Çin'in İran’daki İsrail ve ABD bağlantılı casus ağlarını tasfiye etmeye yönelik kapsamlı bir strateji uygulamaya başladığı öne sürüldü

The Cradle’da yayımlanan analizde, Çinli askeri uzmanlar İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının Tahran’ın savunma ve istihbarat altyapısındaki yapısal zafiyetleri görünür hale getirdiğini belirtti. Uzmanlar, Çin’in İran’ın savunma sistemlerini modernleştirmeye yönelik adımlarını da değerlendirdi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Çin merkezli askeri analistler, İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü operasyonların İran’ın savunma ağında derin güvenlik açıklarını ortaya çıkardığını ifade etti. Uzmanlar, özellikle istihbarat ve askeri koordinasyon süreçlerinde görülen zafiyetlerin Tahran’ın mevcut stratejisini sorgulatacak düzeyde olduğunu savundu.

Analistler, İran’ın batı kaynaklı yazılımlar ve sistemlerle yönetilen kritik altyapılarının, son operasyonlarda hedef alınan komuta-kontrol ve izleme merkezlerinde ciddi açıklıklar verdiğini belirtti. Bu durumun, İran’ın askeri koordinasyon ve savunma etkinliği üzerinde olumsuz etkiler yarattığı değerlendirildi.

2025 yılı boyunca ve 2026’nın başlarında İsrail istihbaratının İran’a sızmasına dair raporların yoğunlaşmasıyla birlikte, Pekin’in Tahran ile karşı istihbarat koordinasyonunu derinleştirdiği aktarıldı. Çinli güvenlik kurumlarının, özellikle Mossad’ın yöntemlerini yalnızca izlemekle kalmayıp, bunların yapısal etkilerini analiz ederek İran’daki güvenlik açıklarını “canlı operasyonel vaka” olarak değerlendirdiği belirtildi.

Ocak 2026 itibarıyla iş birliğinin; yabancı istihbarat servisleri tarafından kullanılan sızma yolları, dijital güvenlik açıkları ve idari erişim noktalarının ortak değerlendirilmesini kapsayacak şekilde genişletildiği bildirildi. İhlallerin münferit olaylar olarak değil, kurumsal yanıt gerektiren sistemik risk göstergeleri olarak ele alındığı ifade edildi.

Bu çerçevede Çin’in, Devlet Güvenlik Bakanlığı’nın Dokuzuncu Bürosu aracılığıyla Ocak 2026’da İran’daki İsrail ve ABD bağlantılı casus ağlarını tasfiye etmeye yönelik kapsamlı bir strateji uygulamaya başladığı öne sürüldü. Pekin’in, İran’ın dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla Tahran’ı Batı menşeli yazılımları terk etmeye ve daha güvenli, şifreli Çin sistemlerine yönelmeye teşvik ettiği; bu yaklaşımın “dijital bir Çin Seddi” inşası olarak tanımlandığı aktarıldı.

Uzmanlar, söz konusu adımların yalnızca anlık ihlallerin önlenmesini değil, aynı zamanda Çin’in küresel ekonomik vizyonunun parçası olan Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki ticaret koridorlarının dayandığı kritik altyapının istihbarat kesintilerine karşı korunmasını hedeflediğini belirtti.

Haberde ayrıca Çin’in İran’ın hava savunma kapasitesini güçlendirmeye dönük teknik katkıları da ele alındı. Çin’in, Batı merkezli GPS platformlarına alternatif olarak BeiDou navigasyon sisteminin entegrasyonunu teşvik ettiği; bunun sinyal müdahalelerine maruziyeti azaltarak füze ve insansız hava aracı sistemlerinde yönlendirme bağımsızlığını artırmayı amaçladığı kaydedildi.

Radar modernizasyonu kapsamında YLC-8B gibi platformların tespit kapasitesini artırdığı, gelişmiş hava savunma sistemi HQ-9B ile hava sahası izleme yeteneklerinin güçlendirildiği belirtildi. İş birliğinin füze altyapısı bileşenleri ve caydırıcılık direncini destekleyen teknik sistemlere de genişlediği ifade edildi.

Bunun yanında Çin uydu ağlarına bağlı uzay tabanlı gözetleme kapasitesinin, İran’ın izleme ve keşif yeteneklerine destek sağladığı bildirildi. Çinli uzmanlar, askeri koordinasyonun yanı sıra siber güvenlik ve elektronik savunma alanlarını kapsayan bu çok katmanlı iş birliğinin, İran’ı yalnızca fiziksel saldırılara karşı değil, bilgi ve teknoloji temelli tehditlere karşı da daha dirençli hale getirmeyi amaçladığını vurguladı.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA