Petrol Gibi Hürmüz Boğazı’ndan Geçen Küresel Veri Hatları da Risk Altında, Yeni Alternatif Türkiye Olabilir

Son gelişmeler, dijital altyapının da artık doğrudan hedef haline geldiğini gösteriyor. Bu kırılganlık, Körfez ülkelerini hızlı ve agresif bir altyapı dönüşümüne zorluyor. Veri akışını alternatif güzergahlara dağıtmak için oluşturulan projelerin dikkat çeken ortak noktası, neredeyse hepsinin Türkiye’yi Avrupa’ya açılan kapı olarak konumlandırması.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Ortadoğu’da tırmanan çatışma yalnızca enerji hatlarını değil, küresel internetin görünmeyen altyapısını da sarsıyor.

Euronews’in aktardığına göre, analizlerin ortaya koyduğu tablo, veri akışının da tıpkı petrol gibi belirli dar boğazlara ve kırılgan hatlara bağımlı olduğunu gösteriyor. Bu durum, “dijital enerji krizi” olarak adlandırılabilecek yeni bir risk alanı gündeme getiriyor.

Bugün küresel internetin omurgasını oluşturan sistem, büyük ölçüde denizaltı fiber optik kablolara dayanıyor. Gulf News’e göre uluslararası veri trafiğinin yüzde 95’ten fazlası bu kablolar üzerinden taşınıyor. Bu kabloların önemli bir bölümü ise Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi jeopolitik açıdan hassas bölgelerden geçiyor.

Bu coğrafi yoğunlaşma ciddi bir risk yaratıyor. Tek bir saldırı, gemi kazası ya da askeri gerilim, aynı anda birden fazla kabloyu devre dışı bırakabiliyor.

Son gelişmeler, dijital altyapının da artık doğrudan hedef haline geldiğini gösteriyor. İran’ın Körfez’deki hedeflere yönelik saldırıları yalnızca enerji tesislerini değil, veri merkezlerini ve bağlantı noktalarını da tehdit ediyor.

Bu kırılganlık, Körfez ülkelerini hızlı ve agresif bir altyapı dönüşümüne zorluyor. Rest of World’ün aktardığına göre Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelen en az altı büyük proje, Avrupa’ya uzanan karasal fiber hatlar kurmak için yarış halinde.

Projelerin birçoğu Türkiye’yi Avrupa’ya açılan kapı olarak konumlandırıyor

Bu projelerin amacı denizaltı kablolarına bağımlılığı azaltmak ve veri akışını alternatif güzergahlara dağıtmak. Üstelik Türkiye bu projeler için önemli bir nokta. Öne çıkan projeler şu şekilde:

SilkLink (Suudi Arabistan): STC Group’un 800 milyon dolarlık yatırımıyla Suriye üzerinden Akdeniz’e uzanacak yaklaşık 4 bin 500 km’lik bir hat. Türkiye bağlantısıyla Avrupa’ya erişim hedefleniyor. İlk fazın 18 ila 24 ay içinde başlaması planlanıyor.

FiG ve Irak koridoru (Katar-Ooredoo): 720 Tbps kapasiteli denizaltı kablosuna ek olarak, Irak üzerinden Türkiye’ye uzanan karasal hat için 500 milyon dolarlık yatırım planlanıyor. 2027 hedefleniyor.

SONIC projesi (Ortak girişim): Suudi Arabistan ve Umman arasında veri merkezlerini bağlayacak hibrit bir fiber ağ. İlk fazın 12 ay içinde tamamlanması öngörülüyor.

WorldLink (Özel konsorsiyum): BAE’den Irak'a ve Türkiye’ye uzanacak 700 milyon dolarlık bir hat. Yapay zeka uygulamaları ve büyük veri trafiği hedefleniyor.

Doğu Afrika hattı (Horizon): Cibuti-Etiyopya-Sudan üzerinden Kızıldeniz’i bypass eden yeni bir koridor.

Bu projelerin dikkat çeken ortak noktası, neredeyse hepsinin Türkiye’yi Avrupa’ya açılan kapı olarak konumlandırması. İstanbul’daki veri değişim noktaları ve Balkanlar üzerinden Avrupa’ya geçiş, dijital ticaretin yeni jeopolitiğinde kritik rol oynayabilir.

 

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA