“NAZA” 2026 yapımı bir belgeselin adıdır: Yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor. Film, Gazze savaşı sırasında İsrail ordusunun hedef belirleme, istihbarat ve saldırı süreçlerini; çoğu anonim olarak konuşan 24 İsrailli asker ve istihbarat mensubunun tanıklıkları üzerinden ele alıyor.
2026 Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü alan filmin yapımcıların yaklaşımına göre film, Gazze'deki sivil ölümlerinin yalnızca münferit hatalardan değil, daha geniş bir sistem ve politika çerçevesinden kaynaklandığını ileri sürüyor.
Eski IDF (İsrail Ordusu) Sözcüsü Nachman Shai, mevcut durumu 1987'deki İlk İntifada ile kıyaslıyor. O dönem ordunun yayın yasağı getirmek için bölgeleri kapatma çabası, Filistinlilerin elindeki ilk taşınabilir kameralar yüzünden başarısız olmuş ve İsrail'in bilgi tekelini yıkmıştı. Filistinli aktivistler kapalı bölgelerin içinden gizlice görüntüler çekerek, kasetleri uluslararası medya kuruluşlarına ulaştırmıştı.
Yazar, 1989'da IDF sözcülüğüne geldiğinde buna karşılık olarak askerî birliklerin içine kameralar yerleştirildiğini ve “belgeleyen fotoğrafçı” gibi yeni bir görev oluşturulduğunu söylüyor. Ona göre temel ders şuydu: Medyanın erişimini tamamen engellemek yerine, gazetecilerin sahaya girmesine izin vermek ve olayların doğrudan belgelenmesini sağlamak daha etkilidir.
Mevcut savaşta İsrail ordusu 1987’deki hatayı tekrarlayarak bağımsız gazetecilerin Gazze'ye girişini engelledi. Oluşan bilgi boşluğunu ise Al Jazeera gibi yerel ekiplerin tüm dünyaya anında aktardığı görüntüler doldurdu ve İsrail'e ağır bir kamuoyu zararı verdi.
Nachman Shai, İsrail'in savaş boyunca kendisini savunma ve intikam psikolojisi içinde hareket ettiğini, dışarıya sızan Gazze'deki ağır görüntülerin yanı sıra İsrailli siyasetçilerin ve bazı askerlerin aşırı açıklamalarının da İsrail'in uluslararası konumuna zarar verdiğini savunuyor. Özellikle askerlerin Gazze'deki vandalizm veya sivillerin mülklerine zarar verme görüntülerini sosyal medyada paylaşmasını, İsrail'in karşı karşıya olduğu savaş suçu suçlamalarını güçlendiren malzemeler olarak görüyor.
Shai’ye göre, İsrail'in kendisine yönelik her uluslararası eleştiriyi antisemitizm olarak nitelendirmesi sorunu çözmüyor. Ona göre bazı eleştiriler gerçekten İsrail'in kendi eylemleri ve görüntülerinden kaynaklanıyor.
Yazar, ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı Louis Brandeis'in “Güneş ışığı en iyi dezenfektandır” şeklindeki ünlü sözünü kullanarak şeffaflık ve medya erişiminin daha etkili bir strateji olduğunu savunuyor. Bunun için Gazze'de:
öneriyor.
Son cümlelerde ise İsrail'in “hikâyesinin kaybolmadığını, fakat onu anlatacak yeterince etkili bir aktör bulunmadığını” söylüyor. Hükümetin yalnızca “güçlü el” politikasına güvenmesinin İsrail'e uluslararası alanda maliyet çıkardığını ileri sürüyor.
Diğer İçerikler