Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent, FBI Direktörü Christopher Wray’den Sonra ABD İstihbaratının En Tepesindeki Tulsi Gabbard da İstifa Etti

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, eşinin muzdarip olduğu nadir bir kemik kanseri türünü gerekçe göstererek görevinden istifa ettiğini duyurdu. Trump’ın dış politika ve güvenlik bürokrasisindeki dikkat çeken ayrılıklar zincirine eklenen bu gelişmenin ardından, Gabbard’ın yerine vekaleten Aaron Lukas'ın getirileceği açıklandı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

ABD yönetiminin en kritik güvenlik kademelerindeki hareketlilik sürüyor. Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent ve FBI Direktörü Christopher Wray’in ardından, ABD istihbarat topluluğunun en tepesindeki isim olan Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Gabbard, kişisel X hesabı üzerinden paylaştığı istifa mektubunda, son bir buçuk yıldır bu görevi yürütmesine imkan tanıyan ve kendisine güvenen Başkan Donald Trump’a derin minnettarlığını sundu. Ayrılık kararına gerekçe olarak ise eşine kısa süre önce teşhis edilen nadir bir kemik kanseri türünü gösterdi. Başkan Donald Trump da kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada istifayı doğrulayarak, Gabbard’ın harika bir iş çıkardığını ve 30 Haziran itibarıyla yönetimden ayrılacağını belirtti. Gabbard’a hizmetleri için teşekkür eden ve kendisini özleyeceklerini vurgulayan Trump, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevini vekaleten Birinci Yardımcı Aaron Lukas’ın yürüteceğini ilan etti.

Geçmişte sekiz yıl boyunca Demokrat Parti çatısı altında ABD Kongresi üyeliği yapan ve 2020 başkanlık seçimlerinde aday adayı olan Gabbard, Hawaii Ulusal Muhafızları bünyesinde Irak’ın işgali sırasında görev yaptı. Irak cephesindeki deneyimleri nedeniyle ABD’nin denizaşırı askeri müdahalelerine sert şekilde karşı çıkan Tulsi Gabbard, daha sonra Demokrat Parti ile yollarını ayırarak 2024 seçim sürecinde Donald Trump’a destek vermişti. Gabbard, bu kararında Trump’ın ABD’nin dış dünyadaki "askeri maceralarına" son verme vaadinin etkili olduğunu söylemiş, Joe Biden yönetimini ise dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirmekle suçlamıştı.

Buna rağmen Gabbard’ın yaklaşık bir buçuk yıllık görev süresi oldukça tartışmalı geçti. Geçmişte Venezuela ve İran’a yönelik askeri hamlelere karşı çıkan yapısı, Trump yönetiminin attığı bazı radikal adımlarla sert şekilde çelişti. Venezuela lideri Nicolas Maduro’ya yönelik askeri alıkoyma planları sürecinde Gabbard’ın arka plana itildiği iddia edildi. Ayrıca, Ulusal İstihbarat Konseyi’nin (NIC) Venezuela hükümeti ile "Tren de Aragua" çetesi arasında Trump yönetiminin iddia ettiği gibi bir iş birliği bulunmadığına dair rapor yayımlamasının hemen ardından, kurumdaki bazı yetkililerin Gabbard tarafından görevden alınması tepki çekmişti.

Gabbard’ın Georgia eyaletindeki bir seçim merkezine düzenlenen FBI baskınında hazır bulunması da yetki sınırlarını aştığı gerekçesiyle Demokrat senatörlerin eleştirilerine neden oldu. Son dönemde istihbarat kurumlarının "siyasileşmesine" karşı mücadele ettiğini savunan Gabbard, dış politikada ise Trump yönetiminin İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı savaşı savunmak zorunda kalmıştı. Gabbard, bu süreçte istihbarat birimlerinin değil, yalnızca başkanın neyin "yakın bir tehdit" olduğuna karar verme yetkisine sahip olduğunu öne sürmüştü.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA