ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için tasarladığı 20 maddelik barış planının ikinci aşaması, bölgedeki artan şiddet ve İran ile ABD-İsrail savaşının yarattığı yeni koşullar nedeniyle ciddi şekilde başarısızlığa uğruyor.
National Interest’de yayımlanan analizde, yazar Alexander Langlois, Trump’ın 19 Şubat’ta açıkladığı “Barış Kurulu” girişiminin, söz konusu çatışmada kalıcı barış sağlamakta yetersiz kaldığını vurguluyor.
Langlois’a göre planın temel sorunu, uluslararası hukuku ve İsrail’in Filistin’e yönelik işgalinin yasadışı olduğunu kabul etmeyen bir yaklaşım üzerine kurulmuş olması. Bu durum, planın Filistinlilerin ihtiyaçlarını göz ardı eden bir şekilde, ekonomik kalkınma ve yeniden yapılanma odaklı tasarlanmasına yol açıyor. Plan, Gazze’yi yatırım ve turizm projeleri üzerinden yeniden inşa etmeyi öncelikli hedef olarak belirliyor; ancak bu girişimler, çoğu zaman Filistinlilerin doğrudan fayda sağlayamayacağı bir çerçevede şekilleniyor.
Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner tarafından hazırlanan Ocak 2020 tarihli benzer barış girişimi, bu yaklaşımın bir örneği. Mevcut plan haritalarında, Filistinlilerin yeniden yapılanma sürecinde belirli kamplarda yoğunlaşacağı, lüks binaların ve işletmelerin ise öncelikli hedef olarak belirlendiği görülüyor. Langlois, bunun Filistinlilerin yalnızca işgücü sağlayacağı ve temsilci yönetim haklarının planın arka planına atıldığı bir model yarattığını belirtiyor.
Aynı zamanda, ABD yönetimi İsrail üzerinde planın uygulanmasını sağlamak için gerekli baskıyı kurmakta başarısız olmuş durumda. Langlois, Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in Gazze’yi bombalamaya devam ettiğini ve insani yardımın ulaştırılmasını engellediğini aktarıyor. Öte yandan Hamas, silah bırakmayı reddediyor ve yeniden yapılanma sürecini sürdürüyor. Bu gerçekler, ikinci aşamanın ve planın genelinin başarısızlıkla sonuçlanmasını neredeyse kaçınılmaz kılıyor.
Langlois, Barış Kurulu’nun esas olarak İsrail ve ABD’nin çıkarlarını korumaya hizmet ettiğini ve Filistinliler açısından “barışın namlunun ucunda” olduğunu söylüyor. İsrail, Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmaya devam ediyor ve bazı yetkililer Gazze’nin tamamen işgalini ve ilhakını talep ediyor. Bu tablo, Filistin devleti olasılığını neredeyse ortadan kaldırıyor.
Trump’ın girişimi, ekonomik kalkınmayı barışın ön şartı olarak görse de, bölgede kalıcı bir çözüm için siyasi ve hukuki temellerin göz ardı edilmesi planın temel zafiyetini oluşturuyor. Langlois, bu yaklaşımın, Filistinliler ve İsrailliler için daha fazla savaş, ölüm ve acıya yol açabileceğini ifade ediyor.
ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılara verilen tepkiler ve küresel desteğin olmaması ABD başkanı Trump’ın barış söylemini ve 20 maddelik barış planını itibarsızlaştırdı. İsrail’in teşviki ile İran’a saldıran ABD başkanının, İsrail’e rağmen Filistin halkının haklarını gözetecek bir çözüm üretmesi gerçekçi bulunmuyor.
Diğer İçerikler
Trump Birçok Konuşmasıyla Zayıflattığı NATO’dan Yardım İstedi, Karşılık Bulamayınca d..
İran Saldırıları, Bulut Sisteminin Modern Savaşın Etkili, Yeni Stratejik Hedefi Olduğ..
ABD İsrail Büyükelçiliği’nin Merkezle Diplomatik Yazışmasında Tahran Yönetimi’nin Zay..
ABD’nin Ülkenin Bütün Mülklerine ve Değerlerine El Koymaya Çalıştığını Açıklayan Küba..
Ali Laricani'nin "Birlik Çağrısı" Tartışılırken İsrail Onun ve Besic Komutanı Süleyma..
ABD ve İsrail’in Vahşi Saldırıları İran’daki Çok Sayıda Eşsiz Tarihi Eseri de Tahrip ..
ABD’nin Bölgeyi Terk Etmesi Gerektiğini Vurgulayan İran Meclis Başkanı Bölgenin Siyas..