ABD İran için Venezuela Modelini İstiyor

Farklı uzmanlar ve think tank raporlarına göre Washington, İran’da doğrudan işgal yerine Hamaney’i devre dışı bırakarak sistemi içeriden dönüştürmeyi ve ABD ile uyumlu, “yönetilebilir” bir iktidar yapısı oluşturmayı hedefleyen Venezuela benzeri bir senaryoyu tartışıyor.

h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Washington’un Venezuela’da uyguladığı “lideri tasfiye et, sistemi yerinde tut” yaklaşımını bu kez İran için gündeme aldığı öne sürülüyor. Uzmanlara göre ABD yönetimi, doğrudan işgalin ve geniş çaplı bir askeri operasyonun maliyetini üstlenmek istemiyor. Bunun yerine İran’da Ali Hamaney’in devrilmesi ve ABD ile çalışabilecek, daha “yönetilebilir” bir yönetimin iş başına gelmesi senaryosu kulislerde tartışılıyor.

Maduro Modeli Tahran için Masada

ABD’nin Venezuela’da Nicolas Maduro’yu yakalayıp etkisiz hale getirmesinin ardından, sürgündeki muhalif lider Maria Machado yerine Washington’la çalışma mesajları veren Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’in iktidarın başına geçmesine izin vermesi ve ülkenin petrol kaynakları üzerinde kontrol sağlaması, yeni bir model olarak değerlendiriliyor. Aynı yaklaşımın İran için de düşünülmesi, bölgede yeni bir gerilim başlığı oluşturdu.

Yıllardır ABD yaptırımları nedeniyle derin bir ekonomik kriz yaşayan İran’da son dönemde artan protestolar bu tartışmaları daha da alevlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın protestoculara yönelik “İranlı vatanseverler protestolara devam edin. Yardım yolda” mesajı ve eski İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi’nin “rejim değişikliği” çağrıları dikkat çekti. Ancak Trump’ın daha sonra askeri veya doğrudan bir müdahale olmayacağını açıklamasıyla protestoların etkisi azaldı. Buna rağmen Tahran kulislerinde “Hamaney’in feda edilmesi” ve yerine ABD ile uzlaşabilecek bir ismin getirilmesi gibi senaryolar konuşulmaya başlandı. Bu çerçevede sürgündeki Pehlevi yerine, seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ön plana çıkarılabileceği iddiaları gündeme geldi.

“Ilımlıların Yolunu Aç” Yaklaşımı

ABD’li ulusal güvenlik ve dış politika analisti, Heritage Foundation kıdemli danışmanı James Jay Carafano, Washington’un İran için Venezuela benzeri bir modeli değerlendirdiğini belirtti. Carafano’ya göre bu yaklaşımda “sorun çıkaran unsurlar ortadan kaldırılıyor ve ardından ABD’nin konuşmaya hazır olduğu bir yönetim ortaya çıkıyor.” Carafano, bunun klasik işgal modellerinden farklı olduğunu, Panama, Irak ve Afganistan örneklerine benzemediğini savundu.

TIME Dergisi: Hedef Demokrasi Değil Yönetilebilirlik

ABD merkezli TIME dergisi de İran için Venezuela modelinin tartışıldığı bir analiz yayımladı. Chatham House Orta Doğu Direktörü Sanam Vakil imzalı değerlendirmede, Maduro’nun etkisiz hale getirilmesine rağmen Venezuela rejiminin çökmek yerine uyum sağlayarak ayakta kaldığı vurgulandı. Bu durumun ABD’nin asıl hedefinin demokrasi değil, daha kontrol edilebilir bir yapı oluşturmak olduğunu gösterdiği ifade edildi. Vakil, aynı yaklaşımın İran’da uygulanmasının ülkeyi daha zayıf fakat daha sert bir otoriterliğe sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

ABD-İsrail Hattında Ortak Senaryo

ABD hükümeti tarafından finanse edilen Arapça yayın yapan Alhurra ağı da “Venezuela modeli”nin Washington ve Tel Aviv’de giderek daha fazla konuşulduğunu yazdı. Analistlere göre bazı çevreler, ülkenin tepesindeki lideri tasfiye edip devlet kurumlarını yerinde tutmaya dayalı bu senaryoyu ciddi biçimde tartışıyor. Ancak olası bir dış müdahalenin İran’ı etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalayabileceği uyarısı da yapılıyor.

Maduro Operasyonu Hamaney’e Mesaj Olarak Okunuyor

Atlantic Council tarafından yayımlanan bir analizde ise Maduro’nun yakalanmasının İran açısından taşıdığı stratejik mesajlar ele alındı. Analize göre Trump yönetimi bu operasyonla rejim değiştirmeyi değil, muhalif liderlere karşı hızlı ve sınırlı müdahaleler yapabileceğini gösterdi. Washington’un bu hamleyle Tahran’a “liderlerin dokunulmaz olmadığı” mesajını verdiği değerlendirmesi yapıldı.

Kısa Vadede Baskı ve Taviz Senaryosu

İran asıllı akademisyen Vali Nasr, İran ile Venezuela’nın dinamiklerinin farklı olduğunu ve bu nedenle ABD’nin bu modeli uygulama konusunda şimdilik temkinli davrandığını belirtti. Reuters’a konuşan Nasr, İran’ın coğrafi olarak daha büyük bir ülke olduğunu, farklı etnik gruplara sahip bulunduğunu ve güçlü kurumsal yapılara dayandığını vurguladı.

Reuters’a konuşan diplomatlar ve hükümet yetkililerine göre ise İran’da rejim değişiminin önündeki en büyük engel, sayıları bir milyona yaklaşan ve Hamaney’e sadık olan Devrim Muhafızları ile paramiliter gruplar. Ayrıca ABD’nin geçiş sürecinde rol biçtiği Pezeşkiyan yönetiminin de “Hamaney’siz İran” fikrine sıcak bakmaması Washington açısından önemli bir engel olarak görülüyor.

Bu tablo içinde ABD ve İsrail’in kısa vadede doğrudan rejim değişikliğinden ziyade baskı ve tehdit yoluyla Tahran’dan taviz koparmayı hedeflediği ifade ediliyor. Hava saldırıları, sınırlı askeri müdahaleler, İran’ın kaçak petrol ticaretine yönelik gölge filosuna baskı, tanker el koymaları gibi caydırıcı seçeneklerin masada olduğu belirtiliyor. Amaç ise İran’ı en azından nükleer programından vazgeçmeye zorlamak olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Yeni Şafak

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA