Trump’tan İsrail ve Netanyahu’ya Dikkat Çekici Mesaj: Siyonizm Karşıtı Hahamları Beyaz Saray’da Kabul Etti, Hahamlar Trump’a “İsrail ve Siyonist Örgütler Yahudileri Temsil Etmiyor” Mektubu Sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Siyonizm karşıtı Ortodoks Yahudi hahamları Beyaz Saray’da kabul etti. Başkan Yardımcısı JD Vance’in de yer aldığı görüşmede Satmar Rebbesi Haham Aron Teitelbaum tarafından Trump’a sunulan mektupta, İsrail Devleti ve Siyonist kuruluşların dünya Yahudileri adına konuşamayacağı savunuldu. Mektubun en dikkat çekici mesajlarından biri, “İsrail, İsrail adına konuşabilir. Siyonist örgütler kendi adlarına konuşabilirler. Ama bizim adımıza konuşamazlar ve bizi tanımlayamazlar” ifadeleri oldu.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da Siyonizm karşıtı Ortodoks Yahudi hahamlarla gerçekleştirdiği görüşme, İsrail ve Siyonizm tartışmaları açısından dikkat çekti.

Beyaz Saray’daki görüşmede Başkan Yardımcısı JD Vance de yer alırken, Satmar Rebbesi Haham Aron Teitelbaum tarafından Başkan Trump’a hitaben hazırlanan bir mektup sunuldu.

Mektupta, anti-Siyonist Ortodoks Yahudilerin ABD yönetiminden Amerikan dış politikasını değiştirmesini veya anti-Siyonizmi benimsemesini istemediği özellikle belirtildi. Bunun yerine temel talebin, ABD yönetiminin anti-Siyonist Yahudilerin dini ve siyasi kimliklerini İsrail Devleti veya Siyonist kuruluşlar üzerinden tanımlamaması olduğu ifade edildi.

“İsrail Yahudi Halkını Tanımlayamaz”

Trump’a sunulan mektuptaki en dikkat çekici mesajlardan biri İsrail Devleti’nin dünya genelindeki bütün Yahudileri temsil ettiği anlayışına yönelik itiraz oldu.

Mektupta, İsrail’in kendi vatandaşlarının devleti olduğu, ancak dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Yahudiler adına siyasi temsil iddiasında bulunamayacağı savunuldu.

Teitelbaum’un mektubunda, “İsrail, vatandaşlarının istediği gibi kendini tanımlayabilir, ancak Yahudi halkını tanımlayamaz veya siyasi kimliklerini belirleyemez” görüşüne yer verildi.

“Siyonizm Yahudileri Değil, Siyonistleri Temsil Eder”

Mektupta Siyonizm ile Yahudilik arasında da kesin bir ayrım yapıldı.

Satmar’ın geleneksel anti-Siyonist Ortodoks yaklaşımına göre Yahudileri birbirine bağlayan unsur siyasi milliyet değil, Yahudilik ve Tevrat olarak tanımlandı.

Bu çerçevede Siyonist kuruluşların veya İsrail hükümetinin bütün Yahudiler adına konuşamayacağı savunularak, “Siyonistler ‘Yahudi halkının temsilcileri değildir’” görüşü aktarıldı.

Netanyahu’nun Tüm Yahudileri Temsil Ettiği Anlayışına İtiraz

Mektupta, bir İsrail başbakanının “tüm Yahudi halkını” temsil ettiği yönündeki söylemler de açık biçimde reddedildi.

Anti-Siyonist Ortodoks Yahudilere göre İsrail hükümeti kendi vatandaşlarını, Siyonist kuruluşlar ise kendi üyeleri ve destekçilerini temsil edebilir. Ancak bu siyasi temsilin dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan bütün Yahudileri kapsayacak biçimde genişletilemeyeceği savunuldu.

Mektubun temel mesajlarından biri, İsrail hükümetinin aldığı kararların nüfusunun çoğunluğunun Yahudi olması nedeniyle otomatik olarak “Yahudi görüşü” sayılamayacağıydı. Aynı şekilde İsrail politikalarına karşı çıkmanın da Yahudiliğe veya Yahudilere karşı çıkmak anlamına gelmediği ifade edildi.

“İsrail Bizim İçin Yabancı Bir Ülkedir”

Teitelbaum’un mektubunda Amerikalı anti-Siyonist Yahudilerin İsrail’le siyasi ilişkisine yönelik de çarpıcı ifadeler kullanıldı.

Satmar yaklaşımına göre Amerikan vatandaşı bir anti-Siyonist Yahudi açısından İsrail, diğer yabancı devletlerden farklı bir siyasi statüye sahip değil.

Mektupta bu görüş, “İsrail Devleti ile Japonya, Uganda veya herhangi bir başka yabancı ülke ile olduğumuzdan daha fazla siyasi bağlantımız yok” sözleriyle ifade edildi.

Bunun İsrail’de yaşayan Yahudilere karşı dini veya insani bağların reddedilmesi anlamına gelmediği, ancak söz konusu bağların siyasi aidiyet oluşturmadığı savunuldu.

“Kutsal Topraklar ile İsrail Devleti Aynı Şey Değildir”

Mektupta anti-Siyonist Yahudilerin İsrail Devleti’ne yönelik tutumlarının Kutsal Topraklara yönelik dini bağlılıkla karıştırılmaması gerektiği de belirtildi.

Eretz Yisroel’in Yahudilik açısından kutsal olduğu kabul edilirken, bu dini bağlılığın söz konusu topraklarda egemenlik kuran modern İsrail Devleti’ne siyasi bağlılık anlamına gelmediği ifade edildi.

Bu görüş, “Kutsal topraklara olan dini bağlılığımız, o topraklar üzerinde egemenlik kuran ülkeye uzanmaz” sözleriyle özetlendi.

“Yahudileri İsrail’le Özdeşleştirmek Antisemitizmi Besliyor”

Trump’a sunulan mektupta İsrail ile dünya Yahudilerinin özdeşleştirilmesinin antisemitizm açısından da sorun oluşturduğu savunuldu.

Anti-Siyonist hahamlar, İsrail hükümetinin eylemlerinden bütün Yahudilerin sorumlu tutulmasının “kolektif sorumluluk” anlayışını besleyebileceğini belirtti.

Bu nedenle Yahudi dini kimliği ile İsrail ve Siyonist siyasi kimliği arasında açık bir ayrım yapılması gerektiği savunuldu.

Trump’a Son Mesaj: “Siyasi Evimiz Amerika Birleşik Devletleri’dir”

Mektubun sonunda ise Amerikan yönetimine doğrudan bir mesaj verildi.

Anti-Siyonist Yahudilerin İsrail’in diasporadaki mensupları olarak değil, Amerikan vatandaşları olarak görülmek istedikleri belirtilerek, “Siyasi evimiz Amerika Birleşik Devletleri’dir” denildi.

Mektuptaki yaklaşım, “İsrail, İsrail adına konuşabilir. Siyonist örgütler kendi adlarına konuşabilirler. Ama bizim adımıza konuşamazlar ve bizi tanımlayamazlar” ifadeleriyle özetlendi.

Beyaz Saray’daki görüşmenin kendisi Trump yönetiminin İsrail politikasında bir değişiklik yaptığı anlamına gelmese de, anti-Siyonist Ortodoks Yahudi çevrelerin İsrail ve Siyonizmin bütün Yahudileri temsil ettiği anlayışına yönelik itirazlarını doğrudan ABD Başkanı’na iletmeleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA