SDG/YPG'nin Şam Yönetimine Entegrasyonu, İsrail'in Suriye'deki Nüfuz Hesaplarını Zora Soktu

İsrail'in Haaretz gazetesinde yayımlanan, Orta Doğu analisti ve köşe yazarı Zvi Bar’el imzalı analizde, SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonuyla İsrail'in Suriye'de Kürtleri Türkiye'nin etkisine karşı bir engel ve İran ile Hizbullah'ın faaliyetlerine ilişkin istihbarat kaynağı olarak değerlendirdiği önemli bir unsuru kaybettiği belirtildi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İsrail'in Haaretz gazetesinde yayımlanan, Orta Doğu analisti ve köşe yazarı Zvi Bar’el imzalı analizde, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Şam yönetimine entegre olmasının, İsrail'in Kürtler ve Dürziler üzerinden Suriye'de nüfuz oluşturma politikasını zayıflattığı değerlendirmesinde bulunuldu. Bar’el, ABD ve Türkiye'nin desteklediği “birleşik Suriye” sürecinin İsrail'in bölünmüş bir Suriye üzerinden nüfuzunu koruma seçeneklerini daralttığını savundu.  

Suriye'de Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Şam yönetimiyle vardığı anlaşma kapsamında silahlı yapısını feshederek Suriye ordusuna entegre olması, ülkenin siyasi ve askeri açıdan bütünleşme sürecinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. 

SDG lideri Mazlum Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında varılan anlaşmaya göre, Kürt savaşçıların bir bölümü Savunma Bakanlığı bünyesine alınacak ve orduya bireysel olarak entegre edilecek. Diğer unsurların, kadın savaşçılar ve polis güçleriyle birlikte İçişleri Bakanlığının sorumluluğuna verilmesi öngörülüyor. SDG'nin tank, zırhlı araç, top, havan ve bireysel silahlar dahil askeri teçhizatının da Suriye ordusuna devredilmesi planlanıyor. 

Anlaşma yalnızca askeri unsurların merkezi yönetime bağlanmasını değil, Kürtlerin kontrolündeki sivil kurumlar, petrol sahaları ve sınır kapılarının da Şam yönetimine devredilmesini kapsıyor. Kürt tarafına ise Kürtçenin resmi dil olarak tanınması ve eğitimde kullanılmasına izin verilmesi, Nevruz'un ulusal bayram olarak kabul edilmesi ve Beşşar Esed döneminde vatandaşlıktan çıkarılan bazı Kürtlerin gerekli incelemelerin ardından vatandaşlıklarının iade edilmesi gibi düzenlemeler öngörülüyor. 

SDG lideri Mazlum Abdi'nin askeri üniformasını çıkararak Şam yönetiminde danışmanlık görevine getirilmesi, yardımcısı Sipan Hamo'nun ise Kürt işlerinden sorumlu Savunma Bakan Yardımcılığına atanması da entegrasyon sürecinin siyasi boyutunu ortaya koyan gelişmeler arasında yer aldı. 

İsrail'in Suriye politikası tartışma konusu oldu 

SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonu, İsrail'in Suriye'deki Kürt ve Dürzi gruplarla ilişkileri üzerinden yürüttüğü politika açısından da yeni bir tablo ortaya çıkardı. 

İsrail'in, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Kürtleri ve Dürzileri, Türkiye'nin desteklediği merkezi bir Suriye yönetiminin güçlenmesini sınırlayabilecek unsurlar arasında gördüğü ifade edildi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar daha önce Kürtleri "doğal müttefikler" olarak nitelendirmiş ve bölgedeki diğer azınlıklarla ilişkilerin önemine işaret etmişti. 

Haaretz gazetesinde yayımlanan Zvi Bar'el imzalı analizde, İsrail'in Suriye'deki Kürt bölgelerini Türkiye'nin etkisine karşı bir unsur, Suriye'deki gelişmeler üzerinde nüfuz oluşturabileceği alan ve İran ile Hizbullah'ın faaliyetleri hakkında istihbarat sağlayabilecek potansiyel bir üs olarak değerlendirdiği öne sürüldü. 

Analizde, Kürtlerin Şam yönetimine entegrasyonuyla birlikte İsrail'in Suriye'deki nüfuz araçlarından birinin büyük ölçüde ortadan kalktığı, geriye ise özellikle ülkenin güneyindeki Dürzi grupların kaldığı değerlendirmesine yer verildi. 

İsrail'in Süveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla ilişkileri de bu çerçevede öne çıkıyor. Dürzi dini lider Hikmet el-Hicri'nin İsrail'le yakın ilişkilere işaret eden açıklamaları, Şam yönetimi ile Süveyda'daki Dürzi gruplar arasındaki gerilimle birlikte İsrail'in Suriye'nin güneyindeki politikasının önemli başlıklarından biri olarak değerlendiriliyor. 

ABD ve Türkiye'nin yaklaşımı 

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın, SDG ile Şam yönetimi arasındaki anlaşmanın sağlanmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor. Haaretz analizinde Barrack'ın Kürt tarafına yönelik yoğun diplomatik baskı uyguladığı ve SDG'nin merkezi yönetime entegrasyonunu desteklediği aktarıldı. 

Washington'ın Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve merkezi yönetimin ülke genelinde kontrol sağlaması yönündeki yaklaşımının, İsrail'in azınlıklar üzerinden Suriye'deki nüfuzunu artırmaya dayalı olduğu öne sürülen politikayla farklılaştığı ifade edildi. 

Şam-Tel Aviv hattında güvenlik görüşmeleri 

SDG'nin entegrasyonunun yanı sıra Şam yönetimi ile İsrail arasındaki güvenlik temasları da Suriye'nin geleceğine ilişkin tartışmaların bir diğer başlığını oluşturuyor. 

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Başkanı Roman Gofman'ın, Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik saldırının ardından gerilimi düşürmek amacıyla bir araya geldiği bildirildi. 

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya konuşan diplomatik kaynaklara göre Şam yönetimi, askeri kapasitesini geliştirme ve başka ülkelerle ittifak kurma hakkına yönelik herhangi bir kısıtlamayı kabul etmeyeceğini belirtti. Suriye yönetimi ayrıca egemenliği ve toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini vurgularken, olası bir anlaşma kapsamında İsrail ordusunun 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesini şart koştu. 

SDG'nin merkezi yönetime entegrasyonu ve Şam ile Tel Aviv arasındaki güvenlik temasları, Suriye'de yeni yönetimin ülke genelinde siyasi ve askeri kontrolünü tesis etme sürecinin yanı sıra bölgesel aktörlerin Suriye'ye yönelik politikalarının yeniden şekillenmesine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA