Washington ile Tahran arasında aylardır yürütülen barış görüşmeleri tam imza aşamasına gelmişken, İsrail ordusunun Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısı Beyaz Saray'ı karıştırdı. Anlaşmanın sabote edilmesine sinirlenen ABD Başkanı Donald Trump, Fox News kanalına canlı yayında telefonla bağlanarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik çok sert ifadeler kullandı.
Saldırının, anlaşmaya bu kadar yaklaşılan özel bir günde asla yaşanmaması gerektiğini vurgulayan Trump, Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin detaylarını şu sözlerle itiraf etti:
"Bibi (Netanyahu) neden böyle kahrolası bir saldırı düzenlemek zorunda kaldı ki? Çok sinirlendim ve bunu ona doğrudan söyledim. Bu adamın hiçbir muhakeme yeteneği yok! Ona telefonda 'Sen ne yaptığını sanıyorsun?' dedim. Anlaşmayı bu sabah imzalamamız gerekiyordu ancak Beyrut'taki İsrail saldırısı bunu geciktirdi. Dürüst olmak gerekirse, Netanyahu bize şükran duymalı. Zira İran'ın nükleer silahı olsaydı İsrail iki saat bile ayakta kalamazdı."
Netanyahu’nun tüm itirazlarına rağmen İran ile mutabakat sağladıklarını belirten Trump, tüm tarafların geri adım atması gerektiğini ifade ederek, anlaşmanın birkaç saat içinde elektronik olarak, gelecek hafta ise Avrupa'da yüz yüze imzalanacağını iddia etti.
Savaş Bakanı Hegseth: "İsrail Ölçülü Davrandı, Anlaşma Yolunda"
Trump, Tel Aviv yönetimine öfke kusarken; ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ise CBS News kanalına verdiği demeçte adeta İsrail'in avukatlığına soyundu. Beyrut saldırısının İran ile imzalanacak ön mutabakat zaptını rayından çıkarmasını beklemediğini söyleyen Hegseth, "Bildiğim kadarıyla yolumuzda ilerliyoruz. Mesele 'anlaşma olacak mı' değil, 'ne zaman olacak' meselesidir" dedi.
İsrail’in Beyrut’u bombalamasını savunarak "İsrail yanıtında çok ölçülü davrandı" iddiasında bulunan Savaş Bakanı, faturayı Hizbullah ve İran’a kesmeye çalıştı:
"Hizbullah'ın kuzey İsrail'e roket fırlattığının farkındayız, bunu durdurmaları gerekiyor. İran'ın da bunu çok kararlı bir şekilde durdurmaları için onları teşvik etmesi şart. Eğer İran bu anlaşma sürecinin devam etmesini istiyorsa, şüphesiz Hizbullah'ı geri çekmesi gerekiyor. Anlaşma sağlansa bile İran şartlara uymazsa ABD'nin askeri seçeneği her zaman masada kalacaktır."
İran'dan Misilleme Resti: "Füze Rampaları Hazırlanıyor"
İsrail’in sabotaj hamlesi sonrası İran cephesinden ise peş peşe savaş tamtamları çalmaya başladı. İran lideri Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Tel Aviv’in Beyrut'ta büyük bir hesap hatası yaptığını belirterek, "Bu saldırı sabrı taşırdı ve gerekli askeri emir verildi. Sıfır saati geldi, füze rampaları İsrail'e doğru hazırlanıyor" diyerek açıkça savaş ilan etti. Velayeti ayrıca, Lübnan’a yönelik saldırılar durmazsa Hürmüz ve Babu'l Mendeb boğazlarını tamamen kapatacaklarını duyurdu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir de "Lübnan bizim canımızdır, kırmızı çizgimizin ihlaline tahammül etmeyiz" diyerek İslam savaşçılarının cevabının çok yakın olduğunu belirtti.
"Müzakereler Tamamen Durabilir"
İsrail saldırısının ardından Washington’a en net ve sert uyarı ise İran Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf’tan geldi. ABD’nin ikili oynadığını ima eden Kalibaf, "İsrail'in Beyrut'un güneyine yönelik saldırısı, ABD'nin ya taahhütlerini yerine getirme iradesinden ya da bunu yapma kabiliyetinden yoksun olduğunu gösteriyor. 'Kötü polis, iyi polis' oyunları artık eskide kaldı. Eğer taahhütlerinizi yerine getirme iradeniz ve kapasiteniz yoksa, bu saatten sonra müzakere sürecinin devamından söz etmek mümkün değildir" diyerek masadan kalkabilecekleri uyarısında bulundu.
Diğer İçerikler