yeni bir yaklaşım önerdi. NATO’nun önemini koruduğunu ancak Transatlantik ilişkilerde yaşanan kırılmaların Avrupa’yı yeni arayışlara ittiğini ifade eden Fidan, “Belki Birleşik Krallık, Türkiye ve bazı büyük Avrupa ülkeleri bir araya gelip Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinin ne olacağına dair nitelikli tartışmalar yapmalı” dedi.

Türkiye, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın ortak bir ağırlık merkezi oluşturabileceğini belirten Fidan, bu sayede Avrupa’nın ABD, Rusya ya da Çin ekseninde savrulmadan kendi güvenlik kapasitesini inşa edebileceğini vurguladı. Fidan, “Birleşik Krallık, Türkiye, Fransa, Almanya ve diğer büyük Avrupa ülkeleri gerçekten kendi kararlarını verebilirlerse, Transatlantik ya da başka güçlerin etrafında dönüp durmamıza gerek kalmaz” ifadelerini kullandı.

Gazze, Suriye ve Ukrayna’da aktif diplomasi

Röportajda Gazze, Suriye ve Ukrayna başlıklarına da değinen Fidan, Türkiye’nin bu alanlarda aktif ve kolaylaştırıcı bir diplomasi yürüttüğünü söyledi. Türkiye’nin İsrail ile sorununun “İsrail halkıyla değil, özellikle Filistinlilere yönelik politikalarla ve Gazze’de yaşanan soykırımla” ilgili olduğunu vurgulayan Fidan, Gazze’de ateşkes ve barış sürecine yönelik girişimlerde Türkiye’nin çekirdek arabulucu ülkeler arasında yer aldığını belirtti.

Suriye konusunda ise Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında varılan mutabakatın ilkesel olarak desteklenebileceğini ifade eden Fidan, Türkiye’nin ulusal güvenlik hassasiyetlerinin ve kırmızı çizgilerinin net olduğunu söyledi. “Egemen ve üniter bir devlette iki ordunun varlığını istemezsiniz” diyen Fidan, Suriye’de tek bir merkezi otorite ve ordu vurgusu yaptı.

Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmelerinde ise barış anlaşmasına her zamankinden daha yakın olunduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin ateşkes müzakereleri, esir değişimi ve insani konularda önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

İran ve hegemonya eleştirisi

İsrail’in İran’a yönelik olası adımlarına da değinen Fidan, dış askeri müdahaleyle rejim değişikliğinin mümkün olmadığını belirterek, “Bu halkın elindedir, dış askeri müdahaleyle olmaz” dedi. Bölgesel sorunların çözümünde dış hegemonlara bel bağlamanın yüksek maliyetler doğurduğunu vurgulayan Fidan, kalıcı çözümün bölgesel dayanışma, güven inşası ve kurumsallaşmadan geçtiğini söyledi.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA