Abdulkadir İNALTEKİN
Tüm Yazıları20 Eylül 2026’da gerçekleştirilen Berlin Eyalet Meclisi seçimleri, başkentin siyasi dengelerinde dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Resmî sonuçlara göre Die Linke yüzde 25,7 ile seçimi birinci sırada tamamladı. CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. BSW ise yüzde 4,7’de kaldı.[1]
Seçim sonuçlarının dikkat çeken unsurlarından biri, partilerin genel oy oranlarının yanı sıra farklı toplumsal ve dini grupların tercihleri arasındaki belirgin farklılıklar oldu. Forschungsgruppe Wahlen’in seçim günü yaptığı yüz yüze araştırmasına göre, Berlin’deki Müslüman seçmenlerin yüzde 51’i Die Linke’yi tercih etti. BSW yüzde 17, SPD yüzde 11, CDU yüzde 9, AfD yüzde 4 ve Yeşiller yüzde 3 oranında oy aldı.
Bu dağılım, Müslüman seçmenlerin tercihleriyle Berlin genelindeki seçmen davranışı arasında belirgin bir fark bulunduğunu gösteriyor. Araştırmada Die Linke’ye verilen yüzde 51’lik destek, Berlin genelindeki oy oranının yaklaşık iki katına karşılık geliyor. BSW’nin Müslüman seçmenler arasındaki yüzde 17’lik desteği ise partiye verilen genel desteğin yaklaşık üç katı düzeyinde.
Forschungsgruppe Wahlen’in araştırması, Müslüman seçmenlerin parti tercihinde Die Linke ve BSW’nin öne çıktığını, diğer partilerin ise daha düşük oranlarda kaldığını ortaya koyuyor. Buna göre CDU yüzde 9, SPD yüzde 11, AfD yüzde 4 ve Yeşiller yüzde 3 seviyesinde Müslüman seçmenden destek gördü.
Kaynak: Forschungsgruppe Wahlen tarafından seçim günü 17.460 seçmenle gerçekleştirilen yüz yüze ankete göre, ankete katılanların 8.784’ü Müslüman seçmenler olarak belirtilmiştir.

Kaynak: “Forschungsgruppe Wahlen” araştırma kuruluşu.
Müslüman Seçmenlerin Die Linke’ye Yüksek Desteği
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde dikkat çeken sonuçlardan biri, Müslüman seçmenlerin Die Linke’ye verdiği yüksek destek oldu. Yukarıdaki tabloda yer alan verilere göre araştırmaya katılan Müslüman seçmenlerin yüzde 51’i Die Linke’yi tercih etti. Başka bir ifadeyle, Müslüman seçmenlerin yarısından fazlası oyunu bu partiden yana kullandı. Berlin genelinde Die Linke’nin oy oranı ise yüzde 25,7 olarak gerçekleşti. Böylece Müslüman seçmenler arasındaki destek, partinin şehir genelindeki oy oranının yaklaşık iki katına ulaştı.
Bu tablo, Berlin’deki Müslüman seçmenlerin parti tercihleri ile genel seçmen davranışı arasındaki belirgin farkı ortaya koyuyor. Die Linke’nin şehir genelinde birinci parti olması kadar, Müslüman seçmenler arasındaki yüzde 51’lik desteğin büyüklüğü de seçim sonuçlarının toplumsal dağılımı açısından dikkat çekici.
Die Linke’nin özellikle genç seçmenler arasında güçlü bir sonuç elde ettiği belirtiliyor. Berlin nüfusunun ortalama yaşı diğer federal eyaletlere kıyasla daha genç. Ayrıca bu seçimde ilk kez 16 ve 17 yaşındaki gençlere Temsilciler Meclisi seçimlerinde oy kullanma hakkı verildi. Die Linke’nin seçim sonucunu önceki döneme kıyasla önemli ölçüde yükseltmesinde genç seçmenlerin etkili olduğu ifade ediliyor.
Bu noktada, 16 ve 17 yaş grubundaki gençlerin ekseriyetinin göçmen kökenli Müslümanlardan oluştuğu ve özellikle 35 yaş altındaki seçmenler arasında Müslüman kökenli göçmenlerin önemli bir oy ağırlığına sahip olduğu belirtiliyor. Bu demografik yapı, genç seçmenlerin seçim sonuçlarındaki etkisinin değerlendirilmesinde önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Müslüman seçmenlerin Die Linke’ye yönelimi yalnızca mevcut seçimdeki yüksek oranla sınırlı görünmüyor. Araştırmaya ilişkin haberlerde, Müslüman seçmenlerin Die Linke’ye desteğinin önceki seçime göre yüzde 36 arttığı belirtiliyor. Bu değişim, iki seçim arasındaki dönemde Müslüman seçmenlerin parti tercihlerinde belirgin bir hareketlilik yaşandığına işaret ediyor.
Berlin seçimlerinde Die Linke’nin yüzde 25,7’lik genel oy oranının yanında Müslüman seçmenler arasındaki yüzde 51’lik destek, seçim davranışındaki toplumsal farklılıkları ortaya koyan önemli bir veri olarak değerlendirilebilir.
En Önemli Adaylar, Partiler ve Seçim Sonucu
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde adayların seçmenler nezdindeki görünürlüğü ve tercihleri, seçim tablosunun önemli unsurlarından biri oldu. Araştırma sonuçlarına göre Die Linke’nin adayı Elif Eralp yüzde 27 ile adaylar arasında ilk sırada yer aldı. Eralp’i CDU’nun adayı Stefan Evers yüzde 21 ile takip etti.
SPD adayı Steffen Krach yüzde 20 oy oranıyla üçüncü sırada bulunurken, Yeşillerin adayı Werner Graf ve AfD’nin adayı Kristin Brinker yüzde 11’er oranında oy aldı. Böylece Elif Eralp, diğer partilerin adaylarına göre açık ara sonuç elde etti.
Bu veriler, parti oyları ile belirli adaylara yönelik seçmen desteğinin her zaman aynı oranda gerçekleşmediğini gösteriyor. Özellikle adayların kişisel tanınırlığı, kampanya performansı ve seçmenlerle kurduğu siyasi bağ, parti tercihlerinden farklı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Berlin seçiminde adaylara ilişkin bu dağılım, seçmen davranışının yalnızca parti kimliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.

Kaynak: “Forschungsgruppe Wahlen” araştırma kuruluşu.
Die Linke’nin Seçim Kampanyası ve Berlin’deki Başarısı
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Die Linke’nin başarısının arkasındaki temel unsurlardan biri, seçim kampanyasının merkezine kira ve konut sorununu yerleştirmesi oldu. Berlin’de yükselen kiralar ve uygun fiyatlı konut bulma güçlüğü, seçmenlerin öncelikli sorunları arasında yer alırken, Die Linke bu alanda kapsamlı çözümler vaat etti. Seçim sonuçları, konut politikasının parti açısından önemli bir seçim konusu olduğunu gösterdi. Nitekim seçmenlerin yüzde 37’si, uygun fiyatlı konut konusunda en iyi çözümleri Die Linke’nin üretebileceğine inandığını belirtti. Bu oran diğer partilerin oldukça üzerinde kaldı.
Partinin başarısında genç seçmenlerin desteği de öne çıktı. Araştırmalara göre Die Linke özellikle gençler arasında güçlü sonuçlar elde etti. 30 yaş altındaki kadınların yüzde 54’ü, erkeklerin ise yüzde 40’ı Die Linke’ye oy verdi. 30-44 yaş grubunda da parti yüzde 33 ile önde yer aldı. Kadın seçmenlerde Die Linke’nin desteği erkeklere kıyasla daha yüksek olurken, CDU ve AfD erkek seçmenlerden daha fazla destek aldı.
Eğitim düzeyine göre bakıldığında ise partiler arasında farklılıklar görüldü. AfD özellikle ortaöğretim mezunları arasında daha güçlü bir performans sergilerken, Yeşiller’de yükseköğretim mezunlarından destek aldı. Die Linke ise lise mezunu seçmenler arasında en yüksek oy oranına ulaştı.
Seçmenlerin parti tercihlerini belirleyen öncelikler de birbirinden ayrıştı. CDU açısından ekonomi öne çıkarken, SPD sosyal güvenlik, Die Linke konut ve kira, Yeşiller ulaşım, AfD ise göç konularına ağırlık verdi. Die Linke’nin konut meselesine yoğunlaşması, partinin özellikle genç ve kiracı seçmenlerle güçlü bir bağ kurmasına katkıda bulundu.
Bununla birlikte partinin toplu konut şirketlerinin kamulaştırılması önerisine Berlin genelinde destek yüzde 37’de kalırken, yüzde 51’i karşı çıktı. Buna karşın 2021’deki referandumda toplu konut şirketlerinin kamulaştırılmasına yaklaşık yüzde 59 destek verilmişti.
Ayrıca Die Linke‘nin Berlin/Neukölln ilçe başkanlığı, İsrail karşıtı açıklamalarıyla defalarca dikkat çekmişti. İsrail’in özellikle Gazze’de soykırıma varan askeri operasyonları nedeniyle dünya çapında topladığı tepkilerin Sol Parti'nin antisemitik duruşuna yansıması Müslüman seçmen gruplar arasında önemli ölçüde olumlu yönde etkili olmuştur.
BSW’nin Müslüman Seçmenler Arasındaki Dikkat Çekici Desteği
Berlin seçimlerinin dikkat çekici sonuçlarından biri de Sahra Wagenknecht’in partisi BSW’nin Müslüman seçmenler arasındaki desteği oldu. BSW (Bündnis Sahra Wagenknecht), Berlin genelinde yüzde 4,7 oy alırken Müslüman seçmenler arasında yüzde 17’lik bir destek elde etti. Böylece partinin Müslüman seçmenler arasındaki oranı, şehir genelindeki oyunun belirgin biçimde üzerine çıktı.
Bu fark, Müslüman seçmenlerin parti tercihlerinde yalnızca Die Linke’nin değil, sosyal politika ve ekonomik konulara vurgu yapan BSW’nin de genel seçmen ortalamasına kıyasla daha yüksek bir karşılık bulduğunu gösteriyor.
Die Linke’nin Müslüman seçmenler arasındaki yüzde 51’lik desteği ile BSW’nin yüzde 17’lik oranı birlikte değerlendirildiğinde, bu iki parti toplamda Müslüman seçmenlerin yüzde 68’inin tercihini almış görünüyor. Bu tablo, söz konusu seçmen grubunda iki partiye yönelik yoğunlaşmanın dikkat çekici boyutunu ortaya koyuyor. Özellikle BSW’nin genel oy oranı ile Müslüman seçmenler arasındaki desteği arasındaki fark, seçim davranışındaki toplumsal farklılıkların değerlendirilmesi açısından önemli bir veri oluşturuyor.
Geleneksel Partiler Açısından Ortaya Çıkan Tablo
Berlin seçimlerinde Müslüman seçmenlerin parti tercihleri, geleneksel büyük partilerin genel seçim sonuçlarından belirgin biçimde ayrıştı. SPD, Berlin genelinde yüzde 12,1 oy alırken Müslüman seçmenler arasında yüzde 11’de kaldı. Almanya ve Berlin siyasetinin geleneksel merkez-sol partilerinden biri olan SPD’nin bu grupta Die Linke ve BSW’nin gerisinde kalması dikkat çekici bir sonuç oluşturdu.
CDU açısından fark daha belirgin. Parti Berlin genelinde yüzde 18,8 oy almasına rağmen Müslüman seçmenler arasında yüzde 9 destek gördü. AfD’nin şehir genelindeki oy oranı yüzde 16,3 iken Müslüman seçmenlerde bu oran yüzde 4 olarak ölçüldü. Yeşiller de genel seçimde yüzde 14,3 oy alırken Müslüman seçmenler arasındaki desteği yüzde 3 seviyesinde kaldı.
Bu karşılaştırma, Berlin’de dinî aidiyet ile oy davranışı arasında bir ilişki bulunabileceğini gösteren verilerden biri olarak değerlendirilebilir. Ancak bu tür farklılıkların tek başına dinî kimlikle açıklanması mümkün değildir; yaş, eğitim, göç deneyimi, ekonomik durum ve siyasi öncelikler gibi başka faktörler de seçmen tercihlerini etkileyebilir.
Forschungsgruppe Wahlen araştırma kuruluşunun verilerine ilişkin haberlerde, Katolik ve Protestan seçmenlerde farklı bir dağılım bulunduğu aktarılıyor. Buna göre CDU, Katolik seçmenlerde yaklaşık yüzde 30, Protestan seçmenlerde ise yaklaşık yüzde 27 destek alırken, Die Linke bu gruplarda sırasıyla yüzde 17 ve yüzde 16 seviyesinde kaldı.
Dolayısıyla Berlin seçimleri, aynı şehirde farklı dinî ve toplumsal grupların siyasi tercihleri arasında önemli farklılıklar bulunabildiğini ortaya koyuyor. Müslüman seçmenlerde Die Linke ve BSW öne çıkarken, Katolik ve Protestan seçmenlerde CDU’nun daha yüksek destek aldığı görülüyor.
Seçmenlerin Dinî Aidiyetine Göre Oy Davranışı
Forschungsgruppe Wahlen’in seçmenlerin dinî aidiyetlerine göre parti tercihlerini inceleyen araştırması, gruplar arasında belirgin farklılıklar bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Katolik seçmenlerin yüzde 30’u CDU’yu (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği) destekledi. Bu veri, dinî aidiyet ile siyasi parti tercihi arasındaki farklılaşmayı göstermesi açısından dikkat çekici bir sonuç olarak öne çıkıyor. Araştırmanın diğer dinî gruplara ilişkin verileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Berlin’de seçmen davranışlarının yalnızca genel parti eğilimleri üzerinden değil, toplumsal ve dinî aidiyetler bakımından da incelenebileceği görülüyor.

Kaynak: “Forschungsgruppe Wahlen” araştırma kuruluşu.
Dinî Aidiyet ve Seçmen Tercihleri
Aynı kamuoyu araştırmasına göre Protestan mezhebine mensup seçmenlerin yüzde 27’si CDU’yu (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği) tercih etti. Bu oran, CDU’nun Protestan seçmenler arasındaki desteğinin dikkat çekici düzeyde olduğunu gösteriyor. Araştırma, seçmen davranışlarının yalnızca genel siyasi eğilimler üzerinden değil, dinî aidiyet gibi toplumsal özellikler açısından da farklılaşabildiğine işaret ediyor.
Protestan seçmenlerde CDU’nun yüzde 27’lik desteği, Berlin genelindeki parti tercihlerinin dinî gruplara göre değişebildiğini gösteren verilerden biri olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede Forschungsgruppe Wahlen’in araştırması, Berlin’deki seçim davranışını anlamak açısından dinî aidiyet ile siyasi tercih arasındaki farklılıkların ayrıca incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.

Kaynak: “Forschungsgruppe Wahlen” araştırma kuruluşu.
Seçmen Tercihlerinde Toplumsal Ayrışmalar
Berlin seçimlerine ilişkin sosyolojik veriler, seçmenlerin siyasi tercihlerinin yaş, dinî aidiyet, göç geçmişi ve ekonomik konum gibi toplumsal faktörlerle farklılaşabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte, dinî aidiyet dikkate alınmadan seçmen tercihleri genel olarak değerlendirildiğinde, muhafazakâr partilerin desteğinin gerilediği; daha sosyal, demokratik ve liberal siyasi yaklaşımların öne çıktığı görülüyor. Forschungsgruppe Wahlen’in kamuoyu araştırmasında da bu genel eğilim dikkat çekiyor.
Araştırmaya göre, dinî aidiyetten bağımsız seçmen tercihinde Die Linke yüzde 28 ile en yüksek desteği alan parti olarak öne çıkıyor. Bu sonuç, Berlin’de seçmen davranışının yalnızca dinî veya toplumsal kimlikler üzerinden değil, genel siyasi ve sosyal politika tercihleri üzerinden de şekillendiğini gösteriyor. Özellikle sosyal politikaların ve toplumsal meselelerin seçmen tercihindeki ağırlığı, seçim sonuçlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesinde önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor.

Kaynak: “Forschungsgruppe Wahlen” araştırma kuruluşu.
Seçim Sonuçları Bize Ne Anlatıyor?
Berlin seçimleri açısından ortaya çıkan tablo, kent siyasetinin giderek daha fazla toplumsal gruplar arasındaki farklılaşma üzerinden okunabileceğini gösteriyor. Yaş, dinî aidiyet, göç geçmişi ve ekonomik konum gibi faktörlerin seçim tercihlerinde farklı sonuçlarla ilişkili olduğu görülüyor.
Özellikle Müslüman seçmenlerde Die Linke'nin yüzde 51'e ulaşması, partinin bu seçmen grubunda Berlin genelindeki ortalamasından çok daha güçlü bir konuma sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanında BSW'nin yüzde 17'lik sonucu, Müslüman seçmenler arasında alternatif sol/sosyal politika eksenli siyasi seçeneklerin de dikkate değer bir karşılık bulduğunu gösteriyor.
Seçim istatistiklerini yorumlarken önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir partinin belirli bir toplumsal grupta yüksek oy alması, o grubun bütün üyelerinin aynı nedenlerle oy verdiği anlamına gelmez. Konut fiyatları, kiralar, sosyal adalet, göç politikası, ayrımcılık, dış politika, eğitim, ekonomik durum ve parti adaylarının kişisel profilleri gibi birçok faktör bireysel tercihleri etkileyebilir. Sadece oy oranlarına bakarak bunlardan hangisinin belirleyici olduğunu kesin biçimde söylemek mümkün değildir.
Sonuç
2026 Berlin seçimleri, yalnızca partiler arasındaki rekabet açısından değil, farklı seçmen gruplarının birbirinden oldukça farklı siyasi tercihler sergilemesi bakımından da dikkat çekici bir seçim oldu. Berlin genelinde Die Linke yüzde 25,7 ile birinci parti olurken, Forschungsgruppe Wahlen'in seçim günü yüz yüze yaptığı araştırmasına göre Müslüman seçmenler arasında Die Linke’nin yüzde 51'e ulaştığını ortaya koyuyor.
Bu rakam, Müslüman seçmenlerin Berlin siyasetinde önemli bir seçmen grubu olduğunu ve siyasi partilerin bu grubun tercihlerini dikkate almak zorunda olduğunu gösteren güçlü bir göstergedir. Aynı zamanda CDU, SPD, Yeşiller ve AfD'nin Müslüman seçmenlerdeki oranlarının şehir genelindeki sonuçlardan farklı olması, Berlin'deki siyasi rekabetin tek bir toplumsal eksen üzerinden açıklanamayacağını ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla bu seçim, Berlin'de sınıf, yaş, din, göç geçmişi ve kentsel yaşam koşulları gibi faktörlerin seçim davranışıyla nasıl kesiştiği konusunda önemli bir inceleme alanı sunuyor. Araştırma sonuçları bu değişimin en dikkat çekici göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
[1] Die Linke (Sol Parti), CDU (Almanya Hristiyan Demokrat Birliği), AfD (Almanya için Alternatif) SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) BSW (Bündnis Sahra Wagenknecht)
Dr. Abdulkadir İnaltekin
Güncel Yazıları