Şarku’l Avsat’ta yayımlanan ve gazeteci Kemal Allam tarafından kaleme alınan analize göre, Pakistan ordusu Ortadoğu’da klasik bir askeri ortaklıktan çıkarak çok boyutlu bir savunma diplomasisi aktörüne dönüşüyor. Pakistan’ın karşıt kamplarla aynı anda ilişki kurabilme kapasitesi, ülkeyi Arap ve Arap olmayan devletler arasında benzersiz bir “dengeleyici köprü” konumuna taşıyor.
Tarihsel miras: Süveyş’in doğusundan Ortadoğu’ya
Analizde, Pakistan ordusunun bölgedeki etkisinin 1947’deki kuruluşuna ve Britanya Hindistan Ordusu’nun “Süveyş’in Doğusu” stratejik mirasına dayandığı vurgulanıyor. Pakistanlı subay ve askerlerin önemli bir bölümünün Kudüs, Amman, Bağdat, Kahire ve Maskat’ta görev yapmış olması, ülkenin askeri reflekslerinin Ortadoğu ve Kuzey Afrika tecrübesiyle şekillenmesini sağladı. Bu çerçevede Pakistan ordusu, uzun yıllar boyunca başta Suudi Arabistan ve Ürdün olmak üzere, Suriye ve Irak’la da sınırlı ölçekte askeri eğitim ve işbirliği yürüttü.
Trump dönemi ve savunma diplomasisinin genişlemesi
Yazıya göre son bir yıl, Pakistan ordusunun bölgesel rolünde belirgin bir sıçramaya sahne oldu. Donald Trump yönetimi, savunma diplomasisinin önemli bir bölümünü Pakistan ordusuna ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’e bıraktı. Münir’in rolü yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadı; İran’la gerilimin düşürülmesi ve Gazze’deki ateşkes temaslarında perde arkasında kilit bir diplomatik kanal olarak öne çıktı. Trump’ın Münir’i kamuoyu önünde övmesi, Pakistan ordusunun uluslararası sistemde artan itibarının göstergesi olarak yorumlanıyor.
Yoğun temas trafiği ve çoklu coğrafyalar
Analizde, Pakistan ordusunun son haftalarda Suudi Arabistan liderliği, Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, Ürdün Kralı II. Abdullah (iki kez), Abdulfettah es-Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri yetkilileriyle temas kurduğu belirtiliyor. Ayrıca Yemen’de gerilimi düşürmeye yönelik girişimlerde de Pakistan ordusunun aktif rol aldığı ifade ediliyor. Bu tablo, Pakistan’ın Kuzey Afrika’dan Körfez’e uzanan geniş bir hatta savunma diplomasisini bir çözüm aracı olarak kullandığını ortaya koyuyor.
Ortadoğu’nun en büyük askeri ortaklarından biri
Yazıya göre, Pakistan’da askeri kurumun dış politika üzerindeki belirleyici ağırlığı, ülkeyi Ortadoğu’daki en önemli askeri ortaklardan biri haline getirdi. Pakistan bugün Suudi Arabistan, Türkiye, Bahreyn, Irak, Ürdün ve Umman’ın önde gelen askeri partnerleri arasında yer alıyor. Suudi Arabistan ile ortak savunma anlaşması bulunurken, Bahreyn ve Umman silahlı kuvvetlerinin önemli bir kısmını Pakistan kaynaklı personel ve eğitim oluşturuyor. Iraklı pilotların Pakistan’da eğitim aldığı ve Musul’un DEAŞ’tan kurtarılmasının ardından Bağdat’ın İslamabad’a resmi teşekkür sunduğu da hatırlatılıyor.
Türkiye, İran ve denge siyaseti
Analizde, Türkiye-Pakistan ilişkilerinin stratejik düzeyde seyrettiği vurgulanıyor. Ankara’nın Pakistan’ı sürekli müttefik olarak tanımladığı belirtilirken, Libya’da Halife Hafter ile Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşmasına rağmen iki ülke arasında bir gerilim oluşmadığı aktarılıyor. Pakistan’ın, Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkilerini kullanarak İran’la arabuluculuk yapması da bu denge siyasetinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. İran-Irak Savaşı’nın sona erdirilmesinde Pakistan ordusunun oynadığı rolün, merhum İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani tarafından açıkça övüldüğü hatırlatılıyor.
Libya, Yemen ve arabuluculuk kapasitesi
2026’ya girilirken Pakistan ordusunun arabuluculuk kapasitesinin daha da belirginleştiği ifade ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin İslamabad ziyareti sırasında Yemen krizinin yeniden gündeme gelmesi üzerine, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde Pakistan’ın hızla devreye girdiği aktarılıyor. Libya’da imzalanan yaklaşık 4 milyar dolarlık savunma anlaşmasının, Kaddafi sonrası dönemin en büyüklerinden biri olduğu ve savaş uçakları, tanklar, askeri eğitim ile açık deniz petrol sondaj faaliyetlerini kapsadığı belirtiliyor.
Gazze dosyası ve Pakistan ordusu
Analizin son bölümünde Gazze’ye özel bir parantez açılıyor. Trump’ın, Pakistan ordusunu Gazze sürecinin bir sonraki aşamasında rol alabilecek potansiyel bir aktör olarak gördüğü aktarılıyor. Financial Times’ta yer alan bir değerlendirmede Pakistan ordusunun, küresel sistemde Trump’ın jeopolitik yörüngesinde “en büyük kazanan” olarak tanımlandığı hatırlatılıyor.
Mısır ve Ürdün’ün de Pakistan ile temaslarını yoğunlaştırdığı, Kral Abdullah ve Cumhurbaşkanı Sisi’nin kısa süre içinde Pakistan liderliğiyle iki kez görüştüğü ifade ediliyor. Şarku’l Avsat’a göre, Ortadoğu’nun iç savaşlar, Gazze belirsizliği ve küresel güç kaymalarıyla sarsıldığı bir dönemde Pakistan ordusu, Beyaz Saray’dan Maşrık’a uzanan hatta kendisini merkezi ve vazgeçilmez bir aktör olarak konumlandırmış durumda.
Diğer İçerikler
Bangladeş Gazze'ye Konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücüne Katılmak İstediğini..
ABD Müttefiki Güney Kore’den Ezber Bozan Çıkış: Pekin’e Gidecek Olan Başkan Lee "Xi M..
Bangladeş’in Eski Başbakanı Halide Ziya’nın Cenaze Töreninde Pakistan Meclis Başkanı ..