4 Eylül'de gerçekleştirilen oylamada, Equal Earth (Eşit Dünya) projeksiyonunun genel dünya haritaları için benimsenmesi 164'e karşı 1 oyla ve 6 çekimser oyla kabul edildi. ABD oylamada tek ret oyu kullanan ülke olurken, ABD temsilcisi kurumun zamanının 16. yüzyıldan kalma harita projeksiyonları yerine gerçek sorunlara harcanması gerektiğini savundu. Kararın metninde düzeltme "bilişsel adalet ve anma tazminatı" olarak tanımlanırken, Afrika Birliği de bu yılki zirvesinde Equal Earth projeksiyonunu kıta politikası olarak benimsemiş ve kararı "bilişsel adalet ve tazminat" kapsamında değerlendirmişti.
Amerikan oylamasının ardından, oylamadan beş hafta önce ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Rio de Janeiro'daki bir sağlık konferansında Afrika ülkelerini yanlış etiketlediği bir harita sergilediği ortaya çıktı. Nijerya'nın Sahra Çölü'nde karayla çevrili, Mozambik'in Afrika Boynuzu'nda ve Fildişi Sahili'nin karşı kıyıda gösterildiği bu durumun, ilgili departman tarafından bir yapay zeka aracından kaynaklandığının tespit edildiği ve sorumluluğun üstlenildiği belirtildi.
Yazıda, 450 yılı aşkın süredir Afrika'nın dünya haritasında olduğundan küçük gösterildiği, Gerardus Mercator'un 1569 projeksiyonunun denizcilik aracı olarak tasarlanmasına rağmen kutuplara yakın kara kütlelerini şişirirken Afrika'yı ekvatorda küçük gösterdiği ifade edildi. Bu durumun nesiller boyu eğitim süreçlerinde ve ders kitaplarında Avrupa merkezli tarihsel anlatıların yerleşmesine zemin hazırladığı vurgulandı.
Tarihsel süreçteki benzer yaklaşımlara örnek olarak, Mosi-oa-Tunya şelalesinin David Livingstone tarafından "keşfedildiği" yönündeki anlatılar ile Büyük Zimbabve kalıntılarının yerli Afrikalılarca inşa edildiğinin reddedilmesi gösterildi. Sömürge dönemi demiryollarının iç kesimlerdeki kaynakları limanlara taşımak üzere tasarlandığı ve 1884-1885 Berlin Konferansı ile kıtanın hiçbir Afrikalı temsilci olmaksızın yapay sınırlarla bölündüğü kaydedildi.
Yazıda, düzeltilmiş bir haritanın ekonomik sorunları tek başına çözmeyeceği, Afrika'nın az gelişmişliğinin sömürücü ticaret yapıları, sömürge sınırları, zayıf kurumlar ve bazı yerlerde yerel hükümetlerin ürünü olduğu belirtilirken, temsilin önemsiz olduğu iddialarının da yanlış olduğu ifade edildi. Yaklaşık 30 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan Afrika'nın boyutunun değiştirilemeyeceği, haritayı yeniden çizmenin bir kazanç olduğu ancak müfredatlarda ve ders kitaplarında gereken adımların atılmasının hâlâ önümüzde duran bir iş olduğu aktarıldı.