Middle East Eye: Türk İstihbaratı Afrika’yı Stratejik Öncelik İlan Etti

MİT Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin Afrika’da Sahel’den Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada “istihbarat diplomasisi” yürüttüğünü açıkladı. Ankara’nın kıtadaki askeri, ekonomik ve diplomatik varlığı hızla derinleşirken uzmanlar Türkiye’yi Afrika’daki en etkili dış aktörlerden biri olarak tanımlıyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Middle East Eye (MEE) tarafından hazırlanan habere göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin Afrika’yı stratejik bir öncelik olarak ele aldığını ve kıta genelinde yürütülen istihbarat diplomasisinin somut sonuçlar verdiğini açıkladı. Kalın, Anadolu Ajansı’nda yayımlanan makalesinde Türkiye’nin Sahel’den Afrika Boynuzu’na kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkin bir rol üstlendiğini vurguladı.

Kalın, “Milli İstihbarat Teşkilatı olarak Libya’daki dengeleyici ve istikrar sağlayıcı tutumumuzdan Somali’de terörle mücadeleye katkımıza ve Sudan’daki faaliyetlerimize kadar kıta genelindeki çalışmalarımız birçok ülkenin dikkatini çekmiştir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin istihbarat diplomasisi sayesinde Afrika’nın farklı bölgelerinde olumlu sonuçlar alındığını belirten Kalın, bu etkinin Çad’dan Nijer’e, Togo’dan Burkina Faso’ya, Tanzanya’dan Kenya’ya kadar uzandığını kaydetti.

Ticaret, diplomasi ve güvenlik iç içe ilerliyor

Türkiye’nin Afrika açılımı 2000’li yılların başında hız kazanırken, ekonomik ilişkilerden diplomatik temsile kadar geniş bir alana yayıldı. Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 2003’ten bu yana yaklaşık sekiz kat artarak 2022’de 40,7 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde Türkiye’nin kıtadaki büyükelçilik sayısı 12’den 44’e çıktı.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Afrika Programı Direktörü Murithi Mutiga, Türkiye’nin kıtadaki konumuna dikkat çekerek, “Türkiye bugün Afrika’daki en etkili dış aktörlerden biridir” değerlendirmesinde bulundu.

Mutiga’ya göre Türkiye’nin farkı, sert güç, yumuşak güç ve ticari araçları aynı anda kullanabilmesinden kaynaklanıyor. Güvenlik desteği, Afrikalı öğrencilerin Türk üniversitelerine kabulü ve Türk Hava Yolları’nın kıta genelindeki görünürlüğü bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer alıyor.

Askeri ve istihbari boyut öne çıkıyor

Son yıllarda Ankara’nın Afrika politikası daha belirgin şekilde güvenlik ve askeri iş birliklerine yöneldi. Türkiye, Sahra-altı Afrika’da birçok ülkeye silahlı insansız hava araçları (SİHA) sağladı ve Nijer gibi ülkelerle güvenlik eğitimi anlaşmaları imzaladı.

Afrika uzmanı Ebuzer Demirci, Erdoğan döneminde Türkiye’nin “proaktif ve çok boyutlu” bir Afrika politikası izlediğini belirterek, bunun sahaya dayalı güçlü bir istihbarat kapasitesi gerektirdiğini ifade etti.

Demirci, “Bu dönüşümün pratik ve operasyonel yansıması, MİT’in Libya, Somali ve Sudan’daki çok katmanlı faaliyetlerinde açıkça görülmektedir” dedi.

Demirci’ye göre en dikkat çekici örneklerden biri, 2020 yılında Somali’de Eş-Şebab tarafından alıkonulan İtalyan insani yardım görevlisi Silvia Romano’nun kurtarılması oldu. Operasyon, son derece riskli koşullarda yürütülmesine rağmen Türkiye’nin sahadaki istihbarat yetkinliğini gözler önüne serdi.

Sahel’de pragmatik politika

Türkiye’nin Nijer, Mali ve Burkina Faso gibi son yıllarda askeri darbelerle yönetilen eski Fransız kolonilerine yönelmesi, Ankara’nın pragmatik dış politika anlayışını yansıtıyor. Uzmanlara göre Türkiye, büyük güçlerin çekildiği veya etkisinin zayıfladığı alanlarda “orta ölçekli bir güç” olarak boşlukları doldurmayı hedefliyor.

Mogadişu merkezli The Road Peace Research Institute araştırmacısı Clifford C. Omondi Okwany, ABD’nin Afrika’daki varlığını azaltmasının ardından Rusya, Çin ve Türkiye’nin nüfuzunu artırdığına dikkat çekti. Okwany, Türkiye’nin özellikle Somali’de dış müdahaleye dayanmayan, devlet inşası ve savunma kapasitesine odaklanan özgün bir güvenlik modeli geliştirdiğini belirtti.

İstihbarat mesajı: Türkiye artık sahada

Uzmanlara göre MİT Başkanı’nın Afrika’daki bu geniş etki alanını açıkça dile getirmesi, Türkiye’nin istihbarat kapasitesinde ulaşılan yeni aşamaya işaret ediyor.

Demirci, “Bu açıklamalar, Türkiye’nin artık Afrika’da pasif bir gözlemci değil; sahadaki dengeleri etkileyebilen ve gerektiğinde rakip stratejileri bozabilen bir aktör olduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA