Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 - +90 530 926 41 13 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İsveç ve Finlandiya'nın NATO Üyeliği Dünya Savaşını Tetikler mi?

Bu yazı 17.05.2022 tarihinde yayınlanmıştır.

* Bülent ERANDAÇ / SDE Medya ve Sivil Toplum Koordinatörü 

 

29-30 Haziran'da İspanya-Madrid’de yapılacak NATO ZİRVE toplantısına yaklaşılırken, İsveç ve Finlandiya’nın Nato üyeliği konusu, müthiş diplomatik temaslara ve taktiklere konu oluyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıkması, dünya siyasetinde çok geniş diplomatik dalgalara yol açmış görünüyor.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile görüştükten sonra, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine net biçimde karşı çıkışı ve mantıklı argümanlarla NATO’ya mesajlar göndermesiyle, BAĞIMSIZ TÜRKIYE gerçeğini bir kez daha dünyaya ilan etti. Başkan Erdoğan, resmen NATO’ya girme kararı veren İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerine 'evet' demeyeceklerini söylerken, ''Her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. İki ülkenin yetkilileri Türkiye'ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler, kusura bakmasınlar yorulmasınlar." ifadelerini kullandı. Salı günü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Başkan Erdoğan'a tam destek verdi, BAĞIMSIZ TÜRKIYE DURUŞU ‘nu gösteren cümleler kurarak, ‘İsveç ve Finlandiya BEKLEME ODASINA ALINMALIDIR’ vurgulamasında bulundu.

DİPLOMATİK TRAFİK

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine itirazıyla tırmanan "genişleme krizinin" aşılması için diplomatik çabalar hız kazandı. Başkan Erdoğan'ın, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yönelttiği "teröre destek" suçlamaları, uluslararası basın kuruluşları tarafından "Ankara'dan veto sinyali" başlığıyla son dakika haberi olarak duyuruldu. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın Reuters’e verdiği demeçte, "Finlandiya ve İsveç'e kapıyı kapatmıyoruz" vurgusu yapması, “yumuşama adımı" olarak değerlendirildi. İbrahim Kalın Türkiye'nin hedefinin ulusal güvenliği ile ilgili konuları gündeme getirmek olduğunu ve terörle mücadele konusunda üye olmak isteyen ülkelerden talepleri bulunduğunu aktardı.
Ayrıca Avrupa Birliği'nin (AB) de terör örgütler listesinde bulunan PKK'ya, Suriye'nin kuzeyindeki YPG'ye ve ayrıca Gülen yapılanmasına karşı adımlar talep ettiklerine dikkat çekerek ilgili ülkelerle, özellikle de İsveç ile müzakereler yürütmek istediklerini kaydetti. Ankara'nın bu mesajları, hafta sonunda Berlin'de yapılan ve Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katıldığı gayrı resmi NATO dışişleri toplantısında gerilim düşürmeyi sağladı. Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç ile yürüttüğü görüşmelerin sürdürülmesi, konunun hızlıca yürütülecek temaslar yoluyla sonuçlandırılması konuşuldu.
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Çavuşoğlu ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu.  "Çavuşoğlu ile en yakın ortaklarımız Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya üyelik başvurusu ile ilgili kararları hakkında konuştum. Türkiye değerli bir müttefik ve her güvenlik kaygısı ele alınmalı. Bu tarihi anda bir arada durmalıyız" ifadeleriyle diplomatik bir formül için çabalarını sürdüreceği mesajını verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Berlin'de Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile konuşma fırsatı bulduğunu ve ayrıntılara girmek istemediğini vurgulayarak, "Ancak şu kadarını söyleyebilirim: Hemen hemen tüm müttefiklerden, Finlandiya ve İsveç'in ittifaka üyeliğine çok güçlü bir destek var. Bir konsensüse ulaşacağımıza güvenim tam" dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,  hafta sonunda gayrı resmi NATO dışişleri bakanları toplantısı için geldiği Berlin'de, İsveç ve Finlandiya dışişleri bakanları ile üçlü görüşmede bir araya geldi, Türkiye'nin pozisyonuna açıklık getirerek, taleplerini iletti. Çavuşoğlu, Türkiye'nin NATO'nun açık kapı politikasını desteklediğini ancak "terörü destekleyen ülkelerin NATO müttefiki olmaması gerektiğini" söylerken, Finlandiya ve İsveç'in PKK ve YPG'ye destek verdiği iddiasını yineledi. Bu ülkelerden güvenlik garantileri istediklerini söyleyen Çavuşoğlu, ayrıca, Türkiye'ye silah satışlarına getirilen kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini savundu.
Çavuşoğlu, "Türkiye gibi bir müttefike yönelik savunma sanayileri kısıtlaması ya da ihracat izinleriyle ilgili yasakların da kesinlikle kalkması lazım" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin İsveç konusunda duyduğu rahatsızlıkların başında Suriye'nin kuzeyindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliği yer alıyor. Ankara, PKK'nın Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG'yi bünyesinde barındıran SDG ile İsveç'in yakın iş birliği içerisinde bulunmasından rahatsız ve bu bölgedeki altyapı çalışmalarına sağlanan maddi desteğin durdurulmasını istiyor. Öte yandan Türkiye yapılan silah satışlarındaki kısıtlama da sadece Finlandiya ve İsveç tarafından değil, Almanya gibi pek çok AB üyesi ülke tarafından uygulanıyor.

Almanya, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında uygulamaya başladığı kısıtlamaları Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyine yönelik askeri harekatları sonrasında daha da sertleştirmişti. Ayrıca Rus S-400'leri satın alması sebebiyle Türkiye halihazırda ABD'nin hasımlarına yönelik uyguladığı CAATSA yaptırımlarının da hedefinde. Dolayısıyla Erdoğan'ın İsveç ve Finlandiya için dile getirdiği, "Türkiye'ye yaptırım uygulayan ülkelerin bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz" sitemi aslında ittifakın diğer üyelerini de bır mesaj oluyor. Bu nedenle Erdoğan’ın “kısıtlamalar kalkmalı" mesajı aslında diğer pek çok NATO müttefikini de yakından ilgilendiriyor.

ÇAVUŞOĞLU WASHINGTON'DA
Çavuşoğlu'nun bu hafta Washington'da ABD'li mevkidaşı Blinken ile yapacağı görüşmelerin büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Ankara'nın ABD'den beklentilerinin önem taşıdığına dikkat çekilirken, F-16'lar ve diğer savunma alımları konusunda ilerleme sağlanması durumunda, bunun NATO'da da olumlu yansımaları olabileceği yorumları yapılıyor,

ALMANYA'NIN POZİSYONU NE?

Hafta sonunda NATO'nun gayrı resmi dışişleri bakanları toplantısına ev sahipliği yapan Almanya da diğer NATO müttefikleri gibi İsveç ve Finlandiya'nın çok hızlı bir şekilde üyeliğe kabul edilmesini istiyor. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Türkiye'nin gündeme damgasını vuran itirazlarına rağmen, "Finlandiya ve İsveç, siz hazırsanız biz de hazırız" açıklamasını yaptı. "NATO'nun kapıları onlara açık, bu kapıdan içeri girmek isterlerse onları açık kollarla karşılayacağız" diyen Baerbock, "Söz konusu ülkeler için tarihi nitelikteki bu özel anda bir kördüğüm yaşamamalıyız" ifadelerini de kullandı. İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri ne zaman gerçekleşebilir? İsveç ve Finlandiya'nın olası üyelikleri, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde tarihi değişim olarak görülüyor. Türkiye'nin çekincelerinin giderilmesi durumunda İsveç ve Finlandiya'nın üyelik süreçlerinin, birkaç ay içerisinde tamamlanabileceği belirtiliyor. İlgili ülkelerin resmi üyelik başvurusu 30 Haziran Madrid NATO Zirvesinde değerlendirilecek. Fiilen her üyenin veto yetkisi var. Hiçbir üyenin itiraz etmemesi durumunda bu, başvurulara yeşil ışık yakılması anlamına gelecek ve üyelik müzakereleri başlayacak. Bunun da çok hızlı bir şekilde tamamlanabileceği belirtiliyor. Müzakerelerin tamamlanmasının ardından, aday ülke hükümetleri tarafından imzalanan, sorumluluk ve yükümlülüklere uyulacağına dair taahhütlerin yer aldığı mektuplar, bir kez daha NATO'da 30 ülkeye sunulacak ve burada katılım protokolünün imzalanması konusunda nihai kararın alınması istenecek. İtiraz olmaması halinde genişlemenin sürecinin son aşamasına, onay aşamasına geçilecek. NATO yetkilileri, kimi üye ülkelerde yeni üyelerin kabulü için protokollerin parlamentolarda onaylanmasının şart koşulduğunu, bu nedenle onay aşamasının birkaç ay zaman alabileceğine dikkat çekiyor.

RUSYA LİDERİ PUTİN NE YAPACAK?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kolektif Güvenlik Anlaşması'nın imzalanmasının 30'uncu, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Ermenistan) kuruluşunun da 20. yıl dönümü dolayısıyla Kremlin Sarayı'nda yapılan liderler zirvesinde konuştu.

NATO'nun genişlemesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Putin, bu genişlemenin tamamen "ABD’nin dış politikası çıkarları doğrultusunda suni olarak yaratılmış bir problem" olduğunu ifade etti. Putin, genel olarak NATO'nun bir ülkenin dış politikasının aracı olarak agresif bir şekilde kullanılmasının zaten zor olan uluslararası güvenlik ortamını daha da kötüleştirdiğini söyledi. İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılım kararıyla ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Putin, "İsveç ve Finlandiya ile sorunumuz yok. NATO'nun İsveç ve Finlandiya'ya genişlemesinde Rusya’ya doğrudan tehdit yok ancak askeri altyapının bu bölgeye genişletilmesi tepkimizi tetikleyecek. Oluşturulacak tehditlere bakacağız. Buna göre tepki vereceğiz." ifadelerini kullandı. Bu genişleme politikasına ek olarak, Kuzey Atlantik İttifakının aynı zamanda coğrafi hedefinin ötesine geçtiğini dile getiren Putin, birliğin uluslararası meselelere giderek daha aktif bir şekilde dahil olmaya ve uluslararası durumu kontrol etmeye çalıştığını belirtti. Putin, bütün bunların kendileri açısından ek dikkat gerektirdiğini vurguladı.

UKRAYNA SAVAŞI KALİNİNGRAD'A SIÇRAR MI?

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olması, Ukrayna savaşının yeni halkalar biçiminde genişlemesi manasına geliyor. NATO, bu iki ülkeyi üye yaparak, Rusya’yı Kuzeyden kuşatırken, BALTIK denizi  yeni savaş alanı haline dönüşme riski taşıyor. Nitekim, İsveç ve Finlandiya, NATO üyesi olduğu taktirde, Rusya'nın Baltık denizine açıldığı Kaliningrad boğazı NATO’nun kontrolüne girecek. Rus toprakları olan Kalininngrad toprakları-askeri üslerı tam bir NATO kuşatmasına girecek. Bu durumun çok kritik gelişmelere yol açması söz konusu. Rusya ile herhangi bir kara bağlantısı olmayan Rus toprağı Kaliningrad, Baltık coğrafyasında önemli bir konuma sahip. Bu bölge, Baltık denizine çıkış dolayısıyla Rus dış politikasında öncelikli sıralarda. Rusya ile herhangi bir kara bağlantısı olmayan Kaliningrad bölgesi, AB ile olan ilişkilerde hem bir köprü hem de bir rekabet oluşturuyor. Rusya’nın burada Hava ve Deniz askeri teçhizat bulundurması, tatbikatlar yapması ABD(NATO)-Avrupa tarafından çok dikkatle takip ediliyor. Anakara ile bağlantısı olmayan bu bölgenin Polonya ve Litvanya arasında bulunması, Rusya’ya bu ülkelerin iç işlerine müdahale edebilmesine de imkân vermektedir. NATO’nun genişlemesi ile NATO’nun sınır komşusu haline gelen Rusya, NATO tarafından bölgeye konuşlandırılan füzeler, teçhizatlar ve gerçekleştirilen tatbikatlardan dolayı kuşku duyar hale gelmiştir. NATO’nun NATO üyesi olmayan Finlandiya ve İsveç’le yakın ilişkiler kurma ve birliğe onları da dahil etme çabası, Rusya’yı oldukça rahatsız etmektedir. 30 Haziran'da İspanya'nın Başkenti Madrid’de toplanacak olan NATO ZİRVESİNDE, FİNLANDİYA VE İSVEÇ’İN NATO ÜYESİ OLMASI yolunda yapacakları başvurunun, KALİNİNGRAD'IN ATEŞ TOPUNA DÖNMESINE yol açacağı yoğun biçimde tartışılıyor.

SONUÇ

ABD İLE RUSYA JEOPOLİTİK SAVAŞI UKRAYNA'DAN Baltık denizine doğru   yayılma riski taşıyor. ABD Başkanı Biden ile Rusya lideri Putin'in UKRAYNA sonrası iki bölgede daha kafa kafaya gelecekleri büyük olasılık olarak değerlendiriliyor. ABD-NATO, İsveç ve Finlandiya'yı NATO üyesi yaparsa Rusya'nın Baltık Denizini çıktığı KALİNİNGRAD genişleyen savaş senaryoları şimdiden hem ABD-İngiltere-Avrupa hem de Rusya stratejik masalarında enine boyuna konuşulduğu dile getiriliyor.

SONUÇ

Başkan Recep Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı, bir taraftan BAĞIMSIZ TÜRKIYE DURUŞUYLA NATO ZINCIRLERINI KIRARKEN, diğer taraftan Ukrayna sonrası olası SAVAŞ gelişmelerini dizginleyecek BARIŞ HAMLELERİNİ DE ÇOK AKILLI DIPLOMATIK HAMLELERLE YÜRÜTÜYOR.