Diplomasi tarihinde, iç ve dış politikada radikal makas değişikliklerine imza atan hükümetler ve dolayısıyla devletler mevcuttur. Bu tür keskin dönüşümler genellikle rejim değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde belirginleşir. Demokratik yollarla iş başına gelen partiler, yapısal ve dönemsel kısıtlamalar nedeniyle, yerleşik bir devlet politikası çizgisini ve geleneğini kolay kolay değiştiremezler. Bu bağlamda, 2018 yılında Ermenistan’da yaşanan iktidar değişiminin köklü bir sistem dönüşümü olup olmadığı sorusu, 2018 öncesi ve sonrası dönem arasındaki keskin farkları anlamak ve bugün (7 Haziran 2026) gerçekleştirilecek seçimlerin olası sonuçlarına ışık tutmak adına kritik bir önem taşımaktadır.
Nikol Paşinyan Kimdir?
1975 doğumlu Nikol Paşinyan, 1990’lı yıllara kadar çeşitli basın kuruluşlarında görev yapmış ve kendisinin de ifade ettiği üzere siyasete gazetecilik vasıtasıyla adım atmıştır. Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan çizgisine muhalif, Levon Ter-Petrosyan’a ise daha yakın bir tutum sergileyen Paşinyan, Sarkisyan yönetimine yönelik eleştirileri nedeniyle çarptırıldığı 25 bin dolarlık para cezasını ödemeyi reddettiği için bir yıl cezaevinde kalmıştır. 1999 yılından itibaren Haykakan Zhamanak ("Ermeni Zamanı") gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Paşinyan, uzun yıllar muhalif kimliğiyle ön planda yer almıştır.
Ermenistan'ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan'ın 2008 yılındaki seçimleri kaybetmesinin ardından başlayan kitlesel halk protestolarını örgütlediği gerekçesiyle, hakkında "cinayet ve kitlesel kargaşa çıkarmak" suçlamasıyla arama kararı çıkarılan Paşinyan, Haziran 2009'da teslim olmuştur. Tutuklanmasının ardından iki yıl cezaevinde kalan Paşinyan, çıkarılan genel afla serbest bırakılmıştır. 2012 yılında milletvekili seçilerek Sivil Sözleşme Partisi’nin liderliğini üstlenen Paşinyan, 2018 yılındaki "Kadife Devrim" hareketinin öncüsü olarak geniş kitlelerin desteğiyle iktidara gelmiş ve parlamentoda 59 oyla başbakan seçilmiştir.
Cumhuriyetçi Parti’nin o dönem Ulusal Meclis’teki kontrolünü sürdürmesi üzerine Paşinyan, kendisini iktidara taşıyan toplumsal dalgayı yasama organına yansıtmak amacıyla erken seçim kararı almak istemiştir. Ekim 2018’de Ulusal Meclis’in erken seçimleri engelleyebilecek parlamento usul değişikliklerine gitmesi üzerine Paşinyan, mevcut yasama yapısının ülkenin genel siyasi eğilimini yansıtmadığını savunarak binlerce destekçisiyle parlamento binası önünde miting düzenlemiştir. Birçok gözlemci bu dönemde Paşinyan’ın yüksek popülaritesine dikkat çekmiştir; nitekim müttefikleri, Cumhuriyetçi Parti’nin aday göstermediği Eylül ayı Erivan Belediye Başkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 81’ini almıştır. 16 Ekim'de Paşinyan’ın başbakanlıktan istifa etmesiyle Ulusal Meclis feshedilmiş ve erken seçim süreci tetiklenmiştir. 9 Aralık'ta yapılan seçimlerde Paşinyan'ın "Benim Adımım" İttifakı oyların yüzde 70'inden fazlasını alarak ezici bir zafer kazanırken, Cumhuriyetçi Parti yüzde 5'lik barajın altında kalarak meclis dışında kalmıştır.
İç-Dış Politikada İlk Adımlar ve Karabağ Savaşı
Paşinyan, iktidara geliş sürecinde iç ve dış politikaya dair kapsamlı vaatlerde bulunmuştur. Ekonomisi ölçek olarak küçük ve dışa bağımlı olan Ermenistan’ın dış borçlarını azaltmak, yabancı yatırımı çekmek ve tarım sektörünü güçlendirmek gibi hedefler belirleyen Paşinyan, dış politikada ise Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı ilk görüşmede ilişkilerin korunacağını beyan etse de, Moskova’ya olan bağımlılığı azaltma stratejisi gütmüştür. Hatta iktidarının ilk dönemlerinde Rus kamu şirketi Gazprom’un doğal gaz fiyatlarını artırması üzerine Paşinyan, alternatif enerji yolları arayışıyla İran ile müzakereler yürütmüştür. Batı ile yakınlaşma politikasını sürdürürken, doğu ve batı sınırlarının kapalı olduğu Azerbaycan ve Türkiye ile ilk etapta diyaloğa dayalı bir süreç yürütüleceğinin sinyallerini vermiştir.
Ancak Karabağ meselesine dair vaatleri doğrultusunda Azerbaycan yönetimi ile birkaç kez üst düzey görüşme gerçekleştirilmesine rağmen, Paşinyan’ın 2019 yılındaki “Dağlık Karabağ Ermenistan’dır ve nokta” şeklindeki açıklaması süreci germiştir. Temmuz 2020'de dönemin Savunma Bakanı Davit Tonoyan’ın, Ermeni diasporasınca da desteklenen ve gerilimi tırmandıran "yeni bir savaş, yeni topraklar" doktrini çerçevesinde Azerbaycan’ın Tovuz bölgesine yönelik gerçekleştirdiği askeri hamleler, diplomatik ilişkilerin tamamen kopmasına neden olmuştur.
Azerbaycan’ın 27 Eylül - 10 Kasım 2020 tarihleri arasında yürüttüğü 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı’nda Ermenistan’ın askeri açıdan ağır bir mağlubiyet alması, Paşinyan’ın halk nezdinde ilk büyük tepkiyle karşılaşmasına yol açmıştır. 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece savaşı sonlandıran üçlü bildirinin imzalanmasının ardından, kamuoyundaki öfkeli kitleler parlamento binasını basmıştır. Buna karşın Paşinyan, istifa etmeyeceğini açıklayarak görevini sürdürmüştür.
Kamuoyunun bir kesimi tarafından savaşa yetersiz hazırlık yapmak ve stratejik hatalarla suçlanan Paşinyan, 25 Şubat 2021 tarihinde Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan ve 40'tan fazla üst düzey subayın yayımladığı muhtıra ile istifaya çağrılmıştır. Paşinyan bu girişimi bir darbe kalkışması olarak nitelendirerek Gasparyan’ı görevden almış ve destekçilerini sokaklara davet etmiştir. Geniş kitlelerin desteğini arkasına alan Paşinyan, Mart 2021'de erken seçim kararı alarak istifa etmiş ve seçime kadar geçici başbakanlık görevini yürütmüştür. Haziran 2021’de, 2.6 milyon seçmenin sandığa gittiği seçimlerde Paşinyan’ın partisi oyların yüzde 53.92’sini alarak galip gelmiştir. En yakın rakibi olan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ise oyların yalnızca yüzde 21’ini toplayabilmiştir.
Paşinyan hükümeti, sonraki yıllarda da çeşitli istifa baskıları ve askeri/siyasi müdahale girişimleriyle karşı karşıya kalmıştır. Son olarak Temmuz 2025’te Paşinyan, Başpiskopos Bagrat Galstanyan liderliğindeki bir grubun gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişiminin kolluk kuvvetlerince engellendiğini duyurmuş ve bu grubun arkasında eski siyasi aktörlerin yer aldığı bir listenin bulunduğunu ifade etmiştir.
7 Haziran 2026 Seçimleri
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, siyasi kariyerinin en önemli dönemeçlerinden birinin eşiğindedir. Bugün, yani 7 Haziran 2026 tarihinde yapılacak seçimlerde Ermenistan halkının Paşinyan’a yeniden güvenoyu verip vermeyeceği uluslararası kamuoyunda merakla takip edilmektedir.
Paşinyan’ın siyasi kariyeri boyunca karşılaştığı krizler ve aldığı kararlar incelendiğinde, liderliğinin en zorlu ve karmaşık evresini geride bıraktığı tespiti rasyonel bir temele dayanmaktadır. Zira Paşinyan, Karabağ yenilgisinin üzerinden henüz bir yıl geçmişken (2021 yılında), otuz yıl boyunca yönetimde etkili olan ve Azerbaycan ile olan sorunu yapısal bir kördüğüme dönüştüren "Karabağ Klanı" liderlerine iki kattan fazla oy farkı atarak seçilmeyi başarmıştır. Bu durum, Nikol Paşinyan’ın askeri mağlubiyetin ardından Türkiye, Azerbaycan ve Avrupa ile ilişkilerin rasyonel bir zeminde yeniden düzenlenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımının toplumsal bir karşılığı olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletler’in Karabağ konusundaki kararları, uluslararası hukukun gerçekleri ve Ermenistan’ın tek taraflı olarak dahi tanımadığı Sahte Dağlık Karabağ yönetimini sürdürmenin imkânsızlığı ile Ankara ve Bakü’nün uyguladığı otuz yıllık ablukanın maliyeti, mevcut yönetimi bu gerçekçi dış politikaya sevk etmiştir. 2021 seçim sonuçları, Ermenistan seçmeninin de bu statükonun sürdürülemez olduğu fikrine yaklaştığını ortaya koymuştur.
Kuşkusuz, askeri başarısızlığı kabullenmeyen ve irredantist (yayılmacı) söylemlerle komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü hedef alan milliyetçi kesimlerin muhalefeti varlığını sürdürecektir. Ancak 8 Ağustos 2025 tarihinde Washington’da imzalanan barış anlaşması taslağı ve Zengezur Koridoru’nun açılmasını öngören mutabakatlar ile geri dönülemez bir bölgesel entegrasyon ve barış sürecine giren Paşinyan yönetimi, stratejik hedeflerine büyük ölçüde ulaşmış görünmektedir.
Seçim öncesi süreçte Avrupa ülkelerinin ve ABD yönetiminin (özellikle Donald Trump’ın) Paşinyan’a yönelik diplomatik desteği, Türkiye’nin seçim öncesinde Ermenistan heyetinin uzun yıllar sonra kara sınırından geçişine izin vermesi ve Güney Kafkasya’daki normalleşme iklimi çerçevesinde Ermenistan ile Azerbaycan arasında başlayan ticari ilişkiler ve tüm bu gelişmelerin Ermenistan halkı için getirdiği sonuçlar mevcut başbakanın yeniden seçilme olasılığını güçlendirmektedir. Nitekim güncel kamuoyu araştırmalarından Breavis anketine göre, Başbakan Nikol Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi'nin, kararsız seçmenler dağıtıldıktan sonra oyların yaklaşık yüzde 65'ini alabileceği öngörülmektedir.
Sonuç olarak; hem kamuoyu anketleri hem sahada atılan diplomatik adımlar hem de Nikol Paşinyan’ın geçmiş krizleri yönetme biçimi, 7 Haziran seçimlerinden mevcut hükümetin başarıyla çıkma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret etmektedir.
Tugay ASADLI
Diğer İçerikler