HABER ANALİZ: Kosova Adalet Arıyor!

Kosova'nın kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını mahkum ederek mücadeleyi lekelemeye yönelik bu siyasi maksatlı karar, uluslararası adaletteki çifte standart tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Taçi (Hashim Thaçi), Hollanda’nın Lahey kentindeki ilk derece Kosova Özel Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 16 Eylül 2026 tarihinde açıklanan karar, Balkanlar'da ve uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı. Taçi ve beraberindeki diğer üç UÇK yöneticisi (Yakup Krasniki, Kadri Veseli ve Recep Selimi) insanlığa karşı suç maddelerinden beraat ederken, spesifik savaş suçlarından mahkum oldu.

Kosova genelinde ve Lahey'deki mahkeme binası önünde toplanan binlerce Arnavut destekçi tarafından büyük tepkiyle karşılanmış ve yer yer protestolara yol açtı. Kosova Başbakanı Albin Kurti kararı "kabul edilemez bir adaletsizlik" olarak nitelendirmiştir. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da karara sert tepki göstererek, bunun Kosova'nın kurtuluş mücadelesine yapılmış bir haksızlık olduğunu dile getirdi.  Kosova toplumu ve yönetimi kararın bağımsızlık savaşı tarihini yeniden yazmaya çalışan siyasi bir karar olduğunu düşünmektedir.

Peki bu Haşim Taçi kim, ve bugünkü karar nereden geliyor?

Haşim Taçi, 1990'ların ortasında Sırbistan yönetimine karşı silahlı direnişi örgütleyen Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) siyasi kanadının başındaki isimlerden biriydi. 1998-1999 arasında yaşanan Kosova Savaşı'nda Sırp güvenlik güçlerinin Kosovalı Arnavutlara yönelik etnik temizlik ve katliamlarına karşı bir direniş hareketi olarak doğan UÇK, NATO'nun 1999'daki hava harekâtıyla birlikte Sırbistan'ı geri çekilmeye zorlamış ve Kosova'nın fiilen bağımsızlığının önünü açmıştı.

Savaşın ardından Taçi, Kosova'nın kurucu isimlerinden biri olarak Başbakanlık ve 2016-2020 arasında Cumhurbaşkanlığı yapmış, Batı'da uzun süre "Kosova'nın Washington'u" olarak anılmıştı — Joe Biden'ın onu bu şekilde tanımlaması da bu yakın ilişkinin bir yansımasıydı.

Peki onu 25 yıla mahkûm eden mahkeme nereden çıktı? 2010-2011'de İsviçreli bir senatörün Avrupa Konseyi'ne hazırladığı bir rapor, UÇK'nin bazı üst düzey isimlerini savaş sonrası dönemde işlendiği iddia edilen bazı suçlarla ilişkilendirdi. Bunun üzerine ABD ve AB, bu iddiaları soruşturacak özel bir mekanizma kurulmadığı takdirde Kosova'nın vize serbestisinin, NATO ilişkilerinin ve uluslararası tanınırlık sürecinin tıkanacağını açıkça ortaya koydu. Bu baskı altında Kosova Meclisi, 2015'te anayasa değişikliğiyle Kosova Özel Yargı Daireleri'nin (Kosovo Specialist Chambers) kurulmasını oyçokluğuyla kabul etti ki, mecliste buna itiraz eden, çekimser kalan vekiller de vardı. 2017-2018'de Meclis bu mahkemeyi feshetmeye kalktığında yine ABD ve AB'den gelen yoğun diplomatik baskıyla bu girişimden vazgeçildi. Yani Taçi, Veseli, Selimi ve Krasniqi'yi bugün yargılayan mahkeme, "demokrasi" ve "insan hakları savunucusu" AB ve ABD'nin dayatması sonucunda kurulan bir mahkemeydi ve 16 Eylül'de açıklanan kararla Taçi 25 yıl hapse mahkûm edildi.

Bugün Kosova'da, Arnavutluk'ta bu karara tepkiler yükseliyor. Halk kahramanlarını korumak istiyor. Unutulmaması gerekir ki, bugün Gazze'de kendi halkını, bağımsızlığını korumak isteyenlerle, dün Kosova'da, Bosna'da savaşanlar aynı amaçla hareket ediyordu.

Karar ne derece adil?

Sömürgeci Batı kendisini ilgilendirmediği sürece adalet kaygısı taşımamıştır, adaletin tesisi yerine yargı kararlarının çıkarına hizmet etmesini öncelemiştir. Gücü yettiğinde, uluslararası hukuk mahkemelerine baskı yaparak çifte standart uygulamaya zorlamış, hukuku zayıf ülkeler için terbiye edici bir sopa olarak kullanmıştır. Adalete uygun fakat çıkarlarına zarar veren kararlar verildiğinde de mahkemeleri suçlamıştır. Bunun sayısız örnekleri vardır.

En son, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 21 Kasım 2024 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında soykırım suçu sebebiyle resmi olarak tutuklama emri (yakalama kararı) çıkarmıştı. Donald Trump yönetimi, İsrailli yetkililer hakkında tutuklama kararı çıkaran UCM'yi "yozlaşmış ve siyasallaşmış" olarak suçladı ve ABD Dışişleri Bakanlığı UCM Başkanı Tomoko Akane ve kıdemli savcılara yönelik giriş yasakları ve finansal yaptırımlar uygulamaya koydu. ABD, İsrail'e yönelik tutuklama kararlarının ardından UCM'nin "sistematik olarak tasfiye edilmesi (dağıtılması)" için NATO müttefiklerine baskı uygulamaya başladı.

Kosova'nın kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını mahkum ederek mücadeleyi lekelemeye yönelik, siyasi maksatlı bu kararın verilmesi çok ta şaşırtıcı olmamıştır. Karara karşı temyiz yolu açıktır. Umarız adalet duygusunu kaybetmemiş, siyasi baskılara direnen mahkemeler bunu bozacaktır.

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA