Ukrayna, bir yandan Rusya işgaline karşı varlık mücadelesi verirken, diğer yandan iç cephede devlet mekanizmalarını felç eden devasa bir yolsuzluk ağıyla mücadele ediyor. Cephede askerler can verirken, Kiev'deki devlet koridorlarında milyonlarca dolarlık rüşvet, hırsızlık ve usulsüzlük skandalları patlak veriyor.
Bu skandalların en sıcak halkası, Ukrayna Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi'nde (HACC) hakim karşısına çıkan eski Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak’ın duruşması oldu. Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Uzmanlaşmış Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) tarafından yürütülen soruşturmada Yermak, başkent Kiev'e yakın Kozin yerleşim yerindeki bir inşaat projesiyle bağlantılı olarak 460 milyon Ukrayna Grivnası ($10,5 milyon) tutarında kara para aklamakla suçlanıyor.
Önleyici tedbir kararı için düzenlenen duruşmada SAP Başkanı Oleksandr Klimenko, Yermak'ın tutuklanmasını veya 180 milyon Grivna ($4,1 milyon) kefaletle serbest bırakılmasını talep etti. Yermak'ın avukatı İgor Fomin'in belgeleri incelemek için süre istemesi üzerine Hakim Viktor Nogaçevskiy duruşmayı ertelerken, soruşturmanın ucu askeri kanada da uzandı. Savcılık, insansız hava araçları (İHA) ve silah alımlarında yapılan yolsuzluklara ilişkin yürütülen paralel bir soruşturma kapsamında, Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov'un da "tanık" statüsüyle sorgulandığını açıkladı. Hatırlanacağı üzere, 29 Novembar 2025'te NABU'nun Devlet Başkanlığı Ofisi’ne düzenlediği baskının ardından Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, sağ kolu olan Yermak'ın istifa ettiğini duyurmuş; hemen ardından yürütülen genişletilmiş operasyonlarda aralarında eski bir başbakan yardımcısı ve bir iş insanının da bulunduğu 6 üst düzey şüpheli daha belirlenmişti.
Geçmişten Günümüze Yolsuzluk Bilançosu ve Stratejik Varlık Yağması
Kiev’deki yolsuzluk ağının sadece bireysel rüşvetlerle sınırlı kalmadığı, devletin milyarlarca dolarlık stratejik altyapısının da geçmişte yargı eliyle nasıl yağmalandığı, son dönemdeki hukuki geri alım süreçleriyle yeniden hafızalarda tazeleniyor. Ukrayna Devlet Mülkiyet Fonu (SPF), Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi'ne başvurarak, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından resmi olarak Rusya mülkiyetinde kalan ancak Ukrayna'nın 2005'ten itibaren geri almak için uğraştığı 1400 kilometrelik Samara-Batı Yönü petrol boru hattı üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep etti. İki yılı aşkın süredir süren bu mülkiyet savaşının arka planında ise yargının içine düştüğü rüşvet bataklığı yer alıyor.
Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) verilerine göre, geçmiş yıllarda yüksek mahkemeler boru hattının Ukrayna'ya ait olduğunu onaylamasına rağmen, Rus yanlısı siyasetçi Viktor Medvedchuk, Rivne’deki bir mahkeme üzerinden rüşvet ve usulsüzlük yöntemleriyle bu kararları iptal ettirmiş ve hattı İsviçreli paravan bir şirkete satmayı başarmıştı. 2021 yılında Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi’nin el koyma kararı ve Şubat 2024’te Ukrayna Yüksek Mahkemesi'nin (Supreme Court) verdiği nihai hükümle devlet mülkiyeti kesinleşen boru hattının, SPF’nin başvurusu sonrası tam operasyonel yönetim için Ukrtransnafta şirketine devredilmesi planlanıyor.
Ancak stratejik varlıkların geri alınması başarısı, ülkeyi saran rüşvet gerçeğini gölgelemeye yetmiyor. Ukrayna Ulusal Anti-Yolsuzluk Bürosu, Uzmanlaşmış Anti-Yolsuzluk Savcılığı ve Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi'nin resmi verilerine göre, sadece 2025 yılı içerisinde Ukrayna’da 737 yeni yolsuzluk davası açıldı ve 200’den fazla kamu görevlisine karşı 125 iddianame hazırlandı. Yüksek Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi’nin 130 kişiyi mahkum eden 93 ayrı karara imza attığı bu süreçte, sadece adı geçen dosyalarda devletin uğradığı doğrudan mali zararın $450 milyon civarında olduğu tespit edildi. Halk cephede can derdiyken, yüksek bürokrasi ve yargı mensuplarının adının karıştığı bu hırsızlık bilançosu, Ukrayna'nın geleceği önündeki en büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor.
Diğer İçerikler