Kafkasya’da Rus Dönemi Bitiyor mu?

  1. Anasayfa /
  2. Tüm Analizler
  3. /
  4. Analiz
editör1 | 04 Mart 2026
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

8 Ağustos 2025 tarihinde Azerbaycan ve Ermenistan arasında Washington’da imzalanan barış anlaşmasının ardından birçok kişi artık Kafkasya’da başka bir dönemin başladığının farkına varmıştı. Çünkü anlaşma bu bölgede yer alan her ülke için farklı anlamlar taşımaktaydı. Azerbaycan için, 30 yıllık Karabağ sorununun çözümü, savaşın bitimi, ekonomik rahatlama, dış politikada yeni tutumlar ve artık daha fazla yatırım anlamına geliyordu. Ermenistan içinse, çok daha farklıydı. Karabağ’ın işgalinden sonra her an beklenen o anın getirdiği siyasi baskı ile sürekli savunma ve hücum pozisyonları arasında kalma politikasının değişmesi, barışın gelmesiyle güven ortamının oluşması ve başta ABD olmak şartıyla birçok yabancı yatırımın ülkeye girişi, hem doğu hem batıdaki blokaj durumunun ortadan kalkması, yeni bir toplumsal düzen inşası düşüncesinin tartışılması için yeni fırsatların doğması ve değişen dünyada gecikmeden konum almak için bölge istikrarının kullanılması fırsatlarını ortaya çıkardı. Gürcistan için Zengezur dehlizinin açılması ekonomik olarak biraz ürkütücü olsa da (artık tek rota sahibi değiller), Azerbaycan ve Türkiye’nin garantisi ile bölgedeki barıştan nasibini alan ülkelerden birisi olması önemlidir. İran, transit ülke konumunu kaybetmesi ve “düşman ABD’nin bölgeye girmesi” iddialarıyla projeden hoşnut değil. Türkiye, Azerbaycan ile Türk dünyasına birleşmenin sevincini yaşarken bölgede barışın olmasıyla daha aktif bir rol oynayacak olması dolayısıyla diplomatik zaferini kutluyor. Ama peki Rusya?

Vance’nin Ziyareti

Şubat 2026’da ABD başkan yardımcısı J.D. Vance’nin Ermenistan ve Azerbaycan ziyaretleri Rusya’nın bu anlaşma sonrasında bölgedeki konumunun nasıl şekillendiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Daha önce hiçbir ABD Başkanı veya yardımcısının Ermenistan’ı ziyaret etmediği göz önüne alındığında,  Vance’nin ziyaretinin Ermenistan için çok önemli olduğu anlaşılacaktır.

Vance’nin ziyaretinin bir diğer önemli noktası ise Ermenistan’ın enerjisinin %40’ını karşılayan Metsamor Nükleer Santrali’nin yerine alternatif ABD reaktörlerinin yerleştirilmesi için anlaşma yapılması oldu[1]. Ermenistan enerjisi için hayati öneme sahip bu konu özelinde Ermenistan hükûmeti çok fazla baskıya maruz kalıyordu. Bunun ilk sebebi bu santralin Sovyetler döneminde yapılmış olmasıydı. Hatta santrale takriben 100 km’lik mesafede Rus askerlerinin bulunduğu bir Rus üssü hâlâ mevcuttur[2]. İkinci sebep ise santralin çok eski olması sebebiyle komşularına çok tehlikeli bir durum oluşturmasıydı[3]. Hatta yakın geçmişte bu santralin taşınması ve alternatiflerinin bulunmasıyla ilgili uzun süren müzakere süreçleri de yaşanmıştır[4]. Rus analist Nikolay Platoşkin aylar önceki konuşmasında bu süreçte Rusya’nın Ermenistan’a sonuna kadar destek verdiğini vurgulamıştır. Bugün ABD’nin alternatif bir enerji santrali fikri ve buna maddi destek ve yatırımlarla gelmesiyle birlikte Rusya’nın bu alandaki etkisinin zayıfladığı görülmektedir.

Diğer yandan ABD’nin Ermenistan egemenliği altındaki Zengezur bölgesine yaptığı yatırımla oluşturulacak TRIPP yolu ile ilgili anlaşmalar da yapılmıştır. Bu yol Rusya’yı Çin’den Avrupa’ya kadarki ticaret yolları ve enerji hatlarının dışında tutmaktadır. Hatırlatalım ki, Temmuz 2025 tarihinde ortaya atılan bilgilere göre, yolun Zengezur kısmındaki gelirin %30’u Azerbaycan’ın, %30’u Ermenistan’ın ve %40’ı ABD’nin payına düşüyor[5].

Rusya'nın Ermenistan'daki somut varlığını küçümsemek gerçekçi olmaz: Gümrü'deki 102. Askerî Üs (yaklaşık 5.000 personel, S-300'ler ve MiG-29'lar, 2044'e kadar sözleşmeli) ile Metsamor'un Rus kontrolündeki enerji tekeli devam ediyor. Platoşkin'in "sadık müttefik" iddiasını besleyen bu unsurlar, pratikte Ermenistan'ı 2020 Savaşı'nda terk eden pasiflikle çürütülüyor. Paşinyan, 2024'te Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü(KGAÖ)'yü "ölü örgüt" ilan ederek Rus askerin çekilmesini talep etti; 2025'te Ukrayna İstihbaratı'nın bildirdiğine göre Ermenistan, üs genişletmelerini veto etti ve NATO/ABD ile savunma anlaşmaları imzaladı. Sonuçta Rusya'nın "destek" vaadi, Vance'in nükleer ve TRIPP yatırımları karşısında beklenen ölçüde karşılık bulmamış görünmektedir: Ermenistan, KGAÖ'dan uzaklaşma eğilimi göstermeye başlamıştır.

ABD başkan yardımcısının Azerbaycan ziyaretinde ise esas konu Azerbaycan’ın ABD ile ilişkileriydi. Özellikle barışın imzalanmasından önce 907. maddenin düzenlenmesinin ardından Azerbaycan ve ABD arasında ilişkiler gittikçe iyiye doğru evrilmeye başlamıştı. Vance’nin gelişi ile birlikte enerji, ekonomi, teknoloji, özellikle yapay zekâ alanlarında işbirliğini içeren ve en önemlisi birbirinin egemenliğini tanıyan, savunma ve diplomatik alanlarda işbirliğini öngören Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın imzalanmasıyla Azerbaycan ile ABD stratejik ortak oldular. 33 yıl önce Azerbaycan’a ambargo amacıyla silahların her türlü satışını yasaklayan ABD, bugün için Azerbaycan’la savunma sanayi alanında işbirliği yapmaktadır.

Olay Nasıl Buraya Geldi?

8 Ağustos Barış Anlaşması ve Vance’nin ziyaretleri sonrasında akıllara gelen ilk soru şu: Olay nasıl buraya geldi? Bu soruyu aylardır cevaplamak için uğraşan Platoşkin şöyle diyor:

“Aşırı milliyetçi Ebulfez Elçibey’in yerine Haydar Aliyev iktidara geldiğinde Moskova’da herkes sevindi. Ancak tüm bu süre boyunca Azerbaycan’ın dış politikası değişmez bir şekilde Rusya karşıtıydı. BDT içinde en başından beri iki grup vardı: Biri entegrasyonu isteyenler (Belarus, Ermenistan, Orta Asya), diğeri ise Rusya karşıtı olup Batı ile ilişkileri güçlendirmek isteyenler. Bu ikinci grup GUAM (Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Moldova) adlı birliği kurdu. Azerbaycan her zaman bu gruba dâhildi. … Ermenistan ile ortak hava savunma sistemimiz var. Ermeniler, borçlarına karşılık savunma sanayii tesislerini bize devretti. Ermenistan’ın tüm enerji sektörü Rusya tarafından özelleştirildi. Sovyet döneminde inşa edilen ve ülkenin elektriğinin yarısını üreten Ermenistan Nükleer Santrali’ni Batı’nın kapatma taleplerine rağmen biz kurtardık. Hatta bir dönem Erivan’ın, Moskova’nın ödeme yapmadığı bir zamanda üssün kalması için Rus asker ve subaylarına kendi bütçesinden maaş ödediği dahi oldu.”[6]

Aynı zamanda Platoşkin Azerbaycan’ın bugüne kadar NATO’ya girmemesinin sebebinin isteksizliği değil, Karabağ sorunu nedeniyle kabul edilmemesi olduğunu düşünüyor. Bakıldığında analizde doğru ve yanlış taraflar var. Öncelikle Azerbaycan, 90’lı yıllardan itibaren her zaman Rus/Sovyet etkisinden kurtulmaya çalışmıştır. Fakat Azerbaycan dış politikasının merkezinde 30 yılı aşkın bir süredir Karabağ sorunu vardır. Karabağ sorunu, 30 yıl boyunca bölgede aktif bir politika süren Rusya tarafından diri tutulmaya devam etmiştir. Zira bu, “büyük devletlerin etkin oldukları alanda bir münakaşa alanının yaratılması ve onun kördüğüm edilmesi” politikasına dayanır. Rusya da hem Ermenistan’ı hem de Azerbaycan’ı bölgede zayıf bir konumda tutmak ve sürekli olaylara müdahale etme yetkisini elinde tutmak için Karabağ sorununu tamamen çözmedi. Peki sorun ne zaman çözüldü?

Karabağ – Kafkasya’nın Kilidi

Platoşkin’in bu röportajında ima ettiği sadık müttefik[7] Ermenistan’daki 2018 devriminden sonra süreç hızlandı. Gerçi analist bir diğer röportajında olayı yine buraya bağlamaktadır. 2018’de Ermenistan’da ilk kez "Karabağ klanı" diye adlandırılan –Karabağ’ı politika merkezine koyan, sorunu çözmek yerine düğümleyen ve soykırım iddialarıyla elleri kana bulaşmış kişilerin– yerine, bu insanları eleştiren ve sistem içinde değişiklik taraftarı Nikol Paşinyan halk desteğiyle iktidara geldi. Rusya karşıtı söylemleriyle Batı/AB açılımları başlattı — ancak ilk hamleleri başarısız oldu; KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) karşıtı hamleleri Moskova’yı öfkelendirdi, ekonomik baskılar ve iç gerilim 2020 Savaşı’nı tetikledi. Yine de Paşinyan ilişkileri sürdürdü ama Karabağ yenilgisi sonrası "toprağımız 29 bin km²" diyerek ayrılıkçı iddialardan vazgeçti. Bu sancılı dönüşüm, KGAÖ pasifliğiyle Vance ziyaretine zemin hazırladı — romantik kurtuluş değil, pragmatik kopuş.

Diğer taraftan Paşinyan Avrupa’ya ve Batı’ya açılımın taraftarıydı ve Rusya’nın egemenliğinden kurtulmak istiyordu. Olaylar zinciri, aslında Paşinyan yönetiminin Karabağ sorunundan kurtularak Rusya’ya olan güvenlik bağımlılığını azaltmayı hedeflediğine dair yorumları güçlendirir niteliktedir. Zaten Ermenistan Başbakanının kendisi de Karabağ savaşından sonra bizim toprağımızın 29 bin km², bunu korumamız gerekiyor, daha fazlasına gerek yok gibi açıklamalarda bulunmuştu[8]. Ama Karabağ sorunu tamamen ne zaman çözüldü?

Bu sorunun cevabından önce Azerbaycan-Rusya ilişki sürecine bakılması gerekiyor. Rusya Azerbaycan’ın 44 günlük savaşı boyunca yaptığı açıklamalarda Azerbaycan ve Ermenistan’ın egemenliğini desteklemeleri dışında bir açıklama yapmadı. Üstelik Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne üye olmasına rağmen bunun anlaşma ile ilgisi olmadığı ve savaşın Ermenistan’ın topraklarında değil Azerbaycan topraklarında olduğu birçok Rus yetkili tarafından da açıklanmıştı[9]. Savaşın bitimi ise Putin, Aliyev ve Paşinyan tarafından 10 Kasım’da imzalanan ve Ermenistan tarafından kabul edilen kapitülasyon belgesi ile son bulmuştu. Fakat bölgede Rus askerî birlikleri konuşlandırılmış, Türk yetkililerin de burada olmasına rağmen hem halk hem de hükûmet nezdinde Karabağ tam kurtarılmış olarak gözükmüyordu. Hatta bazı analistler Rusların 30 yılın ardından Kafkaslara geri döndüğü konusunda çıkarımlarda bulunuyorlardı.

Karabağ’ın tamamen kurtulması 2023 yılı Eylül ayına denk gelmektedir. Fakat bu tarihin bir tesadüf olduğunu düşünmek çok saf bir bakış açısı olurdu. Zira 2022 yılının 22 Şubat’ında Azerbaycan ve Rusya müttefiklik konusunda anlaşmış[10], 24 Şubat’ta ise Rusya Ukrayna’yı bombalayarak artık 4. yılına girmek üzere olduğumuz savaşı başlatmıştı. Rusya savaş uzadıkça resmen bataklığa gömülüyor, art arda yaptırımlara maruz kalıyordu. Artık Rusya Karabağ’da gerekli sayıda asker bulunduramayacak hâlde idi ki Azerbaycan resmen cerrahi bir operasyon ile Karabağ’da Azerbaycan’a tabi olmayan ayrılıkçıları temizledi ve bölgede artık Rus varlığına gerek kalmadığını açıkladı. Bu Rusların Azerbaycan ve Ermenistan arasından çıkması ve sorunun iki ülke arasında çözülmesi demekti.

Rusya ve Azerbaycan

Azerbaycan ve Rusya arasında ipler ise Aralık 2024 tarihinde Rusya’nın Azerbaycan yolcu uçağını vurması ve suçu asla kabul etmemesi üzerine koptu. Başta ne kabul edildi, ne özür dilendi ne de kan parası ödendi. (Araştırmayı yaparken Dimitri Popov isimli bir gazeteci tarafından yayımlanan bir yazıda, Azerbaycan’ın 44 günlük Vatan Savaşı’nın son günlerinde bir Mi-24 helikopterini vurduğu ve özür dilemediği, üstlenmediği ve kan parası ödemediği iddiasıyla karşılaştık[11]. Bu ifade çok trajikomik: trajik, çünkü bu olayın üzerinden daha 6 yıl bile geçmedi ve Azerbaycan’ın olay olduktan hemen sonra özür dilediği; helikopterin savaş dolayısıyla sınıra yaklaşan bir Ermeni helikopteri sanıldığı; o helikopterin uçuş rotasının normalde o olmadığı; ancak yine de özür dilendiği, olayın üstlenildiği ve ailenin yakınlarına ve Rusya hükûmetine gerekli tazminatın ödenmesine hazır olunduğunun bildirildiği açıklanmıştı[12]. Bu belgeler Azerbaycan ve Rusya dışişleri bakanlıklarının sayfalarında mevcuttur, ancak bu “unutulmuş”. Bu durum dikkat çekici bir çelişki oluşturmaktadır. Komik, çünkü bunu unutan, Moskovskiy Komsomolets’te yazan bir yazardır[13].) Olaydan aylar sonra Azerbaycan’ın Moskova ve diğer büyük şehirlerde yaşayan nüfuzlu isimleri tutuklandı; Azerbaycan ise aynı sertlikle karşılık verdi. Artık Rusya ve Azerbaycan arasında ipler gerilmişken, Rusya uçağın düşürülmesi olayını üstlendi ve özür diledi. Ayrıca Azerbaycan’da bir grubun darbe yapmak için Rusya’ya müracaat ettiği de bildirildi.

Rusya’daki politikacılar ise Azerbaycan’ın Ukrayna’yı desteklediğini ve Ukrayna’ya pes etmemeleri gerektiği konusunda çağrılar yaptığını belirtiyor. Hatta yazıda adını birkaç kez zikrettiğimiz Nikolay Platoşkin, Azerbaycan’a karşı açıklamalarıyla bilinen birisi. Çoğunlukla konuşmalarında Karabağ savaşında Ermenistan tarafında durulması gerektiğini ima eden açıklamalar da yapmaktadır. Ancak Platoşkinin değerlendimeleri olayın artık 1990’lı yıllardaki gibi sadece Rusya ve ABD arasında dönmediği noktasını karçırarak, bölgedeki yeni güç dengelerini yeterince yansıtmamaktadır.

Sonuç

Ortaya çıkan bu senaryo aslında basit bir tesadüfler zinciri değil ya da politikada oynanan bir rulet oyunu değildir. Görüldüğü gibi Sovyet sonrası Kafkasya’da oluşturulan o problemli bölge — Karabağ sorununun düğümü — 2018’den sonra çözülmeye başlandı; Azerbaycan’ın 44 günde elde ettiği zaferle sorunun pratik çözüm süreci başlatıldı ve 2023 Eylül’de sonlandı. Rusya Ukrayna’da takılmışken Kafkasya kendi sorununu kendi içinde çözdü ve yabancı sermayenin bölgeye akışına yer açtı. Bölgede konuşulan 3+3 yerini 1+1’e bıraktı. Sonuçta sorun çözüldü, Türk dünyasının birleşmesi için yol açıldı; Azerbaycan ve Türkiye Orta Koridor’da merkezi rol aldı. Rusya’nın mevcut durumda bölgedeki etkisinin azaldığı, ancak askerî, enerji ve jeopolitik araçlar üzerinden varlığını tamamen kaybetmediği görülmektedir. Süreç, Moskova’nın bölgeden çekilmesinden ziyade güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir döneme işaret etmektedir.

 

[2] Rusya’nın 102’ci askeri üssü Ermenistan’ın Gümrü bölgesinde bulunmaktadır. 1995 yılında imzalanan sözleşmeye göre 2044 yılına kadar Ermenistan’da kalma hakkına sahiptir. 2023 yılında Ermenistan hükumetinin Rusların bu üssü gönüllü biçimde terk etme çabalarına rağmen, Rusya bunu reddetmiştir. https://www.globalsecurity.org/military/world/russia/102-military-base.htm

[3] 1976 yılından beridir Ermenistan Enerji Üretimi bu santralin çalışmasına dayanmaktadır. https://world-nuclear.org/information-library/country-profiles/countries-a-f/armenia

[4] Yeni alternatif nükleer santral için ABD ile birlikte Rusya, Çin, Güney Kore gibi ülkelerin de Ermenistan hükumetine sunduğu projeler var, ama Vance ziyaretine bakılırsa, ABD alternatifi şuan kabul edilmeye yakın. https://tr.euronews.com/2026/02/10/abd-jd-vancein-baris-hamlesiyle-ermenistan-ile-nukleer-anlasmaya-vardi

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA