BP'nin İngiltere kıyılarındaki Kuzey Denizi portföyünde beş üretim merkezi yer alırken bölgede yaklaşık 1.100 kişi istihdam ediliyor. Şirket CEO'su Meg O'Neill, 60 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdikleri ve 2025 verilerine göre küresel üretimlerinin %5'ini (günlük 117 bin varil petrol eşdeğeri) karşılayan bu bölgeden çekilme adımlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"İngiltere 100 yılı aşkın süredir evimiz ve geleceğimizde önemli bir rol oynamayı sürdürecek. Ancak portföyümüzü daraltıp sermayemizi en yüksek değer yaratan fırsatlara yönlendirirken Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz. Bu işletme dünya standartlarında çalışanlara ve dayanıklı varlıklara sahip; yeni dönemine yatırım yapmaya hazır bir sahibi çekebilecek olan da tam olarak bu nitelikler."
Satış kararı, Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham'ın ülkenin enerji güvenliği kaygıları doğrultusunda Kuzey Denizi'ndeki üretime daha "pragmatik ve esnek" yaklaşacaklarını açıklamasının ardından geldi. ABD Başkanı Donald Trump da İngiltere'ye söz konusu bölgedeki üretimi artırma çağrılarını yinelemişti.
Kuzey Denizi Neden Cazibesini Kaybediyor?
Energy sektörünün dev isimlerini bölgeden uzaklaştıran temel etkenler arasında; havzanın giderek yaşlanması, üretim kapasitesinin doğal olarak düşmesi ve İngiltere'deki belirsiz vergi politikaları gösteriliyor. Özellikle son dönemde uygulanan beklenmedik kazanç vergileri ile yeni arama ruhsatlarına getirilen sınırlandırmalar, küresel şirketlerin yatırım kararlarını olumsuz etkiledi.
BP'nin bu kararı; ExxonMobil, Chevron ve ConocoPhillips'in bölgedeki varlıklarını tamamen satması ve Shell ile Equinor'un faaliyetlerini ortak girişim altında birleştirmesiyle başlayan sürecin bir devamı niteliğinde. Castrol'ün %65'lik hissesini Stonepeak'e devreden BP, portföyünü sadeleştirerek temel arama, üretim ve ticaret faaliyetlerine odaklanmayı hedefliyor.
Diğer İçerikler