İsrail merkezli Maariv Gazetesi’nde Ephraim Ganor tarafından yayınlanan “Netanyahu'nun Miami toplantısından kötü haber: Türkiye Gazze'ye doğru yolda” başlıklı analizde Trump-Netanyahu görüşmesine dair dikkat çeken değerlendirmeler yer aldı.
Analizde, ABD Başkanı’nın, İsrail halkına ve özellikle Netanyahu karşıtlarına, “İsrail Netanyahu olmadan var olmazdı” demesi eleştirilirken “Keşke o anlarda orada, Trump’ın kulağına fısıldayacak biri olsaydı: O olmadan, şimdi burada olmazdık ve 7 Ekim felaketinin ardından tarihteki en korkunç iki yılı geçirmezdik.” ifadelerine yer aldı.
Analizde şu ifadelere yer verildi:
“Bu açık ve doğrudan söylenmemiş olsa da şeytan ayrıntılarda gizlidir ve küçük detaylardan açıkça anlaşılabilir ki Trump’tan F-35 uçaklarını alması beklenen Türkler, Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminden 108 yıl sonra Gazze Şeridi’ne geri dönecek — İsrail Devleti için bundan daha kötü bir haber olamaz. Recep Tayyip Erdoğan’ın burada bir ayak izi bırakacak olması, İsrail topraklarının sınırına bir adım atması, Trump’ın “Bibi Erdoğan’a saygı duyuyor” gibi temelsiz sözlerinin aksine, son derece endişe verici bir anlam taşıyor.
Trump, bol miktarda gerçek beyan ve söz verdiği vaatlerin yanı sıra, Bibi yanlılarının efsanesini de çürüttü; onların inancına göre, Suriye’de Esad rejiminin düşmesinin nedeni Netanyahu’ydu. Trump ise bu başarıyı kendi favorisi Erdoğan’a atfetti.
Bu toplantıyı özetlerken, Netanyahu’ya değinmeden olmaz; Trump’un yanında gölgesi gibi duran (Yidişçe’de “mağdur” anlamına gelen “nebek” gibi) bir izlenim veriyordu. Çok az konuştu ve Trump onu konuşturmak için zorlamasaydı, muhtemelen tek bir kelime bile etmezdi.”
Yunus Paksoy: “İkinci ‘makul ol’ vakası… Trump’ı kışkırtamadılar”
Trump- Netanyahu görüşmesine dair bir diğer değerlendirmede Yunus Paksoy’dan geldi. Paksoy Hürriyet’te yayınlanan “İkinci ‘makul ol’ vakası… Trump’ı kışkırtamadılar” başlıklı yazısında, Netanyahu’nun Florida’ya gelmeden çantasındaki başlıca meselelerden birinin Türkiye olduğunu, Netanyahu’nun Türkiye takıntısının Florida’daki görüşmeyi tamamen gölgede bıraktığını ifade etti.
Trump’ın gazetecilerin sorduğu “Türk askerleri Gazze’ye girecek mi” sorusuna Netanyahu’nun beklediği cevabı vermeyip Erdoğan’ın ne kadar iyi bir dost olduğundan, Türkiye’nin ne kadar mükemmel bir ortak olduğundan dem vurması karşısında adeta bir soğuk duş etkisi yarattığını ifade etti.
Aynı şekilde, “Erdoğan Netanyahu’ya Hitler diyor, İsrail’e Nazi diyor. Ne diyorsunuz?”, “Türkiye’ye F-35 verecek misiniz?” gibi sorularda ve Suriye soruları karşısındaki Trump’ın cevaplarıyla Türkiye ve Suriye konusunda -en azından kameralar önünde- Netanyahu için olabilecek en kötü tablonun ortaya çıktığını belirten Paksoy, “Trump kışkırtmalara gelmedi. Zokayı yutmadı. Sonuna kadar Erdoğan’layım diyerek raconu kesti. Bir nevi ikinci “makul ol” vakası.” ifadelerini kullandı.