Ürdün’de 130’dan fazla siyasetçi, akademisyen, kültür insanı, sendika temsilcisi ve aşiret lideri, ülkedeki yabancı askeri varlığın sona erdirilmesi ve Ürdün ile ABD arasında imzalanan savunma ve askeri iş birliği anlaşmasının iptal edilmesi veya kapsamının sınırlandırılması çağrısında bulundu.
Geçen hafta yayımlanan ortak bildiride, yabancı askeri varlığın Ürdün’ü güvenlik, siyasi ve ekonomik tehditlere maruz bıraktığı, ayrıca ülkenin doğrudan çıkarı olmayan bölgesel bir savaşa sürüklenme riskini artırdığı belirtildi.
Bildiride, “Ulusal sorumluluğumuz gereği ve bölgede hızla tırmanan askeri gerilimin doğurduğu büyük risklerin farkında olarak, tüm yabancı güçlerin Ürdün topraklarından çekilmesini talep ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada ayrıca yabancı güçlerin varlığının, “ülkemizin tarafı olmadığı bölgesel bir çatışmaya sürüklenme ihtimalini artırdığı” vurgulandı.
Çağrı, İran’ın Ürdün’de ABD askerlerinin bulunduğu tesislere yönelik art arda düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından geldi. Söz konusu saldırıların Amerikalı askerlerin ölümüne veya yaralanmasına ve askeri teçhizatta hasara yol açtığı, bunun da Washington’ın Ürdün’deki askeri varlığının ülkeyi ABD ile İran arasındaki gerilimde hedef haline getirip getirmediğine yönelik tartışmaları artırdığı ifade edildi.
Bildiriyi imzalayanlar, Ürdün hükümetine Washington ile imzalanan güvenlik ve askeri iş birliği anlaşmasını geri çekmesi ve ayrıntılı şekilde incelenmesi için Ulusal Meclis’e sunması çağrısında bulundu.
İmzacılar, Ürdün halkının, seçilmiş temsilcilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının, “devletin egemenliğini ve ulusal güvenliğini etkileyebilecek” yükümlülükleri inceleme hakkına sahip olduğunu belirtti.
Bildiride parlamentodan, söz konusu anlaşmanın iptal edilip edilmeyeceğinin ya da kapsamının sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının tartışılması ve anlaşmanın şartları konusunda kamuoyuna daha fazla şeffaflık sağlanması talep edildi.
Ürdün ile ABD arasındaki savunma iş birliği anlaşmasının 2021 yılında imzalandığı hatırlatılan bildiride, anlaşmanın ABD askerlerine, uçaklarına ve askeri araçlarına Ürdün’e giriş ve ülke içinde hareket konusunda geniş yetkiler tanıdığı, Amerikan güçlerine silah taşıma, askeri ekipman nakletme ve depolama izni verdiği ifade edildi. Anlaşmanın, hükümet tarafından parlamentoya sunulmadan onaylandığı gerekçesiyle daha önce de eleştirildiği kaydedildi.
İmzacılar ayrıca yetkililerden, ülkenin havaalanları, limanları, askeri üsleri ve diğer stratejik altyapılarının bölgesel çatışmayla bağlantılı operasyonlarda kullanılmasının engellenmesini istedi.
Bildiride, “Özellikle havaalanları, limanlar, askeri üsler ve diğer hayati tesisler başta olmak üzere tüm Ürdün’e ait stratejik altyapının tarafsızlaştırılması gerektiğini vurguluyoruz.” denildi.
Ayrıca bu tesislerin, “bölge halklarına karşı yürütülen devam eden saldırgan savaşla bağlantılı herhangi bir askeri, güvenlik veya lojistik faaliyet ya da operasyona destek vermeyeceğine dair güvence” verilmesi talep edildi.
İmzacılar, “Ürdün bu savaşın tarafı değildir. Halkı da kendi çıkarlarına hizmet etmeyen politikaların sonuçlarını üstlenmemeli ve bedelini ödememelidir.” ifadeleriyle hükümete çağrıda bulundu.
Bildiride, Ürdün halkının ciddi ekonomik ve sosyal baskılar altında bulunduğu belirtilirken, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmasının ülke ekonomisini, iç istikrarı ve Ürdün’ün komşularıyla ilişkilerini tehdit ettiği ifade edildi.
Açıklamada Ürdün Silahlı Kuvvetleri-Arap Ordusu övülürken, ordunun askeri doktrininin yalnızca ülkeyi, halkını ve kutsal mekânlarını savunmaya odaklı kalması gerektiği vurgulandı. Bildiride ayrıca ordunun ulusal görevinin, “soykırım, zorla yerinden etme ve yayılmacılıkla anılan Siyonist düşmana karşı mücadele” doğrultusunda sürmesi gerektiği belirtilirken, Ürdün ordusunun El-Kerame, Bab el-Vad ve Latrun muharebeleri ile Kudüs’ün savunulmasındaki tarihi rolü hatırlatıldı.
Bildirinin sonunda yetkililere, çatışmanın hiçbir tarafına askeri veya lojistik destek vermemeyi esas alan “gerçek tarafsızlık” politikasının benimsenmesi çağrısı yapılarak, Ürdün’ün egemenliğini, güvenliğini, istikrarını ve bağımsız karar alma mekanizmasını koruyacak “acil ve somut adımlar” atılması ve ülkenin “Amerikan şemsiyesi altında saf tutmanın tehlikelerinden” uzak tutulması istendi.
Bildiri, “Yaşasın özgür, egemen ve bağımsız Ürdün. Bölgemizdeki tüm sömürgeci güçlere yazıklar olsun.” ifadeleriyle sona erdi.
Diğer İçerikler