Art Not Genocide Alliance (ANGA) “Sanat Soykırıma Karşı İttifakı” öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce sanatçı, küratör ve kültürel çalışan, İsrail’in Arsenale kompleksindeki pavilyonu önünde "Soykırım pavilyonuna hayır" ve "Sanat ile aklama yapma" sloganlarıyla eylemler düzenledi. Gösteriler sırasında İsrail pavilyonunun geçici olarak kapatılmasına yol açan bu hareketlilik, bugün yapılması planlanan ve bienal tarihindeki ilk organize iş bırakma eylemi olma özelliği taşıyan 24 saatlik genel bir grevle zirveye ulaştı.
Protestoların temelinde, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve Filistin halkına yönelik politikaları nedeniyle uluslararası bir sanat platformunda temsil edilmemesi gerektiği tezi yer alıyor. ANGA tarafından yayınlanan ve 230’dan fazla sanatçı ile sanat profesyonelinin imzaladığı açık mektupta, bienal yönetiminin Rusya’nın katılımına yönelik kısıtlamaları hatırlatılarak, İsrail konusunda "çifte standart" uygulandığı vurgulandı. Özellikle bienal jürisinin, liderleri hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından tutuklama emri çıkarılan Rusya ve İsrail gibi ülkelerin ödül değerlendirmesine alınmayacağını açıklamasının ardından topluca istifa etmesi, organizasyon içindeki siyasi gerilimi derinleştirdi.
İsrail Pavyonu Krizi
Venedik Bienali’nin kalıcı mekanlarından biri olan ve 1952’den bu yana Giardini’de yer alan İsrail pavyonu, son yıllarda eşine az rastlanır bir diplomatik ve idari çıkmazla karşı karşıya kaldı. 2024 yılındaki Sanat Bienali’nde sanatçı Ruth Patir’in pavyonu protesto amacıyla kapatmasının ardından, İsrail hükümeti 2026 sözleşmelerine "sanatçının pavyonu açık tutma zorunluluğuna" dair özel bir madde ekletmiştir. 2025 yılındaki Mimarlık Bienali’ne "yenileme" gerekçesiyle katılmayan İsrail’in, 2026 edisyonunda pavyon binasını kullanmak yerine Bienal yönetimi tarafından tahsis edilen geçici bir alan olan Venedik Arsenale’ye taşınması ise gerilimi tırmandırmıştır. Sanat Soykırıma Karşı İttifakı (ANGA), normal şartlarda özel bir alan kiralaması gereken İsrail’e Bienal tarafından kurumsal bir alan sağlanmasını, “şiddetin tırmandığı bir dönemde kurumun açık onayı” olarak nitelendirerek süreci bir kültürel grev dalgasına dönüştürmüştür.
Sendikalardan Grev’e Destek
İsrail’in bu yılki temsilcisi Belu-Simion Fainaru, kültürel boykotların diyalog zeminini yok ettiğini savunurken; İtalya hükümeti ve bienal yönetimi sansüre karşı olduklarını belirterek katılımı desteklemeye devam ediyor. Ancak bienal kapsamında gerçekleşen “ilk organize grev” kararına İtalyan sendikalarının da destek vermesi, eylemin sadece sembolik bir protesto olmanın ötesine geçerek bienalin operasyonel akışını etkileme potansiyelini artırıyor. Venedik sokaklarına ve sergi alanlarına taşan bu tepkiler, sanatın küresel siyasetten bağımsız düşünülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
ANGA tarafından yapılan açıklamada ise, "Burada, özgürlük adı altında soykırımcı yıkıma müsamaha göstermeyi reddettiğimizi ifade etmek için bulunuyoruz" ifadesiyle eylemin temel motivasyonu kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Diğer İçerikler