Ankara'da bir araya gelen ittifak üyesi 32 hükümetin lideri, "NATO’nun Avrupalılaşması" sürecinin başlangıcına tanıklık ediyor. Trump yönetiminin ortaya attığı ve ABD'nin geleneksel askeri desteğine bağımlı olmayan, Avrupa liderliğindeki bir yapıyı tanımlayan "NATO 3.0" konsepti, kıta ülkeleri üzerinde devasa bir savunma yatırımı baskısı oluşturuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürüttüğü savaşta müttefiklerin kendisini yalnız bıraktığını belirterek Avrupalı hükümetleri "korkak", ittifakı ise "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmişti. Hatırlanacağı üzere İspanya ve İtalya, savaşa dahil olan ABD askeri personelinin üslere erişimini engellemiş; Almanya ve İngiltere ise sınırlı üs hakları tanımıştı. Bu kırılmanın ardından Pentagon, Avrupa'daki askeri varlığını azaltma yönünde somut adımlar atmaya başladı. ABD Savaş Sekreteri Pete Hegseth, şu anda 80 bin civarında olan Avrupa'daki ABD askeri sayısını düşürmek amacıyla bir inceleme başlatırken; uzun menzilli bombardıman uçakları, seyir füzesi taşıyan denizaltılar ve savaş uçakları gibi kritik askeri kabiliyetlerde de kesintiye gidileceğini duyurdu. Bu durum, ortaya çıkan operasyonel boşlukları doldurma görevini tamamen Avrupalı müttefiklerin omuzlarına yüklüyor.
NATO Savunma Askeri Forumu'nda, "Avrupa güvenliğinin yükü artık Avrupa’ya geçmeli" talebine yanıt olarak müttefik ülkeler, silah şirketleriyle imzaladıkları devasa kontratları peş peşe açıklayacak. Rusya, Çin ve İran gibi rakiplerin hızla silah ürettiği bu dönemde duyurulması beklenen stratejik sözleşmelerden bazıları şunlardır:
Genel Sekreter Mark Rutte, Avrupa ve Kanada’nın sadece geçen yıl savunma harcamalarında yaptığı %20'lik (139 milyar dolar) ek artışa dikkat çekmeye hazırlanıyor. Rutte’nin, ilk Trump döneminden bu yana yapılan bu devasa harcama hamlesini doğrudan Trump’ın baskısının bir sonucu olduğunu ima etmek amacıyla "Trump’ın trilyonu" olarak adlandırması bekleniyor.
Ankara'daki tartışmaların merkezinde, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının nasıl sonlandırılacağı sorusu ve Ukrayna güçlerinin yeni savaş teknolojileri de yer alıyor. Ukrayna'nın uzun menzilli saldırılarla Rus petrol ve gaz rafinerilerini etkili şekilde vurması, insansız hava araçları (İHA) ve İHA savar teknolojisinde kaydettiği ilerlemeler cephenin seyrini değiştirmiş durumda.
Ancak ABD’nin eski NATO Büyükelçisi Kurt Volker, ittifakın maliyet etkin çözümler konusunda Ukrayna’dan ders alması gerektiğini savunuyor. ABD'nin, İran ile olan gerilimde milyarlarca dolarlık pahalı Patriot füzelerini tüketerek 30 bin dolarlık ucuz Shahed dronlarını düşürmek için 1 milyon dolar harcadığına dikkat çeken Volker, bu durumun "sürdürülemez" olduğunu ve Ukraynalıların yaptığı gibi düşük maliyetli savunma yöntemlerinin bulunması gerektiğini vurguluyor.
Zirvenin genel programının kasıtlı olarak iki kısa güne indirilmesi ve siyasi tartışma sürelerinin kısıtlanması ise Trump’ın ilgisini canlı tutma stratejisinin bir parçası. Trump daha önce gazetecilere yaptığı açıklamada, bu zirveye yalnızca ev sahibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğu için katıldığını açıkça ifade etmişti.
Diğer İçerikler