İran’ın Yeraltındaki “Füze Şehirleri” Nasıl İnşa Ediliyor?

Modern savaş teknolojileri ilginç bir şekilde bizi yeniden yerin altına indiriyor. Çünkü uydu gözetimi, hassas güdümlü mühimmat ve uzun menzilli saldırı sistemleri çağında yer üstündeki askeri altyapı giderek daha savunmasız hale geliyor. Bu nedenle yeni askeri mimari gökyüzüne değil, yerin derinliklerine doğru büyüyor...

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

İnşaat mühendisi Cem Kafadar tarafından yapılan araştırmaya göre, İran’ın yıllardır geliştirdiği “yeraltı füze şehirleri”, modern savaş stratejisinin en dikkat çekici askeri mimari örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Şantiye Dergisi'nde yayınlanan bu çalışmaya  göre, İranlı yetkililerin zaman zaman yayımladığı görüntülerde dağların içine oyulmuş kilometrelerce uzunlukta tüneller, ray sistemleri üzerinde taşınan balistik füzeler, geniş depo galerileri ve yeraltından yüzeye çıkan fırlatma rampaları yer alıyor. İlk bakışta bilim kurgu sahnelerini andıran bu görüntüler, aslında modern askeri mühendisliğin ulaştığı teknik seviyeyi gösteriyor.

Araştırmaya göre bu yeraltı tesislerinin temel amacı, füze kapasitesini hava saldırılarından korumak ve olası bir saldırı sonrasında karşılık verme kabiliyetini, yani “ikinci vuruş kapasitesini” garanti altına almak.

İran-Irak savaşı sonrası geliştirilen strateji

Kafadar’ın aktardığı bilgilere göre, modern savaş doktrininde “ilk darbe” stratejisi kritik bir rol oynuyor. Bir ülkenin askeri altyapısı savaşın ilk saatlerinde yok edilirse karşılık verme kapasitesi de ortadan kalkabiliyor.

İran’ın özellikle 1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı sonrasında bu riskin farkına vardığı ve füze sistemlerini açık üslerde tutmak yerine dağların içine taşımaya başladığı ifade ediliyor.

Bu strateji üç temel prensip üzerine kurulu: derinlik, dağıtım ve gizlilik.

Kaya kütleleri doğal zırh görevi görüyor

Araştırmada yeraltı füze tesislerinin güvenliğinde en önemli unsurun üzerlerindeki kaya tabakası olduğu belirtiliyor. Askeri mühendislikte “rock overburden” olarak adlandırılan bu kaya örtüsü, patlamaların etkisini önemli ölçüde azaltabiliyor.

Genel kabul gören koruma seviyelerine göre:

  • 30–50 metre kaya örtüsü konvansiyonel bombalara karşı koruma sağlıyor
  • 100 metre üzeri kaya örtüsü bunker delici mühimmatlara karşı ciddi dayanıklılık sunuyor
  • 200–300 metre derinlik ise en gelişmiş bunker delici bombalara karşı yüksek koruma sağlayabiliyor.

Kafadar’ın araştırmasına göre bu tesisler çoğunlukla granit, bazalt veya yoğun metamorfik kaya kütleleri içinde inşa ediliyor. Bu kaya türlerinin patlama enerjisini emme ve dağıtma konusunda oldukça etkili olduğu belirtiliyor.

Yeraltında bir askeri şehir

Araştırmada söz konusu tesislerin tek bir tünelden oluşmadığı, aksine “yeraltı askeri şehirleri” olarak tanımlanabilecek geniş bir altyapıya sahip olduğu ifade ediliyor.

Tipik bir füze kompleksinde şu bölümler bulunuyor:

  • Ana ulaşım galerileri
  • Füze depolama alanları
  • Bakım ve montaj hangarları
  • Yakıt depoları
  • Komuta kontrol merkezleri
  • Lojistik depolar
  • Acil çıkış tünelleri

Bu galerilerin, füze taşıma araçlarının hareket edebilmesi için genellikle 5 ila 10 metre yüksekliğinde ve 3 ila 8 metre genişliğinde tasarlandığı belirtiliyor.

Tünellerin çoğu zaman düz değil, kırık veya zigzag biçiminde tasarlanmasının ise patlama dalgalarının tesis boyunca ilerlemesini engellemek amacıyla tercih edildiği ifade ediliyor.

Yeraltında raylı füze taşımacılığı

Kafadar’ın araştırmasına göre balistik füzelerin boyut ve ağırlıkları lojistik açıdan ciddi zorluklar yaratıyor. Bir balistik füzenin genellikle 10 ila 20 ton ağırlığında ve 10 ila 20 metre uzunluğunda olduğu belirtiliyor. Bu nedenle birçok yeraltı kompleksinde raylı taşıma sistemleri kullanılıyor. Tüneller içinde küçük tren hatlarına benzeyen sistemler sayesinde füzeler bakım alanlarından fırlatma noktalarına taşınıyor. Bazı sistemlerde ise Transporter Erector Launcher (TEL) araçlarının hem taşıma hem de fırlatma platformu olarak kullanıldığı aktarılıyor.

Hidrolik platformlarla fırlatma

Araştırmada bazı tesislerde füzelerin hidrolik asansör sistemleriyle yeraltından yüzeye çıkarıldığı belirtiliyor. Bu sistemde füze yeraltında hazırlanıyor, hidrolik platform devreye giriyor ve birkaç saniye içinde yüzeye çıkarılarak fırlatma gerçekleştiriliyor. Bu yöntem sayesinde fırlatma hazırlık süresi kısalırken tesislerin tam konumunun tespit edilmesi de zorlaşıyor.

Havalandırma ve enerji altyapısı

Yeraltı tesislerinde havalandırma sistemlerinin en karmaşık mühendislik sorunlarından biri olduğu ifade ediliyor. Dizel motorlar, füze yakıtları ve insan faaliyetleri nedeniyle oluşan gazların tahliyesi için yüksek kapasiteli havalandırma bacaları kullanılıyor.

Araştırmada ayrıca nükleer, biyolojik ve kimyasal tehditlere karşı NBC filtre sistemleri ile basınç kontrol odalarının da bu tesislerde yer aldığı belirtiliyor.

Enerji altyapısının ise çoğu zaman bağımsız çalışacak şekilde tasarlandığı, büyük dizel jeneratörler ve yedek elektrik hatları sayesinde tesislerin dış dünyayla bağlantısı kesilse bile haftalarca faaliyet gösterebildiği aktarılıyor.

Uydu gözetimine karşı kamuflaj

Kafadar’ın çalışmasına göre modern savaşların en büyük tehditlerinden biri askeri tesislerin uydular tarafından gözlemlenebilmesi. Bu nedenle yeraltı tesislerinin girişleri kaya dokusuna benzetilerek kamufle ediliyor.

Sahte yapılar, kamuflaj ağları, lojistik depolara benzeyen girişler ve otoyol tüneli görünümünde tasarlanmış kapılar bu yöntemler arasında yer alıyor.

Araştırmada, bu tür önlemler nedeniyle birçok yeraltı füze tesisinin tam konumunun hâlâ kesin olarak bilinmediği ifade ediliyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA