George Friedman: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan İttifakı Küresel Jeopolitiği Yeniden Şekillendiriyor

Geopolitical Futures (GP) Yönetim Kurulu Başkanı ve jeopolitik analist George Friedman, 15 Ağustos’ta yayımlanan “Orta Doğu'da Yeni Bir İttifakın Daha Geniş Kapsamlı Etkisi” başlıklı analizinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan kolektif güvenlik ittifakının yalnızca Orta Doğu’yu değil, ABD-Çin ilişkilerinden Hint-Pasifik dengelerine kadar geniş bir küresel alanı derinden etkileyeceğini vurguladı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Analize göre, Ankara, Riyad ve İslamabad arasında kolektif güvenlik ilkesine dayalı olarak kurulan bu yeni üçlü ittifak, bölgedeki jeopolitik güç dengelerini kökten değiştiriyor. Kamran Bokhari’nin isabetli öngörülerine atıf yapan Freidman; Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı ve askeri kapasitesi, Suudi Arabistan’ın finansal ağırlığı ve ABD ile yakın bağı, Türkiye’nin ise NATO’nun en büyük ikinci ordusu olma niteliğiyle birleşerek devasa bir güç alanı oluşturduğunu belirtiyor. İttifak üyelerinin tamamının İran’a doğrudan sınır veya dar bir deniz yoluyla komşu olması, Tahran üzerinde ciddi bir stratejik baskı yaratıyor. Daha önce ABD-İran müzakerelerinde aracı rolü üstlenen Pakistan’ın da bu yapıya dahil olması, bölgedeki tarafsızlık alanını kaldırırken İran’ı bir çıkış yolu aramaya zorlayabilir. Bu durum, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli trafiğe açılmasına ve küresel enerji krizinin hafiflemesine zemin hazırlama potansiyeli taşıyor.

Küresel Yansımalar: ABD, Çin, Hindistan ve NATO

Analize göre yeni ittifakın küresel etkileri Washington, Pekin ve Yeni Delhi hattında da hissediliyor. ABD, bölgesel çatışmalardaki yükünü hafifleteceği için bu yapının doğuşunu memnuniyetle karşılarken, Çin için de bu ittifakın net avantajlar sunduğu belirtiliyor. Pakistan’ın Çin ile stratejik ortaklığı ve Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Pekin ile önemli bir sorununun bulunmaması, bu Paktın Çin karşıtı bir eksen oluşturmayacağını gösteriyor. ABD-İran geriliminden kaynaklanan petrol sıkıntısının aşılması da Çin ekonomisi açısından kritik bir rahatlama anlamına geliyor. Öte yandan bu tablo, Pakistan ile kronik sorunları olan ve Çin’in komşularıyla Hint-Pasifik ittifakı arayışını sürdüren Hindistan üzerindeki jeopolitik baskıyı daha da artırıyor. Ayrıca Türkiye’nin NATO üyesi olarak Karadeniz ve Kafkasya’daki kritik rolünü korurken böyle bir ittifaka liderlik etmesi, Rusya ile olan hassas dengeleri de etkiliyor.

Küresel Düzende Türkiye’nin Merkezi Rolü

Orta Doğu’daki üçlü ittifakın herkes için ne anlama geldiğine ilişkin tamamen tutarlı bir model oluşturmak mümkün değil, ancak ittifakın diğer birçok jeopolitik ilişki üzerinde önemli bir etkisi olduğu açıktır. İttifakın, özellikle İran üzerinde baskı oluşturması nedeniyle ABD’ye önemli ölçüde fayda sağlıyor gibi göründüğü de açıktır. Pakistan’ın ittifaka üyeliği ve Çin ile yakın ilişkisi göz önüne alındığında, bu durum muhtemelen Çin için de net bir faydadır.

En ilginç etki ABD-Çin ilişkileri üzerinde olabilir. ABD-İran savaşının yol açtığı petrol kıtlığı Çin’e ciddi şekilde zarar verdi. Washington açıkça kendi nedenleriyle savaşı sona erdirmek istiyor ve bu durum, İran’ın ABD ile bir tür uzlaşıya varmaya zorlanma olasılığını artırıyor; böylece Çin’in petrol sorunları da dünyanın geri kalanının petrol sorunlarıyla birlikte hafifleyecektir.

Elbette ABD, Orta Doğu’daki yeni ittifakın farkındaydı ve bu nedenle onu memnuniyetle karşıladı. Bu durum Türkiye’yi, Avrupa sisteminin bir parçası olan ve şimdi uzun vadede muhtemelen Orta Doğu sisteminin merkezi haline gelecek kilit bir ülke konumuna getiriyor.

Mekke İttifakı’na karşı İsrail’in yapabileceği bir şey yok

Friedman, GPF'nin Youtube kanalına verdiği demeçte, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'a baktığımızda muhtemelen bu devlet dışı aktörlerin varlığı kesinlikle sınırlanacaktır bu üç ülkenin bunda çıkarı var iddiasında bulundu. Ona göre bu ittifak, aynı zamanda devlet dışı aktörleri disipline edebilecek, kontrol edecek veya zayıflatabilecek bir güç de yaratıyor. Kısmen bunu yaparak İran etrafında bir koalisyon kuruyorlar.  

Freidman’a göre, İsrail sorununun bölge için öneminin azaldığı görülecek, İsrail çok yeni bir denklemde, farklı bir yapıya sahip çok küçük bir ülke haline geliyor; daha güvenli ama olup bitenlerin merkezinden uzak, gelişmelerden çok daha az etkilenen, marjinalleşmiş bir ülke.  İsrail'in Türkiye'ye karşı  yapabileceği hiçbir şey yok. Bu durum onları endişelendiriyor. İsraillilerin karşılaştığı sorunlardan biri Ortadoğu'da olduklarını ve Ortadoğu'da bulunmanın gerçekliğini idrak etmektir. Onlardan daha güçlü ülkerin varlığını kabullenecekler.  Şimdi ise Türkiye gibi önemli bir güce sahip yeni bir ülke ortaya çıkıyor. İsrail'in bu güce karşı kendini savunabilmesi, bu güçle yakınlaşmaktan, ona uyum sağlamaktan geçiyor. Yani sadece bölgede değil İsrail'in genel olarak önemsiz bir hale geleceğini d üşünüyor.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA