İngiltere’de yaklaşık iki milyon yerel yönetim çalışanının fonlarını yöneten ve 120 milyar sterlinlik varlığa sahip olan ülkenin en büyük kamu emeklilik havuzu Border to Coast, büyük bir skandalla çalkalanıyor. Fonun, Gazze’de insanlık dramı ve soykırım iddiaları devam ederken 2024 ve 2025 yıllarında ABD merkezli aracı şirket Pimco üzerinden 29,2 milyon dolar değerinde İsrail devlet tahvili satın aldığı belgelendi. Yatırımın ortaya çıkması, paralarının savaşı finanse etmek için kullanıldığını öğrenen kamu çalışanları ve emekliler arasında büyük bir infiale yol açtı.
Yatırımın deşifre olmasının ardından, özellikle Güney Yorkshire bölgesindeki emekliler ve Filistin dayanışma grupları devasa bir kampanya başlattı. Aktivistler topladıkları 7.500 imzalı dilekçeyi emeklilik yönetimi toplantılarına taşıdı; dışarıdaki protestoların sesi salonlardaki konuşmaları bastırdı. Sheffield Şehir Konseyi, oybirliğiyle "Bizim Adımıza Değil" önergesini kabul ederek fona acil çekilme çağrısında bulundu.
Süreç boyunca fon yöneticileri, Ukrayna savaşı gibi durumlarda hükümetin net yaptırımlar uyguladığını ancak İsrail söz konusu olduğunda resmi bir yaptırım olmamasının ellerini zorlaştırdığını iddia ederek süreci yokuşa sürmeye çalıştı.
Kapalı kapılar ardında "kurumsal itibarın zedelenmesinden" korktuklarını itiraf eden Border to Coast yöneticileri, tırmanan baskılara daha fazla dayanamadı. Geçtiğimiz Eylül ayı sonunda, aracı kurum Pimco'ya talimat verilerek İsrail tahvillerinin tamamı sessizce satıldı.
Fon yönetimi, kararın aktivistlerin baskısıyla alındığını resmi olarak kabul etmekten kaçınırken, geri adımı Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) risk yönetimi ilkelerine dayandırdı. Avrupalı insan hakları danışmanlık firmalarıyla çalışmaya başladıklarını belirten fon yetkilileri, finansal risk gerekçesinin arkasına sığınarak konuyu kapatmaya çalıştı.
Skandalın hukuki boyutu tartışılırken, İngiliz hükümetinden de dikkat çeken bir hamle geldi. Yerel Yönetimler Bakanı Alison McGovern, fonlara gönderdiği mektupta yerel yönetimlerin boykot kararları almasının devletin dış politikasına aykırı olduğunu savunarak adeta “tahvilleri satmayın" mesajı verdi. Ancak mektupta, aktivistlerin baskısının bakanlık düzeyinde hissedildiğinin itiraf edilmesi ve "finansal risk" gerekçesiyle strateji değişikliği yapılabileceğinin belirtilmesi, fonların kaçış kapısı olarak kullanıldı.
Border to Coast'un tahvilleri satması İngiltere'deki Filistin yanlısı hareket için büyük bir zafer olarak nitelendirilse de, megafonun illegal İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren bazı küresel şirketlerde hâlâ yatırımları bulunuyor. Aktivistler, emeklilik paralarının tamamen temizlenmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini vurguluyor.
Diğer İçerikler