Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
Azerbaycan ve Türkiye’nin Savaş/Harekat Alanında “Sivil Hassasiyet” Stratejisi
Tuğgeneral (E) İhsan Başbozkurt
05 Ekim 2020 10:31
A-
A+

Türkiye, bugüne kadar Suriye’de üç ayrı harekatla, Libya’da ve Irak kuzeyinde yürüttüğü harekatlarda sivil vatandaşları koruyan stratejisiyle; dünya kamuoyuna, uluslararası kural koyuculara, bu kuralları izleyenlere ve gözlemcilere önemli dersler verdi ve vermeye de devam ediyor.  Bu harekatlarda DEAŞ, PKK, PYD terör örgütleri “Türkiye sivilleri katlediyor” diyerek dünya kamuoyuna Türkiye’yi “katleden, saldırgan bir ülke” olarak göstermek için ahlaka ve izana uymayan her türlü davranışı sergilediler. Başarabildiler mi? Hayır. Çünkü Türkün ve kendini Türk hisseden hiç kimsenin tarihinde, kültüründe katliam yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Türkler, şanlı tarihlerinden bugüne hiçbir zaman aman dileyene, masum ve günahsız insanlara dokunmamıştır. Bilakis onlara yardım etmiştir. Hiçbir ayrım yapmadan, dinine, ırkına, rengine bakmadan mazlumların yanında olmuş, ekmeğini paylaşmıştır. Bugün dünyada mazlumlara kucak açan tek ülke olan Türkiye, hem kendi topraklarında hem de sınırlarımız dışında milyonlarca insana uzattığı yardım eliyle adeta insanlık dersi vermeye devam etmektedir.

Türkiye’nin bölgesinde yürüttüğü, insanlık adına bu örnek davranış, hakkaniyet sahibi, sömürü ve katliam geçmişine sahip olmayan devlet ve milletlerce övgü ile anılırken, sömürü, soykırım ve katliam geçmişi, kültürü olan devlet ve milletleri de adeta kudurtmaktadır. Cerablus’tan Afrin’e, Tel Abyad’a kadar DEAŞ ve PKK terör örgütleri, ülkemizin sınır bölgelerine yönelik saldırılarında bölgede yaşayan masum vatandaşlarımızın can ve malına zarar vermiş, Suriye’den attıkları katyuşalar, roketler ve düzenledikleri bombalı saldırılar sonucu yüzlerce vatandaşımızın şehit olmasına neden olmuştur. Suriye’de katledilen masum sivil Suriyeli vatandaş sayısı yarım milyonun üzerindedir. DEAŞ, 2016 yılında Türkiye’nin yaptığı Fırat Kalkanı Harekatında, El Bab’da, orada yaşayan mazlum ve masum insanları kalkan olarak kullandı. Ama bir ferdi olarak mazisi ile gurur duyduğumuz kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, subayı, astsubayı, erbaş ve erleri, şehit olma pahasına o masum insanları burunları dahi kanamadan bölgeden kurtardı ve şuanda kendi topraklarında yaşamlarına devam ediyorlar.

Aynı senaryoyu PKK/PYD’nin bulunduğu Afrin bölgesinde Zeytin Dalı Harekatı’nda, Cinderes ve diğer yerleşim alanlarında, Barış Pınarı Harekatı’nda Tel Abyad ve Resulayn’da gördük ve yaşadık. Yine orada da hain emeller peşinde koşan planlayıcılar ve maşalar emellerine ulaşamadılar. Kaldı ki Afrin bölgesi, bu bölgede Kürt halkı yaşadığı için, Türkiye açısından çok hassas bir bölge idi. Ama hainlik, basiret ve ferasetin önüne geçemedi. Türk Silahlı Kuvvetleri, basiret ve feraseti ile bunu önledi.

Bugün ise aynı oyunu, yine bir Türk devleti ve Türk toprağında icra ediyorlar. Aktörler aynı, maşalar aynı, plan aynı… Ama unuttukları bir şey vardı: Türk devleti olan Azerbaycan’ın da kültüründe, tarihinde, geçmişinde, soykırım, katliam yoktur. Mazlumlara kucak açmak kültüründe var olan, herkesin yaşam hakkına saygısı olan Azerbaycan’ın yıllarca kendi topraklarında yaşayan Ermeni vatandaşlara sahip çıkması ve adeta onları koruma altına aldığından bunu kolaylıkla görebiliriz. Azerbaycan’da, Ecdaddan gelen hoşgörü gereği Ermeni halkı, birinci sınıf vatandaşlar olarak görülmekte ve muamele görmektedir.

Ermenistan ise katliamlar ve soykırımlarla anılmaya mahkûmdur. 30 yıla yakındır Karabağ topraklarında işgalci olan, yaptığı katliamları ve terörist zihniyeti malum Ermenistan’ın Türkler ile ilgili geçmişteki yaptığı katliamları bilen ve bu katliamları yaşamış bir neslin torunlarıyız. 1917 yılında Rus ve Ermeni çetelerinin saldırıları sonucu ecdadımız, öz vatanımızdan (Ermenistan’ın Göyçe Gölü bölgesinden) kaçarak canlarını zor kurtarmışlardır. Tabiki kurtaranlar, bir de kurtulamayanlar.. Parçalanan aileler… Perişan olan bir Karapapak Türkleri soyu yok edilmekle karşı karşıya kalmış ama yine de o yıllarda da Azerbaycan devleti ve Türkiye Ermeni mezalimindeki vatandaşlara kucak açmıştır.

Katil Ermenistan, soykırım zihniyetini hiçbir zaman unutmamış ve daha da üstüne koyarak 1992 yılında Karabağ’da soykırımın da ötesine geçerek adeta insanlığı yok etmiştir. Hocalı’da, Şuşa’da, Laçin’de.. Karabağ’ın her köyünde, her taşında, ormanında, tarlasında, bağında ve bahçesinde şehit kanı ve soykırım izine rastlanmaktadır. Bu katliamlarda toplam 20 bin kişi şehit düşmüştür. Yaklaşık 6 bin kişinin akıbeti belli değildir. 1.5 milyona yakın insan evini, barkını terkederek kaçkın durumuna düşmüştür. Bu katliamlardan hafızalarda en taze olanı, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da yaşanmıştır. 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede, bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışın kapatıldığı Hocalı kasabasında, Azerbaycan resmi kaynaklarına göre; 83 çocuk, 106 kadın ve 70’ten fazla yaşlı vatandaşların da aralarında bulunduğu toplam 613 sivil vatandaş öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. Silahsız insanlara yönelik bu zulüm de yetmemiş, bin 257 kişi rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde, birçoğunun yakıldığı, başlarının kesildiği görülmüş, bu işkencelere hamile kadınlar ve çocukların da mazur kaldıkları tespit edilmiştir. Şair Abdullah Satoğlu, o katliamı şu dizelerle anlatmıştır:

“Bu ne vahşet! Karabağ inliyor işkenceden

Neden bu kadar zalim olur, Ermeni, neden?

Vuruyor hasta, kadın, yaşlı, çocuk demeden.

Yeter! Mâsum yavrular hunharca vurulmasın.

Karabağ unutulmasın!”

Bugün görünen o ki, Ermenistan katliam zihniyetini terketmemiştir. İnsan kanına susamış katil ve terörist zihniyetli Ermenistan, hala ABD, AB (Fransa) ve Rusya’nın uşaklığını yaparak Azerbaycan’ın nezdinde Türkiye’ye bir saldırı yapma girişiminde bulundu ve yine orada da sivil halka katliam yapıldı. Kahraman Azerbaycan Ordusundan 7 kardeşimiz şehit oldu. Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii Tovuz’da kahraman Azerbaycan ordusu karşısında derslerini aldılar ama hainlerin bu seferki planı Karabağ bölgesi idi.

Tarih 27 Eylül. Saat 06.00’da yine bir katliam planı masum insanları henüz daha yataklarında uykuda, kahvaltı masasında yakalamıştır. Sivillerin üzerine ağır silahlarla saldıran Ermenistan ve arkasındaki emperyalist güçler, Rusya’nın-Fransa, geçmişlerindeki kara lekeleri günümüze, Ağdere’ye, Terter’e, Fuzuli’ye taşımış, zavallı ve masum insanları 1992/1993 yıllarında Şuşa’dan, Laçin’den, Kerbecer’den evlerini ve barklarını terk ederek emniyetli yerlere sığınan, kaçkın durumuna düşmüş bu zavallı insanlara burada da yaşama hakkı tanımamışlardır. Fidan ve Şehriyar kardeşlerimiz ile birlikte 20’ye yakın sivil vatandaşın şehit edilmesi, 60’a yakın vatandaşın yaralanması, gözü dönmüş hainlerin ve teröristlerin yapacağı bir iştir. Azerbaycan, bu katliama dur demek üzere harekatı başlatmıştır. Ve harekat devam ederken, sivillerin çıkmasına izin verilmezken, şuana kadar Ermenistan ve dünyadan, Azerbaycan’ın Karabağ’da hiçbir sivil şahsı öldürdüğü, burnunun dahi kanadığına dair bir açıklama gelmemesi de bölgede insanlığı katledenlerin kimler olduğunu gözler önüne sermesi bakımından önemlidir.

Devam eden Harekatta Azerbaycan’ın kahraman ordusunun feraseti ve basireti ile insan hayatına, yaşamına saygısından dolayı taktir toplamıştır. Azerbaycan yönetimi, dünyadaki insan hakları koruyucuları ve terörist zihniyetli Ermenistan’ı defaten sivil katliamı konusunda uyarmasına rağmen henüz insan hakları savunucuları gözlerini kapatmış ve kulaklarını tıkamışlardır. Çünkü söz konusu Türk ve Müslüman olunca, Bosna’da, Kosova’da olanlara nasıl seyirci kaldılarsa, aynı şeyi burada da yapıyorlar. Onlar görmesinler, duymasınlar… Ama Azerbaycan Ordusu, kahramanca, kardeşlerinin kanını yerde bırakmayarak teröristlere hadlerini bildirmektedir.

Halkının desteğini almış, moral ve motivasyonu yüksek ve etkili, manevra ve ateş destek üstünlüğüne sahip, düşman üzerinde baskı kurmuş, düşmanın savaşma inancı ve gücünü yok etmiş, vatan toprağında inancı ve direnciyle savaşan, milli değerleri, ordusu ve silah sistemleriyle donanmış Azerbaycan Ordusu karşısında Ermenistan duramayacaktır. Katliamı iyi bilen Ermenistan, geride kalan askerlerine bile vur emri vermiştir. 18-30 yaş arası vatandaşlarına ülkeyi terketmeme ültimatomu verse de kaçışlarla yüzleşmek zorunda kalmış, halkın desteğini alamamıştır. Milli ordusu olmayan, milli silah ve sistemlerine sahip olmayan, emperyalist güçlerin tesis ettiği ordu, silah ve sistemler ile taşeron güçler ve teröristlerle saldıran Ermenistan, kaybetmeye mahkum bir terörist ülke pozisyonuna düşmüştür. Azerbaycan halkının da, Karabağ halkının da hatta Ermenistan halkının da desteğini göremeyen Ermenistan, bu kez başaramayacaktır.

Bugün sahada, düğüne gider gibi cepheye giden bir Azerbaycan askeri, karşısında ise “silah namustur” anlayışından uzak, mevzileri silahlarını bırakarak kaçan sözde asker özde terörist Ermenistan ordusu vardır. Azerbaycan Ordusu ve yönetiminin sabrını ne kadar zorlarsanız zorlayın, siz Azerbaycan Ordusuna sivil katliam yaptıramayacaksınız. Çünkü Azerbaycan Ordusu köklü bir geleneğin sahibi, kim olursa olsun insanların yaşam hakkına saygı duyan bir milletin bağrından çıkmıştır ve tek bir hedefi vardır: 28 yılın yaralarını saracak, topraklarını teröristlerden kurtaracak ve teröristleri yok edecektir. O gün bugündür.