İran’ın Ardından Türkiye’yi ‘Bir Sonraki Düşman’ Olarak Gören İsrail Neden Korkuyor?

Ankara’nın son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme ile bölgesel nüfuzunu artırma çabasının, Tel Aviv tarafından “stratejik bir tehdit” olarak algılandığı vurgulanıyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Şarku’l Avsat’ta yayımlanan ve Lübnan doğumlu gazeteci ve yazar Ragida Atme tarafından kaleme alınan analizde, İsrail’de Türkiye’nin artan askeri ve stratejik kapasitesine yönelik endişelerin giderek derinleştiği ifade edildi. Yazıda, Ankara’nın son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerlemenin ve bölgesel nüfuzunu artırma çabasının Tel Aviv tarafından “stratejik tehdit” olarak algılandığı vurgulandı.

Türkiye’nin askeri hazırlıkları dikkat çekiyor

Ortadoğu’da artan gerilimler ve İran merkezli çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimali karşısında Türkiye’nin askeri hazırlık seviyesini yükselttiği belirtiliyor. Ankara’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki askeri varlığını güçlendirmesi ve güney bölgelerinde hava ve füze savunma sistemlerini konuşlandırması, İsrail tarafından yakından takip edilen gelişmeler arasında yer alıyor.

Savunma sanayisindeki yükseliş endişe yaratıyor

Analizde, Türkiye’nin insansız hava araçlarından füze sistemlerine kadar geniş bir alanda elde ettiği başarıların, ülkeyi küresel savunma pazarında önemli bir aktör haline getirdiği ifade ediliyor. İsrail’deki araştırma merkezleri ve yetkililerin, bu gelişmeleri yalnızca teknik ilerleme değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini değiştirebilecek bir unsur olarak değerlendirdiği aktarılıyor.

İsrail’den “stratejik tehdit” uyarısı

İsrail hükümetine bağlı Ulusal Güvenlik Riskleri Değerlendirme Danışma Kurulu (Nagel Komitesi) raporunda, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu artırmaya yönelik politikalarının İsrail için “artan stratejik tehlike” oluşturduğu belirtildi. Raporda, Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile olası bir doğrudan çatışma ihtimaline karşı hazırlıklı olması gerektiği yönünde uyarılar yer aldı.

Gerginlik söylem düzeyinde de artıyor

İsrail’in eski Başbakanı Naftali Bennett’in Türkiye’yi “yeni bir İran” olarak nitelendiren açıklamalarına dikkat çekilen analizde, bu tür söylemlerin iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırdığı ifade edildi. Buna karşın Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, doğrudan bir çatışma ihtimalinin düşük olduğunu vurguladığı ve iki taraf arasında iletişim kanallarının açık tutulduğunu belirttiği aktarıldı.

Bölgesel dengeler yeniden şekilleniyor

İsrail’deki bazı analizlere göre, İran’ın zayıflaması durumunda Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası etkisini artırabileceği değerlendiriliyor. Bu senaryonun Tel Aviv’de, Ankara’nın farklı coğrafyalarda daha aktif bir rol üstlenebileceği yönünde kaygılara yol açtığı ifade ediliyor.

Stratejik ortaklıklar üzerinden dengeleme arayışı

Analizde ayrıca İsrail’in, Türkiye’nin artan etkisini dengelemek amacıyla bölgedeki bazı aktörlerle ilişkilerini derinleştirdiği vurgulandı. Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirilen iş birliklerinin, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin nüfuz alanını sınırlamaya yönelik stratejik bir hamle olduğu değerlendiriliyor.

Çok boyutlu savaş ve yeni güvenlik anlayışı

İsrail ile İran arasında yaşanan son çatışmaların, klasik savaş anlayışının ötesine geçen çok boyutlu bir yapıya sahip olduğu belirtilirken, bu durumun Türkiye dahil bölgedeki tüm aktörlerin savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olduğu ifade edildi.

Sonuç olarak analizde, İsrail’in Türkiye’ye yönelik artan endişesinin yalnızca siyasi söylemlerden kaynaklanmadığı; aksine Ankara’nın askeri kapasitesi, savunma sanayisindeki yükselişi ve bölgesel etkisinin birleşimiyle şekillenen daha geniş bir stratejik kaygıya dayandığı vurgulandı.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA