Eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in, Filistin Yönetimi’nden okul müfredatında yer alan “Filistin” ifadelerinin “Samiriye” adıyla değiştirilmesini talep ettiği öne sürüldü.
1998-2003 yıllarında İngiltere’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak görev yapan Jeremy Greenstock, Middle East Eye’a verdiği röportajda, Blair’in Filistin Yönetimi üzerinde bu yönde baskı kurmaya çalıştığını iddia etti.
Greenstock’un aktardığına göre Blair, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve yeniden inşası için oluşturulan “Barış Kurulu” adına Ramallah’a gönderildi. Blair’in Filistin Yönetimi’ne, İsrail ile Gazze’deki savaşı sona erdirecek bir anlaşmada taraf olarak görülmek istiyorsa ders kitaplarındaki “Filistin” kelimesine yapılan atıfların kaldırılması gerektiğini ilettiği belirtildi.
Greenstock, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın bu talebi reddettiğini söyledi. Eski diplomat, söz konusu talebin dahi Barış Kurulu’nun Filistin meselesine yaklaşımına ilişkin soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.
Blair’in sözcüsü ise iddiayı reddederek, “Bu doğru değil ve tamamen uydurma” açıklamasında bulundu.
Blair’in ağustos ortasında Trump’ın damadı Jared Kushner ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov ile İsrail’i ziyaret ettiği, burada Başbakan Benjamin Netanyahu ile görüştüğü belirtildi. Üçlünün daha sonra Kahire’ye geçerek Gazze’nin yönetimini devralması beklenen Filistinli teknokratlarla ve Hamas yöneticileriyle toplantılar gerçekleştirdiği aktarıldı.
Greenstock, röportajında Blair’in Irak’ın işgalindeki rolünü de savunurken, Blair’in mevcut Barış Kurulu görevine yönelik eleştirilerde bulundu. Eski diplomat, Blair’in Irak ve Filistin konularındaki tutumu nedeniyle taraflar arasında eşit mesafede müzakere edebilecek bir isim olarak algılanmayacağını söyledi.
Greenstock ayrıca Barış Kurulu’nu, Filistin meselesinde İsrail veya Arap tarafları üzerinde sahada gerçek bir etkisi bulunmayan “soyut ve keyfi bir komite” olarak nitelendirdi ve kurulun Filistin topraklarının geleceğine ilişkin zor kararların sorumluluğunu taşıyacak kadar güçlü bir yapı olmadığını savundu.
Kaynak: Middle East Eye
Diğer İçerikler