Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Ukrayna’nın Savunma Altyapısı, Rusya İşgaline Hazırlıkları ve Direniş Kapasitesi

Bu yazı 01/03/2022 tarihinde yayınlanmıştır.

*Mehmet Yahya Çiçekli / Araştırmacı

Karadeniz havzasının ve Doğu Avrupa’nın başlıca ülkelerinden olan Ukrayna, bölgede nüfus ve askeri güç olarak önemli ülkelerden biri olduğu gibi, tarihsel olarak da Beyaz Rusya (Belarus) ve Rusya ile birlikte Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) tasfiyesi için Belovej Mutabakatı’nı imzalayan üç ülkeden biridir. 15 parçadan oluşan SSCB içinde önemli bir yere sahip olan Ukrayna, 1991 sonunda bağımsızlığını kazandığında geleneksel Rus/SSCB askeri doktrini ve teçhizatını devralmıştır. Aynı zamanda SSCB savunma sanayiinin de en büyük ikinci mirasçısı olmuştur. 1991’de SSCB’nin dağılması sonrası geçen on yıllarda Ukrayna’nın güvenlik algısı yavaş bir dönüşüm sürecine girmiş, Rusya ile ilişkilerin bozulabileceği öngörülmüştür. Buna rağmen Kırım’ın ve kısmen Donbas’ın 2014’teki işgali sırasında Rusya ile büyük ölçekli bir çatışma için tam bir hazırlık yapılmadığı anlaşılmıştır. 2014 sonrası süreçte ise Ukrayna, Rusya’ya karşı kapsamlı bir mücadele vermek üzere savunma politikalarını biçimlendirmiştir. Halihazırda, Ukrayna geneline yönelik Rusya saldırısının nasıl sonuçlanacağını kestirmek güçtür fakat çatışmaların kolayca sonlanmayacağı anlaşılmaktadır.

Ukrayna’nın SSCB Askeri Yapısı İçindeki Yeri ve SSCB’den Devraldığı Miras

Soğuk savaş döneminde, Baltık ülkeleri hariç tutulduğunda Ukrayna ve Beyaz Rusya SSCB’nin Avrupa’ya karşı batı sınırlarını oluşturan başlıca iki devlet olmuştur. SSCB’nin Karadeniz kıyılarını ve Karadeniz’deki başlıca askeri üs ve limanlarını bünyesinde barındıran Ukrayna, NATO ile SSCB arasındaki SSCB müttefiki Demir Perde ülkeleri arkasında kaldığından doğrudan cephe hattında olmayan fakat cepheyi destekleyebilecek merkezi bir konuma sahipti. Bu konumun gereğine uygun şekilde, NATO’ya karşı olabilecek topyekün bir saldırı ve savunma için bir merkez olarak değerlendirilmiş, konvansiyonel silahlar, füze sistemleri ve nükleer silahlar için bir merkez olmuştu.

SSCB’nin dağılmasıyla büyük bir nükleer silah envanteri Ukrayna’da kalmış, 1991-1994 döneminde dünyanın en büyük üçüncü nükleer gücü Ukrayna olmuştur. 1994 sonunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Rusya’nın ortak garantörlüğü ile Ukrayna nükleer silahlarını tasfiye etme kararı almış ve uygulamıştır.

Ukrayna’nın SSCB’den devraldığı askeri miras yalnızca teçhizat ve doktrinden ibaret değildir. SSCB savunma sanayii için önemli bir merkez olan Ukrayna, bilhassa füze sistemleri gibi ileri teknoloji ürünlerin üretimine ev sahipliği yapmaktaydı. Bu nedenle, dağılma sonrası SSCB savunma sanayiinin önemli bir bölümü Ukrayna’da kalmıştır ki bu mirasın SSCB’nin savunma sanayii kapasitesinin üçte birinden fazlasını içerdiği ifade edilmektedir. Bu mirası örneklendirmek gerekirse; kıtalararası balistik füzeler, yörüngeye yük taşıyıcı roketler, çeşitli roket motorları, tank ve zırhlı araçlar, askeri kamyon ve arazi araçları, askeri ve sivil nakliye uçakları, çeşitli uçak ve helikopter motorları, askeri gemiler, gemi ve tank motorları ile gaz tribünleri gibi önemli teknolojileri içermektedir. Bunlardan bazıları dünyada çok az ülkenin üretim kabiliyetine sahip olduğu, çoğu gelişmiş ülkelerin dahi sahip olmadığı teknolojilerdir.

SSCB Sonrası Ukrayna’nın Askeri Yeteneklerindeki Değişim

SSCB’nin dağılması sürecinde eski Sovyet cumhuriyetleri kendi sınırları içinde konuşlu askeri teçhizatı genel olarak devralmıştır. Ukrayna da SSCB’nin başlıca yığınak merkezlerinden olduğundan, bağımsızlığını kazandığı ilk yıllarda teçhizat bakımından dünyanın en güçlü ordulardan biri konumunda olmuştur. Soğuk savaşın bitmesi ile diğer ülkeler gibi silahlı kuvvetlerinde küçülmeye giden Ukrayna, buna bağlı olarak ihtiyaç fazlası hale gelen veya bütçe yetersizliği nedeniyle idame ettirilemeyen devasa envanterini büyük ölçüde yedeğe ve hurdaya ayırmıştır. Bununla birlikte, sınırlarını korumaya yeterli gelebileceğini öngördüğü bir askeri gücü ve ülke istihdamında önemli yer tutan savunma sanayiini muhafaza etmiştir.

1991 sonrası Ukrayna, savunma bakımından Rusya’ya bağımlı olmayı bir risk unsuru olarak görmüş, kendi yerel modernizasyon programlarını geliştirmiş ve teçhizatını kısmen modernize etmiştir. Buna rağmen envanterindeki teçhizat büyük ölçüde Rusya ile benzer kalmıştır. Dış pazarda SSCB menşeli askeri teçhizatın modernizasyonunda da Rusya ile rekabet ederek farklı ülkelere hizmet sunmuştur. Rusya, ürettiği bazı ürünler için gerekli alt sistemlerde Ukrayna’ya bağımlı kalmış, 2014’e kadar Ukrayna’dan aldığı bu teçhizatın 2014 sonrası ikame edilebilmesi bakımından zorluk çekmiştir.

2014’e varan süreçte, bilhassa 2014 öncesi son yıllarda Ukrayna’daki Rusya’ya yakın yönetim, güvenlik bürokrasisinin başına etnik Rus olan ve Rusya ile çok yakın ilişkilere sahip kişileri getirmiştir. Bu kişilerin Ukrayna’nın askeri sırlarını Rusya ile paylaştığı iddia edilmektedir.

Rusya’nın 2014’teki Saldırıları Sırasında Ukrayna’nın İçine Düştüğü Durum

“Avro-meydan” olarak adlandırılan geniş çaplı gösteriler sonucu 2014’te Ukrayna iktidarının değişmesi ve Rusya yanlısı yönetimin yerine NATO ve Avrupa Birliği (AB) yanlısı bir yönetimin gelmesi akabinde kısa süre içinde Rusya önce Kırım’a, ardından Donbas’a saldırmıştır. Ukrayna makamları tarafından geçmişte, etnik Rusların yaşadığı bölgelerde benzer olayların yaşanabileceği değerlendirilmiş olsa da Ukrayna bu saldırılara büyük ölçüde hazırlıksız yakalanmıştır. Saldırıların başlangıcında düzenli kuvvetler öne çıkmasa da, işgali gerçekleştirenler üniformalarındaki kuvvet/birlik/ülke işaretlerini sökmüş düzenli Rus birlikleri olmuştur. Hibrit savaş olarak da tanımlanan bu askeri yaklaşım, düzenli birlikler, düzensiz birlikler, propaganda araçları ve siber savaş gibi farklı öğeleri bünyesinde birleştirmektedir. Bu savaşta Rusya lehine etkili olan öğelerden biri, işgal öncesi Rusya yanlısı Ukrayna yönetimi tarafından kurulup gayrı resmi olarak Rusya ile bağlantılı olan Berkut adlı özel polis güçleridir.

Rusya’nın Kırım ve Donbas saldırılarında, Rusya ile Ukrayna arasında ortak olan veya ortak temele dayanan askeri teçhizatın avantaj ve dezavantajları ortaya çıkmıştır. Örneğin Ukrayna radar sistemleri, Rus hava harekâtını da etkileyebileceğinden doğrudan elektronik harp ile tam olarak baskılanamazken, yine elektronik harp ile Ukrayna telsiz haberleşmesi yerel olarak engellenmiş ve seyyar telsizler devre dışı bırakılabilmiştir.

Telsizlerinin devre dışı kalmasıyla muhabere yeteneğini kaybeden Ukrayna birlikleri komuta kontrol ve eşgüdüm bakımından zora düşmüştür. Düzenli ve düzensiz güçlerin karma saldırısı karşısında eğitim ve doktrin bakımından da hazırlıksız olan Ukrayna birlikleri karşı koymakta zorlanmıştır. Bilahare telekomünikasyon şebekesine de saldırı yapılarak Ukrayna hükümetinin sivil üyeleri arasındaki iletişim de kesintiye uğratılmıştır. Rusya’nın siber saldırıları Ukrayna hükümeti üzerinde baskı oluşturmuştur. Toplamda Kırım’ın işgali bir ay kadar sürede tamamlanmıştır. Donbas’ın iki bölgesinin işgal süreci ise Kırım’daki çatışmanın sona ermesinden 10 gün kadar sonra başlamıştır ve iki aya yakın bir sürede gerçekleşmiştir. Savaşın sonunda Donetsk’deki Mariupol şehri Rusya’ya bağlı güçlerin işgalinden yerel halk ve Ukrayna güçlerinin işbirliği ile kurtarılmıştır ve Donetsk ile Luhansk bölgelerinin (illerinin) büyük kısmı Ukrayna kontrolünde kalmıştır. Mukayese edilebilmesi bakımından, 2008’de Gürcistan’ın iki bölgesinin Rusya tarafından işgal edildiği savaşta da benzer taktikler izlenmiş (düzensiz birliklerin eylemleriyle başlayan hibrit savaş yapılmış) ve savaş 6 gün sürmüştür.

2014 Sonrası Ukrayna’nın Rusya İşgaline Hazırlıkları

Birkaç ay içinde olup biten, Kırım’ın ve Donbas’ın iki bölgesinin işgalinin ardından çatışmalar hızını kaybedip taraflar büyük ölçüde sabit mevzilere yerleşse de tam bir ateşkes sağlanamamıştır. Ortaya çıkan şartlar Ukrayna’nın savunma doktrininin ve askeri taktiklerinin yeniden şekillendirilmesi ihtiyacını, aynı zamanda teçhizat bakımından eksiklikleri ortaya çıkarmıştır. Bu süreçte Ukrayna’nın somut olarak savunma bütçesini katlayarak arttırdığı, SSCB sonrası süreçte yedeğe ayırdığı bazı silah sistemlerini yenileyerek hizmete aldığı, aynı zamanda ABD başta olmak üzere NATO ülkeleriyle askeri eğitim yaptığı görülmüştür. Güvenlik bürokrasisindeki Rusya’ya yakın isimleri de uzaklaştırmıştır.

Ukrayna, bilhassa muhabere sistemlerinde aldığı ağır darbe karşısında telsiz sistemlerini Türkiye’den aldığı telsizler de dâhil olmak üzere yenilemiştir. ABD ve NATO ülkelerinden aldığı teçhizat için ortak eğitimler yapmış ve gerekli gördüğü teçhizatı işgal altındaki bölge sınırlarında denemiştir. Aynı zamanda Ukrayna halkından gönüllülere de temel askerlik eğitimi verilmiştir. Ukraynalı kurmaylar, önlerindeki büyük tehlike karşısında 2008’de Gürcistan’ın İşgali ve 2014’te kendi ülkelerinin işgalinde yaşananları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 2022 Şubat ayında başlayan işgal öncesinde ABD’nin istihbari ve askeri analizleri de Ukrayna’nın istifadesine sunulmuştur.

Ukrayna katlayarak arttırdığı savunma bütçesini belirli odaklara yönlendirmiş, örneğin donanmasına büyük ölçekli bir yatırım yapmamıştır. Hakeza bu süreçte Ukrayna’nın tekrar nükleer silahlara sahip olmayı tercih edebileceği dile getirilmiş fakat bu yönde bir adım atılmamış veya somut bir karar alınmamıştır. İşgal edilen bölgelerin çevresinde devam eden düşük yoğunluklu çatışmalar Ukrayna ordusuna aktif bir muharebe deneyimi sunmuştur.

Milli güç unsurları askeri güçten ibaret değildir. 2014 sonrası Batı ile ilişkileri gelişen Ukrayna ekonomisi olumlu bir seyir izlemiştir. Milli kimlik de Rusya’ya karşı mücadele hazırlığında önemli bir rol oynamıştır. 1990’lı ve 2000’li yıllardan itibaren Ukrayna kamuoyu nezdinde daha çok konuşulan ve git gide daha önemli bir yer tutan tarihi Holodomor faciası da bu kapsamda öne çıkmaktadır. Stalin döneminde 1932-1933 yılları arasında yaşanan ve “Holodomor” olarak adlandırılan büyük kıtlık faciasında tüm Ukrayna nüfusunun üçte biri ila yarısı açlıktan ölmüştür. Moskova’nın yönetimi altında gerçekleşen ve büyük ölçüde görmezden gelinen bu facia bir tür soykırım olarak görülmüş ve Ukrayna milli kimliğinde Rusya’nın olumsuz algılanmasını getirmiştir. Bu tarihsel bilincin zirveye çıktığı bir dönemin ardından gelen Rusya işgali Ukrayna halkının Rusya’ya karşı vatansever ve milliyetçi duygularını pekiştirmiştir.

Ukrayna’nın hazırlıklarına dair göstergelere rağmen, eski SSCB ülkelerinde yaygın olarak görülen yolsuzluk kültürünün Ukrayna’da da süregeldiği, savunma bütçesi katlanarak arttırılmış olsa bile ayrılan kaynakların yolsuzluktan nasibi aldığı ve bu nedenle gerekli hazırlıkların tam olarak yapılmadığı şeklinde eleştirel bazı görüşler de bulunmaktadır.

Ukrayna’nın Direniş Kapasitesinin Değerlendirilmesi

Köklü bir askeri reform olarak tanımlanabilecek şekilde, 2014 sonrasında büyük ölçüde Rusya’ya karşı kendini savunmak ve işgal altındaki bölgelerini geri almak üzere yeniden inşa edilmiş olan Ukrayna silahlı kuvvetleri, soğuk savaş mirası olan “Batı’dan gelecek tehdit” algısını tamamen doğuya çevirmiştir. Bu süreçte başta ABD olmak üzere bazı NATO ülkelerinin paylaştığı, dünyanın en ileri uydu ve elektronik istihbarat imkânlarıyla sağlanan taktik ve stratejik istihbarat, Ukrayna’yı Rusya’nın cephe gerisindeki faaliyetleri ile ilgili bilgilendirmiştir. NATO’nun Ukrayna’ya sağladığı istihbari desteği yalnızca çatışma öncesiyle sınırlı kalması için bir gerekçe yoktur. Hakeza 2008 Gürcistan savaşında da NATO, Gürcistan’a tam radar izleme bilgisi sağlamış, Gürcistan’ın kendi radar sistemleri devre dışı kalsa da Rusya’nın uçaklarını canlı olarak gözlemleme imkânına sahip olmuştur. Bu bakımdan Ukrayna’nın istihbarat ve hava kontrolü gibi bakımlardan zaafa düşmemesi beklenebilir.

Eğer Ukrayna kurmayları, muhabere sistemlerinde 2014’te tecrübe edilen darbenin ışığında gerekli plan ve hazırlıkları yaptıysa, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin komuta kontrol ağının kolayca zafiyete düşmeyecek biçimde hazırlanmış olması gerekir. Bu bakımdan, gerek kendi kurmayları, gerekse NATO kurmayları bakımından Rusya’nın 2008 ve 2014 saldırılarının analizi ile ortaya konulacak gerekli doktrin ve taktiklerin Ukrayna ordusuna kazandırılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Geleneksel olarak, Soğuk Savaştan miras kalan konvansiyonel ve nükleer savaş şartlarına göre geliştirilmiş taktikler ile eğitilmiş Ukrayna silahlı kuvvetleri, karşısına çıkan hibrit savaşa hazırlıksız yakalansa da, 8 yılın ardından tekrar karşısına çıkabilecek benzer taktiklere hazırlıksız yakalanmayacaktır.

Rusya açısından bakıldığında, karşısında kararlı ve hazırlıklı bir rakip olduğunu değerlendirdiği ölçüde, daha önceki işgallerdeki gibi belirli bölgelerde cepheden bir ilerleme ile yetinilmeyeceği, Ukrayna’nın direnme gücünün ortadan kaldırılması için Ukrayna iktidarını ortadan kaldırmaya yönelik bir harekat yürütülmesi beklenebilir.

Rusya silahlı kuvvetlerinin personel ve teçhizat bakımından Ukrayna’ya karşı hava kuvvetleri bakımından ortalama 10 ila 15 kat, kara kuvvetleri bakımından ise 5-6 kat üstün olduğu bilinmektedir. Buna rağmen, Rusya dünyanın en geniş yüz ölçümüne sahip ülkesi olduğundan Rusya silahlı kuvvetleri devasa bir ülkeyi korumakla mükelleftir. 24 Şubat 2022 öncesi NATO ülkeleri tarafından kamuoyuna açıklanan istihbari bilgilere göre, Rus askeri gücünün personel bakımından beşte birini Ukrayna sınırlarına yığdığı ve böylece Ukrayna silahlı kuvvetlerinden az, fakat yakın bir sayıda personeli bölgede tuttuğu, ancak uçak, tank, zırhlı araç gibi bakımlardan üstünlüğe sahip olduğu görülmektedir. Böylece Rusya’nın kâğıt üzerindeki “kahredici” üstünlüğünü fiilen Ukrayna’ya karşı yansıtamayacağı, görece mukayese edilebilir ölçekte bir üstünlük sağladığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen Rusya’nın hassas seyir füzeleri ve çeşitli topçu sistemleri ile uzak mesafelerde mutlak bir ateş gücü üstünlüğü vardır. Yine de bazı analizciler, Rusya’nın elindeki, kritik öneme sahip hedeflerin uzaktan vurulmasını sağlayan yeni nesil hassas güdümlü seyir füzelerinin sınırlı sayıda olduğunu, bu nedenle bu sistemleri uzun süre yoğun olarak kullanamayacağını değerlendirmektedir.

Çatışmanın zamana yayılması ile Ukrayna’nın yedek güçleri göreve çağırması, gönüllü halk birliklerini harekete geçirmesi ve hatta seferberlik ilan etmesi ile Rusya’nın karşısında her halükarda personel bakımından denge kurması, hatta üstünlük sağlaması mümkündür. Ancak, hava kuvvetlerinin desteklediği zırhlı ve mekanize birliklere karşı savunma bakımından çok büyük önem taşıyan, omuzdan atılan tanksavar ve uçarsavar füzeleri Ukrayna silahlı kuvvetlerinin alan hâkimiyeti sağlaması için vazgeçilmezdir. Bu bakımdan Ukrayna silahlı kuvvetlerinin çatışma süresince eksilecek silah ve mühimmatı yerine koyabilmesi gerekecektir. Meskûn mahallerde ise yükselen milli duyguları ile Ukrayna halkının direnişe katkı sağlaması beklenebilir. Rusya’nın saldırının ilk aşamalarında zorlanması ve istediği ilerlemeyi sağlayamaması halinde, teçhizat üstünlüğünü sahaya daha sert şekilde yansıtmak için yeni cepheler açması mümkündür. Açılacak her yeni cephe savaşın iki tarafı için de gerek ikmal, gerekse komuta kontrol bakımından sorunları arttıracak ve ilave yük getirecektir.

Çatışma uzadıkça Rusya’nın kaybedeceği uçak ve zırhlı araçlar gibi teçhizatını devasa silahlı kuvvetlerinin başka birliklerinden çekerek yerine koyması mümkündür. Ukrayna’nın kaybedeceği uçak ve tank gibi başlıca teçhizatı yerine koyması mümkün olmadığından, Rusya’nın teçhizat bakımından üstünlüğünün çatışma sürdükçe artması beklenebilir. Ancak yeni teknoloji elektronik harp sistemleri bakımından Rusya’nın envanterinin kısıtlı olduğu, son yıllarda bu sistemleri ihtiyaca göre Suriye ve Ukrayna arasında kaydırmak zorunda kaldığı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Rusya’nın genel anlamda baş edilemez ölçekte büyük teçhizat rezervleri olsa da kaybedeceği bazı kritik ekipmanları yerine koyma imkanına sahip olmaması muhtemeldir.

Son on yıllarda dünya üzerinde böylesine güçlü ordusu olan iki devlet karşı karşıya gelmemiştir. Ukrayna geneline yayılan bir Rusya saldırısı ve işgali, Ukrayna bakımından topyekûn savaş anlamına gelmektedir. Personel sayısı bakımından İran-Irak savaşı ile mukayese edilebilir olsa da, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın gördüğü, aynı zamanda Kore savaşı sonrası dünyanın gördüğü en büyük savaş olarak tarihe geçmesi muhtemeldir.

Ukrayna’daki şartların dışında Rusya’nın silahlı kuvvetlerinin iç dinamiklerinden kaynaklanan en önemli dezavantajı, yüz binlerle ifade edilen silahlı gücün, bünyesinde kara, hava, deniz unsurları ve gayrı nizami unsurlar bulunduğu halde 21. yüzyılın savaş şartlarında düşman topraklarında eşgüdümü, sevk ve idaresidir. Bu doğrultudaki sorunları çözmeye yönelik olarak, birlikler arası komuta, kontrol, iletişim ve eşgüdümü sağlayacak teknolojik sistemlerin geliştirilmesi ve birliklere dağıtılması için ABD kendi silahlı kuvvetlerine milyarlarca dolar harcamıştır. Rusya’nın eşdeğer bir askeri yatırımı bulunmamaktadır. Rusya, İkinci Dünya Savaşından beri modern teçhizatı olan kurumsal bir devlet ile doğrudan savaşa girmemiştir.

Rusya’nın devasa askeri birikimine ve üstünlüğüne karşın, Ukrayna da orta büyüklükte modern bir askeri güç olarak kayda değer direniş potansiyeline sahiptir. Savaşın seyri nasıl olursa olsun Rusya’nın veya NATO’nun bölgeden vazgeçmesi mümkün değildir. Ukrayna direnişinde başarılı olsa bile Rusya’nın saldırı ve işgalden vazgeçmesi ancak Rusya’nın politika dinamiklerine bağlı olarak gerçekleşebilir. Bu bakımdan Rusya’nın bir küresel güç olarak savaşı kaybettiğini kabullenmesi zor olduğu kadar, bunu ilan etmesi de zordur. Rusya’nın Ukrayna’dan çekilmesi için Ukrayna’nın başarılı olması yeterli değildir. Rusya’nın uluslararası caydırıcılık algısına zarar gelmesini istemeyeceği, bu bakımdan savaşı durdurma noktasında farklı dengeleri gözeteceği düşünülebilir. Ancak Rusya’nın farklı senaryoları öngörerek, net bir hedef tanımı yapmamış olması, gerekli gördüğü yerde “amacına ulaştığını ilan ederek” savaşı sonlandırabilmesi için bir açık kapı bırakmaktadır.

İşgal sürecinde Ukrayna başkentinin veya Ukrayna yöneticilerinin Rusya’nın eline geçmesi halinde Ukrayna’nın direnişini ne ölçüde devam ettirebileceği şüphelidir. Bu bakımdan, 2008 ve 2014’te Rusya’nın işgal ettiği bölgeler çok daha sınırlı alanlar olsa da, buralarda muhalif seslere göz açtırılmadığı dikkate değerdir. Rusya, işgal ettiği bölgeleri demir yumruk ile yönetecektir. Hakeza kukla bir Ukrayna yönetimi ortaya çıksa dahi, Ukrayna halkının açıkça Rusya’nın iktidara getirdiği bir yönetimi benimsemesi çok düşük bir ihtimaldir. Böylesi bir süreç Ukrayna’yı sivil savaşa sürükleyebilir ancak Ukrayna nüfusu içinde etnik Ruslar veya Rusya’ya müzahir kesimler milliyetçi Ukraynalılara karşı bir sivil savaşı sürdürebilecek ölçekte değildir. Öte yandan Rusya, Suriye ve Çeçenistan gibi çatışma sahalarında düzensiz birliklere karşı mücadelede güncel tecrübe sahibidir.

Gerek maddi kayıp, gerek can kaybı bakımından savaşın hem Ukrayna, hem de Rusya’ya büyük bir maliyeti olacaktır. Öte yandan savaş sahasında kalacak Ukraynalı sivillerin can kaybının Irak’ın ABD tarafından işgali sonrası oluşan can kaybının ardından son on yıllarda görülmüş en büyük sivil kayıp olabileceği, savaş nedeniyle yerlerinden edilmiş kişilerin ise Suriye iç savaşında ortaya çıkan miktara yakın sayılara ulaşmasa da milyonlarla ifade edilebileceği değerlendirilmektedir.

Gürcistan’ın sadece küçük bir kısmının işgal edildiği Rusya-Gürcistan savaşının 6 gün, Kırım’ın işgalinin bir ay ve Donbas’ın iki bölgesinin kısmen işgalinin iki ay sürdüğü göz önüne alınırsa, Rusya’nın kendi emelleri doğrultusunda en başarılı olacağı senaryoda bile geniş çaplı ateşkese kadar çatışmaların haftalar sürmesi, öte yandan Ukrayna direnişi başarılı olsa bile Rusya’nın erken pes etmeyeceği, hızlı bir geri adım atma noktasında tereddüt etmesi kuvvetle muhtemeldir.