Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Türk Sinema ve Dizilerinin Uluslararası Etkisi
Stratejik Düşünce Enstitüsü önemli bir çalıştaya daha imza attı.
31 Ocak 2020 14:22

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE), İstanbul Üniversitesi,  Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Yunus Emre Enstitüsü işbirliğinde “Türk Sinema ve Dizilerinin Uluslararası Etkisi” başlıklı çalıştay düzenledi. İstanbul Üniversitesinde düzenlenen çalıştayda sektör temsilcileri, akademisyenler, diplomatlar ve medya mensupları hazır bulundu. 

SDE Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı, “Türk Sinema ve Dizilerinin Uluslararası Etkisi” çalıştayının İstanbul Üniversitesinde gerçekleşmiş olmasının önemine vurgu yaptı, bunun toplantıya daha da anlam kazandırdığını söyledi.  Kafkasyalı, “SDE olarak kültür diplomasisi ve kamu diplomasisi alanında yeni bir program serisi başlatalım istedik. Bu toplantıların ilkinde Türk sinema ve dizilerinin uluslararası topluma etkisini konuşalım istiyoruz. Bu sektörün uluslararası bir etkisi olduğu kesin. Ancak biz bu etkiyi nasıl bundan sonraki süreçte daha kontrollü kullanabiliriz onu konuşmak istiyoruz” dedi.

 “Türkiye dizi ihracatında dünyada ikinci sırada”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Erkin Yılmaz ise yaptığı konuşmada endüstrinin geliştirilebilmesi ve izlenecek yol haritası için bu toplantının önemli olduğunu vurguladı. Yılmaz Türk dizi ve sinema sektörü ile ilgili önemli istatistikler de paylaştı;

“Kültürel diplomasi bağlamında Türk dizi ve sinema endüstrisinin özellikle son yıllarda kaydettiği son derece önemli gelişmeler söz konusu. Bu etkinliğin düzenlenmiş olması konu başlıklarıyla 360 derece olarak durumun masaya yatırılması son derce önemli. Sektör konusunda birkaç önemli hususun altını çizmek istiyorum. Türk dizi endüstrisi 150’nin üzerinde ülkeye ihraç ederek dünyada 2. Sıraya yerleşmiş bir endüstri. Eurodata isimli Fransız şirket, dünya çapında 3 buçuk milyar izleyici ile her yıl yapmış olduğu bir değerlendirme raporunu paylaşıyor. 2016 yılı itibarıyla hazırlanan bu rapora göre dünya görsel işitsel anlamda içeriğinin yüzde 30’unu yabancı yapımlardan ihraç etmekte… Bu içeriğin yüzde 25’ini Türk yapımlar oluşturuyor. İkinci sırada Rusya var. ABD ise ancak 4. Sırada yer alabiliyor. Elimizde muazzam bir güç var. Dünyaya sözlerimizi söyleyebileceğimiz güçlü bir endüstri ile karşı karşıyayız.

“Dünyanın domine edemediği sinema endüstrilerinin başında Türkiye var

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Erkin Yılmaz konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Türk sinema sektöründe yerli film izlenme oranı yüzde 60 gerçekleşmekte. Dünyanın domine edemediği sinema endüstrilerinin başında Türkiye var. Üç endüstri var, Hidistan, Çin-Güney Kore ve Türkiye. İnsanlarımız yerli film izliyor ve tercih ediyor. Bunun korunması için önlem alınması gerekiyor.”

“ABD bir taraftan ideolojisini pazarlıyor bir taraftan gelir elde ediyor”

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş ise sinema ve dizi sektörünün teşvik edilmesi gerektiğini söyledi ve ekledi “ABD’nin kültür endüstrisinden elde ettiği gelir 500 milyar dolar. Bir taraftan kendi ideolojisini dünyaya pazarlıyor bir taraftan da ondan gelir elde ediyor.”

Prof. Dr. Şeref Ateş yaptığı konuşmada;

“Dünyada etkileyen ve etkilenen ülkeler vardır. Etkileyen olabilmek için sadece siyasi, askeri güç yeterli değildir en önemlisi insanların duygularına hitap edebilmektir. Nasıl ki yüzyıllar önce bu coğrafyalardan çıkan masallar dünyayı etkileyebilmişse şimdi de başka şeyler etkileyebilmekte.  Sinema da bunun en önemli kaynaklarından birisidir. 1940larda Hollywood bunu yapabilmiş, Türkiye’de ampirik çalışmalar yapılmış, Türkiye’nin hem coğrafi hem de insan özellikleri araştırılmıştır. 2. Dünya savaşından sonra yetişen yeni nesiller doğu ile batı arasında kalan nesiller olmuştur. Son dönemde ise Türkiye yeniden kendine dönüş dönemi yaşıyor. Bunun en önemli sacayağını da sinema sektörü oluşturuyor” ifadelerine yer verdi.

 “Geçen yüzyılın sert güç algısı bu yüzyılda yerini yumuşak güç kavramına bırakmıştır”

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Alkan ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“21. yy sınırların ortadan kalktığı, toplumsal, kültürel, politik ilişkilerin dönüşüme uğradığı bir çağdır. Geçen yüzyılın sert güç algısı bu yüzyılda yerini yumuşak güç kavramına bırakmıştır. Ülkeler artık sahip oldukları yumuşak güç potansiyeli ile öne çıkmakta başka ülkelerle kültür, sanat, bilim, spor, medya gibi yumuşak güç araçlarıyla iletişim kurmaktadır. Ülkemiz bu anlamda önemli bir yumuşak güç potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli etkili şekilde kullanabilmek için kamu diplomasisi koordinatörlüğü kurulmuştur. Pek çok kurum ve kuruluşumuz bu anlamda kıymetli çalışmalar yapmaktadır. Türkiye kamu diplomasisi alanında son yıllarda önemli bir mesafe kaydetmiştir.