Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) Haziran 2026’da kamuoyuyla paylaştığı son güvenlik raporu, Berlin’deki yabancı istihbarat faaliyetlerinin boyutunu ortaya koydu.
Yüz kırk sayfalık kapsamlı raporda, Soğuk Savaş döneminin casusluk merkezi olan Berlin’in bu özelliğini bugün de koruduğu vurgulandı. Kentte en aktif olan dört yabancı gizli servis ise sırasıyla Rusya, Çin, İran ve Türkiye olarak listelendi.
Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Iris Spranger ve iç istihbarat başkanı Michael Fischer tarafından yapılan sunumlarda, yabancı servislerin casusluk faaliyetlerinin yanı sıra dezenformasyon ve siber operasyon kabiliyetlerinin de yüksek seviyede seyrettiği aktarıldı.
Raporda, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Almanya’daki operasyonel gücüne geniş yer ayrıldı. Belgede, Ankara tarafından “devlet düşmanı” veya muhalif olarak görülen her kişi ya da kuruluşun, Almanya’da olsalar dahi MİT’in potansiyel takip ve operasyon hedefi olduğu ileri sürüldü.
Türk istihbaratının Almanya’daki geniş Türk kökenli nüfusu, çeşitli dernekleri ve cami yapılanmalarını aktif bilgi toplama merkezleri olarak kullanma potansiyeline dikkat çekilen raporda, elde edilen bilgilerin Türkiye’deki adli makamlara iletildiği savunuldu.
Raporda ayrıca, Almanya’da muhalif faaliyetlerde bulunan veya sosyal medyada bu yönde paylaşım yapan kişilerin Türkiye seyahatlerinde, pasaport kontrolleri sırasında terör propagandası gibi suçlamalarla kısıtlayıcı tedbirlere maruz kalabileceği uyarısı yapıldı.
Almanya’nın iç güvenliğine yönelik “yurt dışı bağlantılı aşırılıkçılık” başlığı altında ise Almanya’nın da terör örgütü olarak tanımladığı PKK’nın ülkedeki eleman devşirme, finansman ve tabanını mobilize etme faaliyetlerinin, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonlarıyla paralellik gösterdiği savunuldu.
Belgede “Ülkücü Hareket” aşırı sağcı ve milliyetçi bir yapı olarak sınıflandırılırken; DHKP-C, TKP/ML ve MLKP gibi sol örgütlerin Almanya’yı lojistik üs olarak kullanmayı sürdürdüğü belirtildi. Özellikle DHKP-C sempatizanlarının Berlin’deki İsrail karşıtı gösterilerde yer aldığı aktarıldı.
Raporun sonuç bölümünde, Berlin yönetiminin Türkiye’yi resmi düzeyde bir NATO müttefiki olarak kabul etmesine rağmen, Ankara’nın diaspora üzerindeki siyasi nüfuz çabalarını ve istihbarat operasyonlarını iç güvenlik açısından ciddi bir takip konusu olarak görmeyi sürdürdüğü kaydedildi.
Öte yandan raporda, Almanya’nın MİT’in kendi topraklarındaki faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığa rağmen, özellikle IŞİD gibi örgütlerle mücadelede ve organize suç çetelerinin çökertilmesinde Türk istihbaratının sağladığı anlık bilgi akışına bağımlı olduğu tespiti de yer aldı.
Diğer İçerikler