Nato Zirvesi ve Güvenlik Gündemi
Transatlantik bağların korunmasının Türkiye için stratejik bir gereklilik olduğunu vurgulayan Fidan, zirvede NATO’nun kabiliyetleri ile Avrupa’nın ittifak içindeki rolünün ele alınacağını ifade etti. Daha güçlü ve daha etkin bir NATO’nun gerekliliğine dikkat çeken Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında oluşacak güvenlik mimarisinin Avrupa’nın geleceğini belirleyeceğini söyledi. Mevcut küresel düzende askeri kapasitenin hızla geliştiğini ancak stratejik düşünmenin aynı ölçüde ilerlemediğini belirten Fidan, güç kullanımının arttığı fakat siyasi hedeflerin çoğu zaman belirsiz kaldığı bir döneme girildiğini ifade etti.
Fidan, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın yalnızca iki ülkeyi değil Avrupa’nın tamamının güvenliğini ilgilendirdiğini belirterek, çatışmanın uzun süre devam etmesinin ciddi riskler barındırdığını dile getirdi. Türkiye’nin tarafları İstanbul’da dört kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, adil ve kalıcı barış sağlanana kadar arabuluculuk çabalarının süreceğini vurguladı. Savaşın sınırlı bir coğrafyada sürmesinin tehlikeli bir “alışkanlık” oluşturduğunu ifade eden Fidan, tırmanma riskinin her zaman var olduğunu belirtti.
Orta Doğu, Diplomasi ve AB İlişkileri
Orta Doğu’daki gelişmelerin küresel güvenliği doğrudan etkilediğini belirten Fidan, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, göç hareketleri ve bölgesel çatışmaların dünya genelinde sonuçlar doğurduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin kısa sürede uluslararası sistem üzerinde büyük etkiler yarattığını ifade eden Fidan, Türkiye’nin hem ABD hem de İran ile temaslarını sürdürdüğünü ve arabuluculuk çabalarını desteklediğini dile getirdi. Bölgesel sorunların çözümünde “bölgesel sahiplenme” yaklaşımının önemine dikkat çeken Fidan, istikrarın ancak iş birliği ile sağlanabileceğini vurguladı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik hedefinin devam ettiğini belirten Fidan, Avrupa’nın yalnızca AB’den ibaret olmadığını ifade etti. NATO ve AB dışındaki ülkelerin de dahil olduğu daha kapsayıcı bir güvenlik anlayışına ihtiyaç olduğunu söyleyen Fidan, AB’nin karar alma mekanizmasını eleştirerek mevcut yapının birçok alanda ilerlemeyi zorlaştırdığını dile getirdi. Uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bu dönemde diplomasinin daha fazla önem kazandığını belirten Fidan, Türkiye’nin dış politikasının diyalog, iş birliği ve arabuluculuk temelinde ilerlediğini vurguladı.
Diğer İçerikler