ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ekonomik bir heyetle birlikte Özbekistan’a giderek Orta Asya ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeye yönelik temaslarda bulunacak. 19-20 Ekim tarihlerinde Semerkant’ta düzenlenecek C5+1 toplantısında bölgesel bağlantısallık, enerji güvenliği ve ekonomik ortaklıkların ele alınması bekleniyor.
ABD ile Orta Asya’nın beş ülkesi olan Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan arasındaki iş birliği platformu C5+1, Washington’ın bölgedeki diplomatik ve ekonomik varlığını güçlendirmeyi hedeflediği bir dönemde toplanıyor.
Zirve, ABD’nin Orta Asya politikasında insan hakları ve demokratik reformlara yapılan vurgunun yerini ekonomik ve stratejik çıkarlara dayalı daha pragmatik bir yaklaşımın alıp almadığı sorusunu da gündeme getiriyor.
Al Jazeera analizi: ABD, Orta Asya’da etkisini yeniden kurabilecek mi?
Al Jazeera’da yayımlanan Mansur Mirovalev imzalı analiz, C5+1 zirvesi öncesinde Washington’ın Orta Asya’daki nüfuzunu yeniden artırmak için daha pragmatik ve karşılıklı çıkarlara dayalı bir politika izleyip izleyemeyeceğini sorguluyor.
Analize göre Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, bölge devletleriyle ekonomik ilişkiler kurmanın yanı sıra demokrasi, insan hakları ve yönetim reformları konusunda da baskı uyguluyordu. Ancak bu yaklaşım, özellikle otoriter yönetimlerle Batılı ülkeler arasındaki ilişkilerde zaman zaman gerilimlere yol açtı.
Özbekistan’ın eski Cumhurbaşkanı İslam Kerimov döneminde yaşananlar, bu gerilimin örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kerimov yönetimi, 2001’de ABD’nin ülkede askerî üs kurmasına izin verirken, 2005’te Andican’da güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik müdahalesinin Washington tarafından sert biçimde eleştirilmesinin ardından ABD güçlerini ülkeden çıkardı.
Mirovalev’in analizinde görüşlerine yer verilen bölge uzmanı Galiya Ibragimova, Batılı ülkelerin demokrasi ve insan hakları konusundaki eleştirilerinin Orta Asya yönetimlerini Rusya ve Çin’e yakınlaştırabildiğini savunuyor.
Trump yönetiminin önceliği ekonomi ve stratejik çıkarlar
Analizde, Donald Trump yönetiminin dış politikada ekonomik ve stratejik çıkarlara ağırlık veren yaklaşımının Orta Asya politikasına da yansıdığı belirtiliyor. Bu çerçevede ticaret, yatırım, enerji kaynakları ve kritik mineraller, Washington’ın bölgeye yönelik ilgisinin başlıca unsurları arasında gösteriliyor.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in ABD ekonomisine yönelik yatırım taahhütleri ve Washington’la ekonomik ilişkileri geliştirme girişimleri de bu yaklaşımın örnekleri arasında değerlendiriliyor.
Analizde ayrıca ABD’nin, Çin’in kritik mineraller üzerindeki ağırlığını dengelemek ve Rusya’nın geleneksel nüfuz alanında daha güçlü bir konum elde etmek istediği yönündeki değerlendirmelere yer veriliyor. Bölgenin doğal kaynakları, coğrafi konumu ve enerji potansiyeli, Orta Asya’yı büyük güçler arasındaki rekabetin önemli alanlarından biri hâline getiriyor.
Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisi sürüyor
Orta Asya ülkeleri, bağımsızlıklarından bu yana Rusya ve Çin ile ekonomik, siyasi ve güvenlik ilişkilerini sürdürürken Batılı ülkelerle de iş birliği geliştirmeye çalışıyor. Rusya, tarihsel bağları, Rusça konuşan nüfus, göçmen işçiler ve ekonomik ilişkiler aracılığıyla bölgedeki etkisini koruyor. Çin ise ticaret, altyapı yatırımları ve enerji projeleriyle bölgesel varlığını güçlendiriyor.
Mirovalev’in analizinde, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından Moskova’nın bölgedeki siyasi ve ekonomik baskı araçlarını kullanmaya devam ettiği de vurgulanıyor. Orta Asya ülkelerinin bu süreçte Rusya ile ilişkilerini sürdürürken kendi egemenliklerini ve dış politika seçeneklerini korumaya çalıştığına dikkat çekiliyor.
İnsan hakları meselesi yeniden gündemde
Analizin öne çıkan başlıklarından biri de Washington’ın ekonomik ve jeopolitik hedefleri doğrultusunda insan hakları konusunu geri plana itip itmediği.
Mirovalev’in görüştüğü uzmanlar, Orta Asya’daki siyasi muhalefete yönelik baskılar, bağımsız gazetecilerin tutuklanması ve otoriter yönetim uygulamalarının ABD’nin bölge politikasında daha az yer bulduğunu savunuyor. Norveç Helsinki Komitesi’nden Ivar Dale de Washington’ın C5+1 formatının uzun vadede etkili olmasını istiyorsa insan hakları konusuna yeniden ağırlık vermesi gerektiğini belirtiyor.
Rubio’nun Semerkant’taki temasları, ABD’nin ekonomik ortaklıklar ve stratejik çıkarlar üzerinden bölgedeki ilişkilerini ne ölçüde geliştirebileceğine ilişkin önemli bir sınama olarak öne çıkıyor. Zirvenin, Washington’ın Rusya ve Çin’in etkisinin güçlü olduğu Orta Asya’da nasıl bir rol üstlenmek istediğine ve ekonomik iş birliği ile insan hakları arasındaki dengeyi nasıl kuracağına ilişkin ipuçları vermesi bekleniyor.
Diğer İçerikler
İtalya Savcılığı, Sumud Filosuna Saldırılar Konusunda İsrail Savunma Bakanı Katz ve Ü..
Bakü’de Yapılan CICA Zirvesi’nde İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Konuşmaya Başlayınca Sal..
Petrol Fiyatlarının Artması Suçunu Zelenski’ye Yükleyen Trump, ‘Putin ile Çalışmak Da..
Eski ABD Başkanı Obama, Filistinlilerin Topraklarına Zorla El Koyan İsrail’in Ahlaki ..