Paris Anlaşması'nın yürürlüğe girmesinin üzerinden 10 yıl geçerken, küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 2 derecenin altında tutma ve 1,5 dereceyle sınırlandırma hedeflerinde ülkelerin yeterli ilerleme kaydedemediği bildirildi.
Al Jazeera'nın yayımladığı değerlendirmeye göre, 12 Aralık 2015'te Paris'te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nde (COP21) 196 taraf ülke tarafından kabul edilen ve 4 Kasım 2016'da yürürlüğe giren Paris Anlaşması, daha güçlü iklim politikalarının benimsenmesine ve temiz enerji yatırımlarının yaygınlaşmasına katkı sağladı. Ancak küresel emisyonlar yüksek seviyelerde kalırken, sıcaklık artışı da devam etti.
Bugün 193 ülke ve Avrupa Birliği olmak üzere toplam 194 tarafın bulunduğu anlaşma kapsamında ülkeler, ulusal olarak belirlenmiş katkı beyanları (NDC) aracılığıyla kendi emisyon azaltım ve iklim değişikliğine uyum hedeflerini belirliyor. Taraf ülkelerin her beş yılda bir daha iddialı hedefler içeren yeni katkı beyanları sunması öngörülüyor. Anlaşma ayrıca iklim finansmanı, şeffaflık ve gelişmekte olan ülkelere destek konularını da kapsıyor. Bununla birlikte anlaşma, ülkeleri belirledikleri hedefleri yerine getirmeye zorlayan bir yaptırım mekanizması içermiyor.
Küresel sıcaklık artışı 1,5 derece sınırını aştı
Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana küresel sıcaklıklar yükselmeye devam etti. 2024 yılında gezegenin ortalama sıcaklığı ilk kez bir takvim yılı boyunca sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıktı. 2023-2025 dönemi ise kayıtlara geçen en sıcak üç yıl olurken, uzun vadeli ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,4 dereceye ulaştı.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Ekim 2026'da yayımladığı değerlendirmede küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutma olasılığının artık kalmadığını bildirdi.
UNEP İcra Direktörü Inger Andersen, konuya ilişkin açıklamasında, "1,5°C'nin üzerindeki her ek derece ve her ek yıl ısınması, bu yıl birçok ülkeyi kasıp kavuran ölümcül seller, sıcak dalgaları ve orman yangınları gibi iklim etkilerini ve risklerini artırıyor." ifadelerini kullandı.
Emisyon tahminlerinde gerileme, uygulamada yavaşlama
Paris Anlaşması'nın kabul edildiği 2015 yılında mevcut politikaların dünyanın 2100 yılına kadar yaklaşık 3,6 derecelik bir ısınma yaşayacağına işaret ettiği belirtildi. İklim Eylem Takipçisi verilerine göre, ülkelerin iklim politikalarını geliştirmesi ve temiz enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla bu tahmin yaklaşık 2,6 dereceye geriledi. Ancak 2021'den itibaren ilerlemenin yavaşladığı ve mevcut politikaların Paris Anlaşması'nın hedeflerinin gerisinde kaldığı kaydedildi.
Küresel ısınmanın başlıca nedenleri arasında kömür, petrol ve doğal gaz kullanımından kaynaklanan karbondioksit salımları ile ormansızlaşma gösterildi. Temiz enerji yatırımlarının fosil yakıt yatırımlarının neredeyse iki katına çıkmasına rağmen, emisyonlardaki düşüşün 1,5 derece hedefini korumak için yeterli hızda gerçekleşmediği belirtildi.
Çin, ABD ve Hindistan en büyük emisyon kaynakları arasında
2024 yılı verilerine göre Çin, ABD ve Hindistan küresel yıllık sera gazı emisyonlarının yarısından fazlasını oluşturdu. Çin, tek başına ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya'nın toplamından daha fazla emisyon salarak dünyanın en büyük emisyon kaynağı olmayı sürdürdü.
Anlaşmanın yürürlüğe girdiği 2016 yılından bu yana Çin, Hindistan ve Endonezya'nın emisyonlarında artış yaşanırken, Endonezya Kanada'nın yerini alarak en fazla emisyon üreten ilk 10 ülke arasına girdi. Almanya, Japonya ve ABD ise büyük ölçüde kömür kullanımını yenilenebilir enerji kaynakları ve doğal gazla ikame ederek emisyonlarını azalttı. Ancak diğer ülkelerdeki artışlar, bu düşüşleri dengeledi ve küresel emisyonlar 2016 yılına kıyasla yüzde 9 yükseldi.
ABD'nin Paris Anlaşması'ndaki konumu da son 10 yılda değişiklik gösterdi. Dünyanın Çin'in ardından en büyük ikinci sera gazı emisyoncusu olan ABD, anlaşmaya iki kez katılıp iki kez ayrıldı. Donald Trump'ın ilk başkanlık dönemindeki ayrılma kararı Kasım 2020'de yürürlüğe girerken, Joe Biden yönetimi Şubat 2021'de anlaşmaya yeniden katıldı. Trump'ın ikinci kez verdiği ayrılma kararının ardından ABD, Ocak 2026'da anlaşmadan yeniden ayrıldı.
Kaynak: Al Jazeera
Diğer İçerikler