Harici’de yayımlanan Ahmed Moustafa imzalı yazıda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin, ABD ile İran arasında Umman’da yapılması planlanan görüşmeler öncesinde bölgesel dengeleri değiştirdiği belirtildi.
Yazıda, Erdoğan’ın Temmuz 2023’ten bu yana Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaretin sıradan bir temas olmadığı vurgulandı. Burada, ziyaretin üst düzey bir heyetle yapılmasının savunma sanayii işbirliği, ticaret hacminin artırılması ve Gazze ile İran dosyalarında koordinasyon hedeflerini ortaya koyduğu ifade edildi.
Yazıda ayrıca, Erdoğan’ın Riyad temaslarının ardından Kahire’ye geçerek Mısır yönetimiyle stratejik görüşmeler yapmasının, Türkiye’nin bölgesel arabulucu rolünü güçlendirdiği kaydedildi. Burada, Türkiye ile Mısır arasındaki ticaret hacminin önümüzdeki dönemde artırılmasının hedeflendiği aktarıldı.
Analizde, ABD ile İran arasında Maskat’ta yapılması planlanan görüşmelerin kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Yazıda, Türkiye’nin bu süreçte yalnızca ev sahibi değil, diplomatik koordinasyonda etkili bir aktör olarak öne çıktığı ifade edildi.
Burada İsrail cephesindeki endişelere de değinildi. Yazıda, ABD temsilcisinin Tel Aviv’de yaptığı temasların, İsrail’in İran’la olası bir uzlaşmaya karşı duyduğu rahatsızlığı yansıttığı belirtildi. İran’a yönelik sert taleplerin dile getirildiği, ancak bölgesel gerçeklerle örtüşmediği aktarıldı.
Yazıda, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır arasında gelişen diplomatik koordinasyonun İsrail’i bölgesel denklemin dışında bırakan bir tablo yarattığı değerlendirildi. Burada, savunma sanayii işbirlikleri, Filistin meselesindeki ortak tutumlar ve Gazze’nin yeniden inşasına yönelik eşgüdümün süreci hızlandırdığı kaydedildi.
Analizde ayrıca, Rusya’nın İran’la temaslarına dikkat çekildi. Yazıda, Moskova’nın Tahran’ı Batı karşısında yalnız bırakmama politikasının sürdüğü, bunun da Türkiye öncülüğünde şekillenen diplomasiyle birleştiğinde ABD ve İsrail’in hareket alanını daralttığı ifade edildi.
Son bölümde, ekonomik kısıtların savaş ihtimalini sınırladığı vurgulandı. Yazıda, ABD’nin artan borç yükü ve İsrail’in uzun süredir devam eden savaşların maliyeti nedeniyle baskı altında olduğu, bu nedenle geniş çaplı bir askeri çatışma yerine sınırlı adımların öne çıktığı belirtildi.
Yazıda, tüm bu gelişmelerin Ortadoğu’da ABD’nin etkisinin azaldığı, bölgesel aktörlerin daha belirleyici hale geldiği yeni bir döneme işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı.