Orta Doğu’da askeri tansiyonun düşmediği bir dönemde, Trump yönetimi bölgedeki müttefiklerine yönelik stratejik mühimmat ve savunma desteğini artırma kararı aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre incelemesi şartını devre dışı bırakarak; Katar, İsrail, Kuveyt ve BAE’yi kapsayan toplam 8,6 milyar dolarlık silah satışını onayladı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yetkisini kullanarak "acil durum" hükmü vermesi, satışların yasal denetim süreçlerine takılmadan derhal uygulanmasının önünü açtı. Bu hamle, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı hava saldırılarının dokuzuncu haftasına girdiği ve bölgedeki ateşkes çabalarının kırılganlığını koruduğu bir süreçte geldi.
Satış paketinde en büyük payı 4,01 milyar dolarlık Patriot hava savunma sistemi yenileme hizmeti ile Katar alırken, Doha yönetimine ayrıca 992,4 milyon dolarlık Gelişmiş Hassas Güdümlü Silah Sistemleri (APKWS) sevkiyatı yapılacak. Kuveyt, 2,5 milyar dolarlık entegre muharebe komuta sistemi ile savunma altyapısını güçlendirirken; İsrail’e 992,4 milyon dolar, BAE’ye ise 147,6 milyon dolar tutarında APKWS mühimmatı gönderilecek. Projenin ana yüklenicileri arasında savunma sanayii devleri BAE Systems, RTX Corporation (Raytheon), Lockheed Martin ve Northrop Grumman yer alıyor.
Washington’un bu kararı, hem bölgedeki savaşın insani maliyeti hem de alıcı ülkelerin insan hakları sicilleri nedeniyle uluslararası kamuoyunda sert eleştirilere yol açtı. Özellikle İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki operasyonlarının yol açtığı büyük yıkım, on binlerce can kaybı ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesi, Birleşmiş Milletler raporlarında "soykırım" değerlendirmelerine kadar uzanmıştı. Öte yandan Kuveyt, BAE ve Katar’ın azınlık hakları ve basın özgürlüğü gibi konulardaki karnesi, hak savunucuları tarafından silah satışının önünde bir engel olarak gösterilse de Beyaz Saray, müttefiklik ilişkilerini ve bölgesel güvenlik önceliklerini ön planda tutmaya devam ediyor.
Başkan Trump’ın Kongre’yi devre dışı bırakma stratejisi sadece silah satışlarıyla sınırlı kalmadı. ABD yasalarına göre hükümetin onay almadan başlattığı bir savaş için gereken 60 günlük sürenin dolmasına ramak kala, Trump yönetimi Kongre’ye sunduğu mektupta İran ile olan "düşmanlığın sona erdiğini" resmen bildirdi. Bu bildirimle yeni bir savaş yetkisi alma zorunluluğundan kurtulan yönetim, bölgedeki askeri varlığın süreceğini ancak operasyonların "kalıcı barış" çabaları çerçevesinde devam edeceğini iddia etti. Bu taktiksel hamle, Trump yönetiminin Orta Doğu politikasında Kongre denetimini en aza indirerek hızlı ve otonom hareket etme kararlılığını bir kez daha kanıtladı.
Diğer İçerikler