Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Değişen Dünyada Değişmeyen Komşu: Yunanistan

Güray ALPAR
14 Şubat 2022 11:14
A-
A+

Yunanistan, 2021 yılında denizden ve karadan askeri araçları ile Adalar Denizindeki Gayrı Askeri Statüdeki adalara yönelik, 229 ihlal gerçekleştirirken, Yunan Savunma Bakan yardımcısının son dönemde aynı adalardaki askeri birliklerdeki ziyaretlere devam etmesi, Türkiye tarafından tansiyonu artırmaya yönelik bir kışkırtma olarak görülüyor. Lozan ve Paris Anlaşmalarına göre Gayrı Askeri Statüde kalmaları şartı ile Yunanistan’a devredilen adalardaki askeri faaliyetler açıkça bu anlaşmaların esastan ihlali manasına geliyor.

Ülkesini askeri üslerle dolduran Yunanistan giderek bir bataklığa saplanıyor

Ülkesinde, kimine göre 20 bazılarına göre ise 50’den fazla bölgeyi yabancı üslerine açarak, ülkesinin neredeyse tamamını askeri alan haline getiren ve bu nedenle de Rusya tarafından tehdit edilen Yunanistan’ın, Dedeağaç bölgesinden Ukrayna’ya karşı muhtemel bir Rus saldırısına karşı kullanılmak üzere kuvvet sevk edilmesi, Yunan halkını tehdit altında bırakırken, şimdi de Yunanlı yetkililerin Türkiye’yi kışkırtmakla neyi amaçladığını anlamak gerçekten zor görünüyor.  

Yunanlılardan ziyade Yunanlı yetkilileri anlamak zor

Türk ve Yunan halkları bir çok benzer yönleri ile barışı hak ediyor. Bu anlamda iki ülke arasındaki bölgenin bir barış alanı olması gerekirken, bu tür anlamsız davranışlar herkesi şaşırtıyor. Kurulduğu tarihten itibaren başka ülkelerin hedeflerine hizmet eden bir yapıdan, Yunan halkının gerçeklerine yönelen bir yapılanmaya geçme gereği artık kendisini iyice hissettiriyor.

Değişim önce bunun gerekliliğine inanmakla başlar

Farklılaşarak yeni bir hal almayı ifade eden “Değişim”, bireyden başlayarak toplumun tamamına ulaşan bir alanda farklı düzeylerde yaşanır. Bu süreçte ise önce değişimin gerekliliğinin farkına varılması önemlidir. Değişmeyi istemek ve değişilebileceğine inanmak ise ardından gelir.

Bu anlamda kurulduğu günden beri değişmesine izin verilmeyen, ancak diğer taraftan kendisi de bu yönde bir niyet göstermeyen devletlerden birisi de Yunanistan’dır.

Yunanistan, kendi halkının refahını düşünen zihniyetler tarafından yönetilmeli

Büyük devletler tarafından kurdurulan Yunanistan’ı, çoğu zaman Yunanlıların yönetmesine bir türlü izin verilmedi. İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından, başlangıçta Mora Yarımadası ve civarında Müslümanlara yönelik büyük bir katliam yaptırılarak (Ege Üniversitesi: 2021) kurdurulan Yunanistan’ın  (Somel, 2012), ilk Kralı  aristokrat bir aileye mensup katolik bir Alman’dı (Lewis, 2016). Tahta getirildiğinde 17 yaşındaydı. Bu kral, istediklerini tam olarak yapamadığı gerekçesiyle, 1862 yılında kendisini oraya getiren devletler tarafından tahttan indirildi ve 1867 yılında 52 yaşında öldüğünde Almanya’ya gömüldü.

Yerine bu sefer de Danimarka’dan 17 yaşındaki başka bir çocuk getirildi (I. George). Özel olarak seçilmiş ve adaylığı büyük güçler tarafından desteklemişti. 1913 yılında suikast sonucu öldürülünceye kadar Yunan kralıydı. Büyük güçler tarafından desteklenmesi ise bu bölgede kullanabilecekleri bir halka ihtiyaçları olduğu içindi. Yoksa büyük güçler Yunanistan’a sınırlı bir büyüme öngörmüşlerdi ve çok büyüme eğilimi gösterdiği zaman zaten desteklerini çekiyorlardı.

Yunan Kralları başka devletler tarafından seçilip, onların istediği gibi yönlendiriliyordu

Yeni kral; Rusya, İngiltere ve Fransa’da ziyaretlerde bulunduktan sonra Yunanistan’a gelmişti. Yunanistan’ı dolaşırken de kendisine İngiliz, Rus ve Fransız donanmaları eşlik etmişti. 1867 yılında, 16 yaşındaki “Rusya Büyük Düşeşi” ile evlendi. İki kız kardeşi de “İngiliz ve Rus” kraliyet aileleriyle evlendirildi. Zaten Edinburg Dükü’de baba tarafından büyükbabasıydı (Kiste, 1994). Çocukları da evliliklerini büyük devletlerin kraliyet aileleriyle yapacaktı.

İngilizler Kralın Alman ekolünde olmasını bir tehdit olarak algılamıştı

Ancak, ilginç bir şekilde ismini “Rusya Büyük Dükü” olan dedesi ve Doğu Roma’nın son imparatoru Konstantin’den alan oğlu, 1886 yılında Berlin’de “Prusya Savaş Akademisinde” eğitim almıştı ve 1889 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm’in kız kardeşi ile Atina’da evlenmişti. 1913 yılında Konstantin kral olunca, bu İngilizler tarafından hiç de hoş karşılanmadı.

Kostantin kültürel ve askeri anlamda Alman ekolünün etkisi altındaydı ve bu, Yunanistan üzerinde güçlü kontrol mekanizmaları oluşturmuş olan İngilizler tarafından bir tehdit olarak algılanıyordu.

Kral kendilerinden olmadığından verilen silahlar geri istenecekti

İngiliz ve Fransızlar, Yunanistan’a; “verilmiş silahları geri teslim etmelerine yönelik” ültimatom verdiler. Bunun üzerine Yunan ordusu ile İngiliz ve Fransız askerleri arasında Atina’da şiddetli çatışmalar meydana geldi ve İngiliz, Fransız, Rus büyükelçiler Yunanistan ile diplomatik ilişkilerini tamamen kestiklerini bildirdiler. Fransızlar ve İngilizler Konstantin’in tahta çekilmesini istediler. 1917 yılı hazıran ayında Konstantin, halkın itirazlarına rağmen, tahtı oğlu Aleksandros’a bırakarak (1830 Garantörlük anlaşmasında belirtilen hususlar doğrultusunda, Paris ve Londra’da yapılan toplantılarda bu ülkeler Konstantin’in ilk oğlu Georgios’u Almanlara hizmet ettiği gerekçesiyle reddetmişlerdi)  istifa etmek zorunda kaldı. Bundan sonra İngiliz yanlısı Venizelos, hükümet kurmakla görevlendirildi. Venizelos derhal Yunanistan’ı İttifak devletleri yanında savaşa soktu. Savaş sonrası, 14 Kasım 1920 tarihinde Venizelos seçimleri kaybedip Konstantin yeniden kral olunca; İngiltere, Fransa ve İtalya Konstantin’i devlet başkanı olarak tanımadıkları beyan ettiler ve Yunanistan’a destekleri görünüşten ibaret kaldı. Savaştan sonra ise Konstantin askeri darbe ile tahtan indirildi.

Yunanistan’da hep başkalarının istediği oluyordu

14 Eylül 1922 tarihinde kurmay subaylar, Yunanistan’da bir darbe yaparak yönetimi ele geçirdiler ve “Küçük Asya Felaketi” adını verdikleri yenilginin savaş suçlularını infaz ettiler. Kralın bir oğlunun da infaz edilmesi gerekiyordu ancak İngiliz hükümetinin ültimatomu neticesi hayatta kaldı. 2010 yılında Yunan yargıtayı aldığı kararla bu yargılamaları hukuksuz saydı.

Karmaşa içindeki Yunanistan 1930’larda biraz toparlanmış olsa da II. Dünya Savaşının başlaması ile tekrar krize girdi.

Yunanistan,  sonrasında artık “yüzdeler anlaşması” gibi paylaşımların konusuydu

1. Dünya Savaşı sonrası Churchill’in bir gazeteye verdiği demeçte itiraf ettiği gibi (Bell, 2001) “Yüzdeler Anlaşması” gibi anlaşmalara konu olan ve İngiliz nüfuzuna bırakılan Yunanistan, daha sonra başka devletlerin de ilgi duyduğu bir ülke olmaya devam edecektir. Bu durum ise gelişerek ve benzer durumlar yaratarak günümüze kadar gelecektir. Doğu Akdeniz’deki kriz ortamında tansiyonun kışkırtılarak, zaten borç altındaki Yunanistan’a silah satılması, bunun en bariz örneğini oluşturmuştur.

Sorun eğitim sisteminde mi?

Megali Idea, şanlı bir tarih üzerine yeniden diriliş fikrinden ortaya çıkmıştı. Oysa, Yunan ayaklanmasını desteklemeyen İstanbul Patrikhanesi aforoz edilmişti. 1832 yılında sınırlarını belirleyen Yunan Devleti milli birlik bilincini, eğitim sistemine eklediği köklü tarihi olaylarla yapılandırmaya çalışmıştı. 1834 tarihinde oluşturulan “Yunan Eğitim Yasası” da bir yabancı tarafından yazılmıştı (Acar, 2019:55). Bu yazılımda Türkler; eğitimsiz, barbar, entelektüel gelişiminin gerisindeki despotlar olarak tanıtılır ve okullarda bu yanlış bilgiler yıllardır öğretilir. Bu ise bir süre sonra toplumu kendi rüyasını görmesinden ziyade, dışarıdan yönlendirilen noktalara götürür. Bir şekilde de Yunan halkı kendi rüyasından ziyade başkalarının rüyalarını görmeye başlar.

Sistemde bir sıkışmışlık söz konusudur

Geçmişin kalıpları bugünlere de yön vermeye devam eder ve bu yönüyle bir sıkışıp kalmışlık söz konusu olur. Yunan eğitim sisteminin aşırıcı, kararsız ve saldırgan olduğu iddia edilir. Oysa günümüz dünyasında var olabilmek kendini gerçekçi bir şekilde ifade edebilmekle mümkündür. Akıl tutulması ise farklı ve mantıklı düşüncenin önündeki en büyük engeldir.

Yunanistan 1921 yılında kurulurken aldığı borçları yüzlerce yıl sonra ödeyebilmişti. 1900’lü yılların başında yaşadığı mali krizden yaklaşık 100 yıl kadar sonra, yine 2007 yılında çıkan mali krizin ardından tekrar yoksullaştı, durgunluğa girdi, sosyal olaylar yaşadı (Oxenford ve Chryssogelos: 16 Ağustos 2018). O günden bu yana ağır bir ekonomik kriz altında kıvranıyor. Yeniden yapılandırdığı borçlarının 2050 yıllarına doğru bitmesi bekleniyor.

Benzerlikleri unutup farklılıklar yaratmaya çalışmak barışa hizmet etmiyor

Alman tarihçi Falmeyarar, “Bugünkü Yunanlılar Antik dünyanın torunları değildir” demişti. Bundan sonra ise Yunanlı tarihçiler bu tezi çürütmek için çok uğraştılar.

Aslında Yunanlılar kendilerini tamamen eski Yunanlılar ve Bizanslılara dayandırmaya çalışsalar da, tarih içinde komşuları ile kültürel etkileşim sonucu iki bin yıllık süreçte çok büyük oranda kültürel değişikliklere uğradıkları da bir gerçektir (Smith, 2009: 53-54). Hayali ve yönlendirilmiş projeler, doğal olarak yaratılmaya çalışılan “yüce durum” ile “gerçek şimdiki” arasında derin bir uçurum yaratıyor (Dimu, 2017). Bu durum sadece gerçeklerin kabullenişi ile çözülebilecektir.

Sonuç olarak, Yunanistan yönetiminin binlerce yıldır aynı coğrafyalarda birlikte yaşadığı komşuları ile farklılıklar çerçeçevesinde sürdürdüğü tutumunu yeniden gözden geçirmesinin, kendi halkının refahı yanında bölgede barış ortamının oluşmasına da katkı sağlayacağı açıkça ortadadır.

 

 

Click for the article in English

https://www.sde.org.tr/guray-alpar/genel/unchanging-neighbor-in-a-changing-world-greece-kose-yazisi-25751


 

Kaynakça:

Acar, Merve. (2019). Yunan Milliyetçiliğinin Oluşumu ve Modern Yunanistan’da Tarih Yazımı, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi.

Bell, Philip.H. Michael. (2001). The World Since 1945, An International History, Hodder Arnold Publication: UK.

Dimu, Nikos. (2017). Ne Mutsuz Yunanım Diyen, İstos Yayınları: İstanbul.

Ege Üniversitesi. (2021). Mora Katliamı ve Anadolu’da Yunan Mezalimi Sempozyumu, 15-16 Kasım 2021, Atatürk Kültür Merkezi: İzmir.

Erdem, Nilüfer. (2012).Yunan Tarihçiliğinin Gözüyle Anadolu Harekatı (1919-1923), Derlem Yayınları: İstanbul.

Kiste, Van der John. (1994). Helenlerin Kralları, Sutton Yayıncılık: Gloucestershire.

Levis, Derek. (2016). Historical Dictionary of Contemporary Germany, Rowman ve Littefield Publishers: US.

Oxenford ve Chryssogelos (16 Ağustos 2018). Greel Bailout: IMF and Europeans Diverge on Lessons Learnt, Chattam House.

Özsüer, Esra. (2018). Tarihin Resmi İdeoloji Tarafından Tahrifatına Bir Örnek: Yunanistan, Turkish History Education Journal Vol. 7, No:2, sayfa 466-508.

Smith D. Anthony. (2009). Milli Kimlik, Çev. Bahadır Sina Şener, İletişim Yayınları: İstanbul.

Somel, S. Akşin. (2012). Historical Dictionary of the Ottoman Empire, Scarecrow Press: US.