Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD-İsrail hattında tırmanan gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gelişmelerin hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu ifade eden Fidan, İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef almasının, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırdığını söyledi.
Fidan, Hürmüz Boğazı’nın olası kapanmasına da dikkat çekerek, “Boğazın kapanması küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD’yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir” dedi.
İlk aşamada saldırıların İran’ın bölgedeki vekil unsurlarında çok belirgin bir hareketlenmeye yol açmadığını belirten Fidan, ancak Hizbullah tarafında bazı hareketlilikler yaşandığını aktardı. İran halkı içinde ise “rejim değişikliği sonucunu doğuracak” ölçekte bir dalgalanmanın şu an için görünmediğini ifade etti.
Mevcut şartlarda en olumsuz senaryonun çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması olduğunu kaydeden Fidan, enerji boyutuna da işaret etti. İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanmasının küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli riskler doğurabileceğini söyledi.
Savaşın süresine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İran’ı gelecekte tehdit oluşturmayacak bir noktaya getirmek istediğini belirtti. Netanyahu’nun daha önce tehdidi İran’ın sahip olduğu askeri yetenekler üzerinden tanımladığını, şimdi ise rejimin kendisini hedef olarak gördüğünü ifade etti.
Savaşın başlamaması için çaba gösterdiklerini ve yaratıcı çözümler sunduklarını aktaran Fidan, hatta savaşın başlangıcını bir süre geciktirdiklerini söyledi. Ancak müzakerelerin ortasında çatışmaların başladığını, İranlıların bunu diplomasinin ihanete uğraması olarak nitelendirdiğini dile getirdi.
Fidan, İsrail ve ABD’nin İran’ı ileride tehdit oluşturacak bir ülke olmaktan çıkarmak isteyeceğini, İran’ın ise Körfez’deki enerji hedeflerini vurarak maliyet üretmeye çalıştığını belirtti. İran’ın füze ve dron kapasitesini ciddi şekilde kullanması halinde İsrail’i rahatsız edebileceğini de sözlerine ekledi.
İran’daki PKK varlığına ilişkin soruya da yanıt veren Fidan, farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek ortak açıklamalar yaptıklarını gördüklerini ve süreci yakından takip ettiklerini söyledi. Terörsüz Türkiye hedefinin terörsüz bir bölgeyle mümkün olacağını vurgulayan Fidan, Suriye, Irak ve İran’daki gelişmelerin bu denklemde belirleyici olduğunu ifade etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran’daki PKK varlığı ve bölgedeki Kürt grupların hareketliliğine ilişkin değerlendirmesinde, geçmişte yaşanan benzer süreçlere dikkat çekti. Birinci savaş döneminde de benzer bir kıpırdanmanın emarelerinin görüldüğünü hatırlatan Fidan, mevcut gelişmeler çerçevesinde yeni bir hareketlenme olup olmayacağını yakından takip ettiklerini söyledi.
Fidan, farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek ittifak kurma arayışında olduklarını ve ortak açıklamalar yaptıklarını gözlemlediklerini belirtti. Bu grupların rejimle ne ölçüde çatışmaya girecekleri, bulundukları ülkelerde diğer etnik unsurlarla nasıl bir ilişki kuracakları, hangi hedefleri benimsedikleri ve ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçların ne olacağı gibi başlıkların tamamının Ankara tarafından analiz edildiğini ifade etti. Sürecin çok boyutlu şekilde ele alındığını vurguladı.
PKK’nın faaliyet gösterdiği ülkelerdeki zayıflıklardan ve bölünmüşlüklerden istifade eden bir yapı olduğunu dile getiren Fidan, bunun tüm terör örgütleri için geçerli bir yöntem olduğunu kaydetti. Bu çerçevede “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca ülke içi adımlarla sınırlı olmadığını belirten Fidan, bölgesel denklemdeki gelişmelerin belirleyici olduğunu söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu kapsamda yürüyen sürece değinen Fidan, ilgili komisyonun raporunu tamamladığını ve bundan sonraki aşamada siyasi partilerin kendi aralarındaki uzlaşma ve değerlendirmelerinin önem taşıyacağını ifade etti. Yeni dönemde hangi kararların alınacağının bu tartışma zemini içinde şekilleneceğini belirtti.
Fidan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin “terörsüz bölge” perspektifiyle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, bu meselenin özellikle Suriye, Irak ve İran’ı ilgilendiren bir boyutu bulunduğunu söyledi. Bölgedeki denklemde örgütün kendi iradesiyle farklı bir tutum geliştirmediği sürece Türkiye’nin bazı adımları atmasının mümkün olmadığını ifade eden Fidan, hem bölgesel gelişmelerin hem de iç siyasi sürecin ayrı ayrı ancak eş zamanlı biçimde takip edildiğini kaydetti. Yeni dönemde ortaya çıkacak tabloya göre sürecin yönünün daha net görüleceğini sözlerine ekledi.
İran’ın Kıbrıs Adası’nı hedef alma ihtimaline ilişkin ise Kuzey Kıbrıs için şu aşamada çok fazla risk görmediğini, Güney Kıbrıs’ta da riskin sınırlı olduğunu kaydetti.
Körfez ülkelerinin İran’a yanıt verip vermediğine dair iddialara ilişkin Fidan, resmi bir açıklama yapılmadığını ancak bu yönde duyumlar aldıklarını ve bunun doğru olabileceğini belirtti. İran’ın bölgedeki saldırılarının Türkiye’ye yönelme ihtimaline ilişkin ise Türkiye’nin kendini koruyacak irade ve yeteneğe sahip olduğunu söyledi.
Uluslararası alanda gerilimin azaltılmasına yönelik temasların sürdüğünü aktaran Fidan, Avrupa’dan birçok muhatapla görüştüklerini, barış için birlikte çalışma çağrısında bulunduklarını ifade etti. Savaşın en erken temel askeri kabiliyetlerin etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da rejim değişikliğiyle sona erebileceğini dile getirdi.
Bölgede yaşayan Türk vatandaşlarının durumuna da değinen Fidan, şu ana kadar yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaş bulunmadığını açıkladı. İran’da çifte vatandaşlar dâhil yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı bulunduğunu, sınır kapılarından geçişlerin sürdüğünü ve 24 saat esasına göre çalıştıklarını söyledi. Dubai’de bulunan bazı vatandaşların dönüşünde hava sahası kısıtlamaları nedeniyle sıkıntı yaşandığını, Suudi Arabistan hava sahasının açılmasıyla Riyad ve Cidde üzerinden dönüşlerin mümkün hale geldiğini aktardı.
İran’dan Türkiye’ye yönelik bir göç dalgası ihtimaline karşı ilgili tüm kurumlarla koordineli planlama yaptıklarını belirten Fidan, şu an itibarıyla İran’ın kendi vatandaşlarının sınırdan çıkışına izin vermediğini ifade etti.
Savaşın Gazze’ye etkilerine ilişkin olarak ise çatışmaların Gazze’yi olumsuz etkilediğini ve etkilemeye devam edeceğini söyledi. İsrail’in giriş çıkışları durdurduğunu, bölgede birlikte çalışılan ülkelerin de kendi acil gündemleri bulunduğunu kaydetti. Filistin meselesinde her türlü platforma destek iradesinin sürdüğünü, insani yardımların devam ettiğini vurguladı.
CAATSA yaptırımlarına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, ara seçimden önce bir sonuç elde etmek için çalışıldığını, siyasi adımların atıldığını belirterek sürecin takip edildiğini söyledi.
Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmesinde ise Avrupa’nın savunma sanayii alanında arayışlarının bulunduğunu ancak NATO dışında kapsamlı bir planın henüz oluşmadığını ifade etti. Türkiye’nin kendi mahallesinde oluşacak yapılarda yer almaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Diğer İçerikler
İran’ın Geçici Rehberi Arafi İlk Kez Konuştu: ABD ve İsrail’e “Hesap Hatası” Eleştiri..
ABD ve İsrail Bombalarıyla Alçakça Katledilen 165 Kız Çocuğu Toprağa Verildiği Gün Ka..
Prof. Theodore Postol: ABD ve İsrail’in İran Operasyonunu Sürdürecek Mühimmat Kapasit..
ABD-İran Müzakerelerinin Ev Sahibi Umman Yaşadığı Şoku Anlatıyor: "Barış Parmaklarımı..
Suudi Arabistan ARAMCO Tesisleri Saldırıya Uğradı, Vurulan F-15 Uçağından Paraşütle A..