İsrail: Artık Seçim Sandığında Kazanmaya İhtiyaç Duymayan Azınlık

Ahmed Mahir’in Al Majalla dergisinde yayımlanan analizine göre; İsrail’de radikal yerleşimci ideoloji, kamuoyu yoklamalarında ve seçim barajlarında zorlanmasına rağmen bütçeyi, polisi, ordu kadrolarını ve kritik devlet mekanizmalarını kontrol altına alarak devletin merkezine yerleşti.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

1982’de hayatını kaybeden Haham Zvi Yehuda Kook’un “İsrail toprakları üzerinde Yahudi egemenliğinin ilahi bir görev olduğu” yönündeki öğretileri, 1967 savaşı sonrasında takipçileri tarafından sokaklara ve yerleşim hareketine taşındı. Günümüzde ise bu radikal vizyon, kabine masasından ordu komuta kademesine kadar devletin en tepesindeki karar alıcı mekanizmaları şekillendiriyor.

Analiz, aşırı sağcı ve dindar milliyetçi ideolojinin İsrail devlet yapısında nasıl kalıcılaşarak hâkim güç haline geldiğini şu başlıklar altında inceliyor:

Bakanlıklardan Orduya Kurumsal Ele Geçiriş: Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in bütçeyi ve Batı Şeria’daki Sivil Yönetim yetkilerini elinde bulundurması, yerleşimci ideolojinin rutin bürokratik prosedürler kılıfıyla uygulanmasını sağlıyor. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir polis teşkilatını kontrol ederken, dindar milliyetçi kesimin kurduğu askeri hizmet öncesi akademiler sayesinde ordudaki yeni muharip subayların yüzde 50’sinden fazlası bu ideolojik süzgeceden geçerek kritik komuta kademelerine yerleşiyor.

Toplumsal ve Söylemsel Dönüşüm: “Sessizliği Bozma” örgütü Genel Müdürü Nadav Weimann’ın vurguladığı gibi, yerleşimciler nüfusun yüzde 10’undan azını oluşturmasına rağmen eğitim ve askeri yapılar içindeki örgütlenmeleriyle derin bir ideolojik dönüşüm yarattı. 7 Ekim’den bu yana geçen süreçte, daha önce dini marjinalite olarak görülen pozisyonlar laik veya solcu Siyonist kampta bile “ulusal” kabul edilmeye başlandı ve bunlara itiraz etmek sadakatsizlik olarak yaftalandı.

Seçim Sandığı ile Kurumsal Gerçeklik Arasındaki Paradoks: Analizde, İsrail’deki kamuoyu yoklamaları ve seçim anketlerinin Smotrich gibi isimlerin partilerinin yüzde 3,25’lik seçim barajında zorlandığını göstermesine rağmen bunun yanıltıcı bir tablo olduğuna dikkat çekiliyor. Seçim sonuçları siyasi partilerin oy oranını değiştirse de; bütçeyi yönlendiren, okulların müfredatını yazan, yerleşimleri finanse eden ve mahkemeleri şekillendiren bürokratik aygıtın kontrolü bu radikal azınlığın elinde kalmaya devam ediyor.

Kutsal Değerler ve Müzakere Direnci: Sosyal psikolog Philip Tetlock’un “kutsal değerler” teorisine atıfla, bu siyasetin uzlaşmaya kapalı olduğu belirtiliyor. Toprağın vazgeçilemez ilahi bir emir olarak görülmesi, konuyu rasyonel bir siyasi pazarlık olmaktan çıkararak radikal bir inanç meselesine dönüştürüyor.

Kaynak: Şarkul Avsat

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA