Yunan Basını Atina’nın Akdeniz ve Adalar Denizi’nde Mücadeleyi Kaybettiğini Kabullenmeye Başladı

Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye-Libya deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptını onaylaması Yunanistan'da yankı uyandırdı. Kathimerini gazetesinde yayımlanan analizde, Atina'nın geçmişte Mısır ve Libya ile deniz sınırlandırma anlaşmaları imzalamak için harekete geçmemesi eleştirilirken, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de içine düştüğü çıkmazın kendi hatalarından kaynaklandığı vurgulandı.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları üzerindeki diplomatik mücadele devam ederken, Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Zaptı'nı onaylaması Yunanistan'da tartışmalara yol açtı.

Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesinde yayımlanan analizde, Atina yönetiminin Libya ile ilişkilerinde yıllar boyunca yaptığı hatalar ve zamanında harekete geçmemesi eleştirildi. Analizde, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de yaşadığı mevcut çıkmazın geçmişte kaçırılan fırsatların sonucu olduğu ifade edildi.

"Yirmi yıldan daha uzun süre önce harekete geçmeliydik"

Yunanistan'ın geçmişte Mısır ve Libya ile deniz sınırlandırma anlaşmaları imzalamak için gerekli adımları atmadığına dikkat çekilen analizde, "Eğer yirmi yıldan daha uzun bir süre önce Mısır ve Libya ile deniz sınırlandırma anlaşmaları imzalamış olsaydık, şu anki çıkmazda olmazdık" değerlendirmesine yer verildi.

Kaçırılan fırsatların Yunan politikasında uzun zamandır tekrarlanan bir sorun olduğu belirtilen yazıda, Atina yönetiminin koşullar daha elverişliyken zamanında ve öngörülü hareket edemediği vurgulandı.

Analizde, "Kendimizi rahatlığa kaptırdık ve başkalarının hamlelerini öngöremedik. Eksikliklerin listesi uzun. Adil, bilgili eleştiriler ve sorumluların hesap vermesi için bolca alan var" ifadeleri kullanıldı.

Yunanistan'dan ABD, İsrail ve Mısır desteği beklentisi

Türkiye-Libya deniz mutabakatı örneğinde Yunan-Amerikan topluluğunun rolünün özellikle dikkat çekici olduğu belirtilen analizde, ABD yönetiminin konuya ilişkin tutumuna da değinildi.

Atina'nın yaşanan gecikmelere ve geçmişteki hareketsizliğine rağmen Yunanistan'ın ulusal çıkarlarına zarar verecek gelişmeleri önlemesi gerektiği ifade edildi.

Analizde, Yunanistan'ın Türkiye-Libya mutabakatına karşı ABD, İsrail ve Mısır ile birlikte hareket etmesi gerektiği savunulurken, Ankara'nın bundan sonraki adımlarının yakından takip edilmesi ve uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA