The Times of India tarafından yayımlanan analizde, ABD ile Çin arasında gelişebilecek yeni bir uzlaşının Hindistan’ın jeopolitik önemini azaltabileceği iddia ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın dokuz yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ilk Çin ziyareti sırasında verilen mesajlar, Washington ile Pekin arasında yeni bir dönemin başlayabileceği değerlendirmelerine neden oldu.
The Times of India analizine göre, aylar süren gümrük tarifesi gerilimleri, stratejik restleşmeler ve sert söylemlerin ardından gerçekleşen ziyarette Trump’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i “büyük bir lider” ve “dost” olarak nitelendirmesi dikkat çekti.
Analizde, dünyanın en büyük iki gücü arasında daha istikrarlı bir ilişkinin kurulmasının Hindistan açısından hem güven verici hem de rahatsız edici sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
Hindistan’ın son yıllarda hem Washington hem de Pekin ile ilişkilerini dikkatli bir denge içinde yürüttüğü belirtilirken, Çin ile ilişkilerin sınır gerilimlerinin ardından normalleşmeye başladığı, Hindistan ile ABD arasındaki ticari ve stratejik iş birliğinin ise derinleşmeye devam ettiği kaydedildi.
Ancak ABD ile Çin’in rekabet yerine uzlaşıya yönelmesi halinde Hindistan’ın Asya’daki “dengeleyici güç” rolünün zayıflayabileceği vurgulandı.
Analizde, “Yeni Delhi açısından sorun şu ki, Washington ile Pekin arasındaki rekabet arttığında Hindistan’ın jeopolitik değeri de yükseliyor” ifadelerine yer verildi.
ABD’nin yıllardır Hindistan’ı Hint-Pasifik bölgesinde Çin’e karşı stratejik denge unsuru olarak gördüğü belirtilirken, bu yaklaşımın Hindistan, ABD, Japonya ve Avustralya’dan oluşan QUAD yapılanmasının yeniden canlandırılmasını sağladığı ifade edildi.
Ancak Washington ile Pekin arasında ticaret, tarifeler ve tedarik zincirleri konusunda bir uzlaşının sağlanmasının, ABD’nin Hindistan’a alternatif üretim merkezi olarak yatırım yapma isteğini azaltabileceği kaydedildi.
Analizde ayrıca Hindistan ile Çin’in doğrudan ekonomik rakip olduğuna dikkat çekilerek, Çin’e yönelik tarifelerin hafifletilmesi veya tedarik zincirlerinin yeniden normale dönmesi halinde küresel yatırımcıların Hindistan yerine Çin’in daha gelişmiş üretim altyapısını tercih edebileceği belirtildi.
Yarı iletken sektöründeki rekabetin de Hindistan açısından kaygı yarattığı ifade edildi. ABD’nin Elektronik Tasarım Otomasyonu (EDA) yazılımlarının Çinli şirketlere ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırmasının, Çin’in yarı iletken ekosistemini ciddi şekilde güçlendirebileceği aktarıldı.
QUAD’ın geleceğine ilişkin belirsizliğin de Hindistan açısından endişe kaynağı olduğu belirtilirken, Trump’ın ilk başkanlık döneminde Çin’e karşı denge unsuru olarak öne çıkardığı grubun ikinci dönemde stratejik belirsizlik içine sürüklendiği ifade edildi.
Analizde, “QUAD yalnızca diplomatik bir platform değildi; aynı zamanda Çin’in Hint-Pasifik’teki hakimiyetine karşı bir güvence olarak görülüyordu” değerlendirmesine yer verildi.
Çin ile Hindistan arasında ekonomik ilişkiler gelişse de temel sorunların devam ettiği belirtilirken, Hindistan’ın kısa süre önce Pekin’i Pakistan merkezli terör altyapısını korumakla suçladığı hatırlatıldı.
Tayvan meselesinin de Hindistan açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Şi Cinping’in Trump’a yönelik açıklamalarında, “Tayvan meselesi Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konudur” dediği aktarıldı.
Şi ayrıca, “Yanlış yönetilirse iki ülke çatışabilir, hatta doğrudan karşı karşıya gelebilir ve bu durum Çin-ABD ilişkilerini son derece tehlikeli bir noktaya sürükleyebilir” ifadelerini kullandı.
Analizde, Tayvan Boğazı’nda yaşanacak bir krizin küresel yarı iletken ve teknoloji tedarik zincirlerini sekteye uğratarak Hindistan ekonomisini ciddi şekilde etkileyebileceği belirtildi.
Bloomberg Economics’in değerlendirmesine göre Tayvan nedeniyle çıkacak olası bir savaşın dünya ekonomisine yaklaşık 10 trilyon dolara mal olabileceği ifade edildi.
Değerlendirmede, Hindistan’ın en fazla faydayı Washington ile Pekin’in tamamen kopmadığı ancak birbirini dengelemeye devam ettiği bir ortamda sağladığı vurgulandı.
Bu çerçevede Hindistan’ın Avrupa Birliği, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ve Hint-Pasifik bölgesindeki orta ölçekli güçlerle ilişkilerini güçlendirmesi gerektiği ifade edildi.
Analiz, “Hindistan’ın önündeki temel mesele artık yalnızca Çin’i yönetmek ya da ABD ile ilişkileri güçlendirmek değil. Aynı zamanda iki süper gücün birbirine Hindistan’dan daha fazla ihtiyaç duyabileceği bir dünyaya hazırlanmak” değerlendirmesiyle sona erdi.
Diğer İçerikler