ABD ve İsrail’in Körfez’de Çıkardığı Kriz, Pakistan, İran ve Türk Devletleri Arasında Yeni Yollar Açılmasına Yaradı

ABD ve İsrail’in Körfez bölgesinde tırmandırdığı askeri gerilim ve abluka, bölge ticaretini durma noktasına getirirken doğu ve kuzey aksında yeni kapıların açılmasına zemin hazırladı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde uyguladığı yoğun askeri baskı ile deniz ablukası, bölgedeki geleneksel deniz ticaretini derinden sarstı. İran limanlarına gitmekte olan binlerce konteynerin limanlarda mahsur kalması ve artan savaş riski sigortası primleri, deniz yolu taşımacılığını neredeyse imkansız hale getirdi. Ancak denizden gelen bu büyük baskı, Tahran yönetiminin yüzünü doğuya dönmesine ve stratejik bir adaptasyon süreci başlatmasına neden oldu. Bu durum, uzun süredir atıl durumda bekleyen kara yollarının ve sınır kapılarının aniden bölgenin en kritik ticaret hatlarına dönüşmesinin önünü açtı.

Bu kriz ortamında en somut adım Pakistan’dan geldi ve İslamabad yönetimi, yayımladığı yeni bir yasal düzenlemeyle İran’a gidecek transit yükler için altı yeni kara koridoru ilan etti. Karaçi ve Gvadar gibi önemli Pakistan limanlarına deniz yoluyla gelen uluslararası kargolar, artık Amerikan deniz ablukasına takılmadan kamyonlarla doğrudan İran sınırına taşınabiliyor. Geçmişte İran'ın kendi limanlarının cazibesini korumak adına mesafeli yaklaştığı bu Pakistan rotası, savaş ve abluka koşullarının dayattığı aciliyet sebebiyle iki ülke arasında hızla hayata geçirildi. Böylece Washington’ın denizdeki mutlak hakimiyeti, karadan örülen bu lojistik ağ dalgasıyla adeta bypass edilmiş oldu.

Pakistan üzerinden açılan bu yeni kapının önemi sadece İran ile sınırlı kalmayıp, çok daha geniş bir coğrafyayı, özellikle de bölgedeki Türk devletlerini yakından ilgilendiriyor. Kara yoluyla Pakistan’dan İran’a giriş yapan ticari mallar, İran’ın iç kara yolu ağını kullanarak kuzeye, yani Özbekistan, Türkmenistan ve diğer bölge ülkelerine kadar kesintisiz bir şekilde ilerleyebiliyor. Nitekim hat üzerinde yapılan ilk deneme sevkiyatlarında, Pakistan’dan yola çıkan dondurulmuş et yüklerinin bu rota üzerinden Özbekistan’a sorunsuz ulaştırılması, hattın ticari işlevselliğini gözler önüne serdi. Bu durum, Körfez'deki istikrarsızlığın Güney Asya ile Türk dünyası arasında yeni ve güvenli bir ticaret köprüsü kurulmasına yaradığını kanıtlıyor.

Elbette bu yeni kara koridorunun önünde Pakistan’ın yetersiz altyapısı, sınır bölgelerindeki güvenlik sorunları ve ABD’nin olası ikincil yaptırım tehditleri gibi ciddi engeller bulunuyor. Ancak lojistik uzmanları, bu yolların İran ekonomisini kökten değiştirmese bile zor zamanlarda can suyu olduğunu ve bölgeye stratejik bir nefes borusu sağladığını belirtiyor. Sonuç olarak, Körfez’de tırmandırılan askeri kriz, batılı güçlerin beklediğinin aksine bölge ülkelerini birbirine yakınlaştırdı; Çin, Pakistan, İran ve Türk devletleri arasındaki tedarik zincirlerini daha korunaklı kara hatlarına kaydırarak küresel ticaret haritasını yeniden çizdi.

Kaynak:MEE

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA