Yabancı Gözüyle Mehter Değerlendirmesi

Yazar Sophia Proneiko, NATO Liderler Zirvesi'nde liderlerin Mehter eşliğinde karşılanmasını "tarihsel sürekliliğin en çarpıcı örneklerinden biri" olarak değerlendirdi. Paylaşımının siyasi mesaj içerdiği yönündeki eleştiriler üzerine silen Proneiko, amacının yalnızca Mehter'in tarihî ve kültürel önemini anlatmak olduğunu belirterek, "Bir paylaşım yalnızca ön kapıdır. Evin ise keşfedilmeyi bekleyen çok daha fazla odası vardır." ifadelerini kullandı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Sosyal medya platformlarında felsefe, klasik edebiyat ve Antik Yunan kültürü üzerine yazılar paylaşan yazan Sophia Proneiko NATO liderler zirvesinde liderleri karşılayan mehter marşı konusunda önemli değerlendirmeler yaptı ve şunları söyledi:

“Tarihin beni şaşırtmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığı var. Tarih neredeyse hiç kaybolmaz; sadece kendini öyle zarif biçimde yeniden sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna "törensel protokol" demeye başlar.

İşte bu yüzden Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en etkileyici sahnesi müzakere masasının etrafında değil, daha ilk el sıkışmadan önce yaşandı. Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandolarından biri olan Mehter'in ezgileri eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde karşılanırken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihî üniformalar giymiş askerler duruyordu.

Ne çarpıcı bir tarihsel süreklilik… 1949'da savaş sonrası dünyanın güvenlik mimarisini temsil etmek üzere kurulan bir askeri ittifak, kökleri 13. yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin sesiyle bir cumhurbaşkanlığı yerleşkesine adım atıyordu.

Mehter hiçbir zaman yalnızca bir askeri bando olmadı; başlı başına bir savaş aracına dönüştü.

Osmanlı orduları Belgrad'a, İstanbul'un fethine, Rodos'a, Mohaç'a ya da Viyana önlerine ilerlerken duyulan ilk şey, devasa köslerin sarsıcı gürültüsüydü. Ardından zurnaların keskin sesi yükselir, sonra borular ve çınlayan ziller birbirine karışırdı. Çünkü bu müzik, orduya eşlik eden bir unsur değil, ordunun ayrılmaz bir parçasıydı. Amacı askerleri eğlendirmek değildi; daha savaş başlamadan önce düşmana, üzerine doğru yürüyen imparatorluğun gücünü hissettirmekti.

Osmanlı ile karşılaşmaların ardından Avrupa ordularının davulları, zilleri ve "Türk tarzı" askeri müziği benimsemesi de tesadüf değildi. Bu etki zamanla Mozart'ın, Haydn'ın ve Beethoven'ın eserlerine kadar uzandı. Çünkü bazen tarih, bir medeniyeti kılıçla değil, ritmiyle fetheder.

Bazen tek bir ritim yeterlidir.

Bu töreni etkileyici kılan da tam olarak buydu. Mesele Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmaya çalışmak değildi. Mesele, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin daima bildiği bir gerçeği hatırlatmasıydı: Geçmiş bir yük değil, bir dildir. O dili konuşmayı bilen milletler tarihlerini yalnızca konuşmalarla anlatmaz. Çünkü bazen birkaç davul vuruşu, sayfalar dolusu söylemden daha güçlüdür.”

Sophia Proneiko çevresinden gelen baskılar üzerine bu mesajı silmek zorunda kaldı ve neden sildiğini şu cümlelerle açıkladı:

“Dün akşam yaptığım paylaşımın ardından, bazı kişilerin metinde politik bir mesaj aradığını fark ettim.

Oysa yazı tamamen tarafsız bir bakış açısıyla kaleme alınmıştı. Amacım yalnızca dünyanın en eski askerî bandolarından biri olan Mehter'in tarihî ve kültürel önemini, Avrupa askerî müziği üzerindeki etkisini ve medeniyetlerin geçmişleriyle kurduğu sembolik diyaloğu anlatmaktı.

Uzun zamandır felsefe, tarih, edebiyat, mitoloji ve medeniyetlerin gelişimi üzerine yazıyorum. Çünkü gerçekten ilgi duyduğum ve üzerine düşünmekten keyif aldığım konular bunlar.

Bazen tek bir paylaşım beklenmedik şekilde geniş kitlelere ulaşabilir ve profilime birçok yeni insan getirebilir. Ancak hiçbir paylaşım, bir insanın düşünce dünyasını tek başına anlatmaya yetmez.

Bir paylaşım yalnızca ön kapıdır.

Evin ise keşfedilmeyi bekleyen çok daha fazla odası vardır.”

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA