Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

YSK’nın İstanbul İçin Gerekçeli Kararı Üzerine

Tevfik ERDEM
23 Mayıs 2019 15:12

YSK Pazartesi günü (20 Mayıs) açıklayacağı öngörülen kararını, seçimin iptali aleyhinde oy veren 4 üyenin gerekçeli karar hazırlamak için süre istemesi üzerine, 22 Mayıs tarihinde 250 sayfa olarak açıkladı.

YSK, kısa kararı 6 Mayıs tarihinde YSK Başkanı Sadi Güven başkanlığında 11 yüksek mahkeme üyesi ile tam sayıyla toplantı yapmış ve şu kararı almıştı:

"Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine… Oyçokluğuyla karar verilmiştir."

Bu karardan anlaşılan o ki, asıl gerekçe, sandık kurullarının kanuna aykırı oluşturulmuş olmasıydı. Bunun dışında 22 sayım döküm cetvelinin boş, 101’inin ise imzasız olması ayrıca seçim kanununa aykırı olarak görevlilerin kamu personeli arasından seçilmemiş olmasıydı.

Kısa karar sonrasında kanuna aykırı olarak görevlendirilen sandık kurulu başkanlarını görevlendiren ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulduğu açıklanmıştı.

Gerekçeli karardan asıl açıklaması beklenen cevap, aynı zarfta kullanılan dört oydan neden sadece birinin geçersiz sayıldığına dair bir izah yapmasıydı.

Gerekçeli Karar’daki gerekçeler

Kısıtlı seçmen ve diğer yasaklı ölü vb. seçmenlerin durumu

İstanbul seçimlerinin yenilenmesine sebep olan kısıtlı seçmen ile ilgili gerekçeler şu şekilde açıklanmıştır. Kararda, seçmen olamayacağı açıkça hüküm altına alınan kısıtlı bulunan kişilerin oy kullandığı, seçmen olamayacağı açıkça hüküm altına alınan kamu hizmetinden yasaklı bulunan kişilerin oy kullandığı, seçmen listesine kayıtlı olmakla birlikte nüfus kayıtlarında ölü olan seçmenlerin yerine oy kullanıldığı, bazı seçmenlerin hem cezaevi seçmen listesinde, hem de asıl ikametgâhına ait yerleşim yerinin bulunduğu seçim çevresindeki seçmen listelerinde kayıtlı olduğu, bazı seçmenlerin, Türkiye’nin herhangi bir yerinde hükümlü olarak cezaevinde bulunmasına rağmen İstanbul’da seçmen olarak gözüktüğü, gibi gerekçelerin olduğu görülmüştür.

Ancak kısıtlı seçmen sayısının seçim sonucunu etkileyecek bir sayıya (706 seçmen) ulaşmadığı belirtilmiştir: Ayrıca ara karar uyarınca itiraz dilekçesi ve ekleri üzerinde ilçe seçim kurullarınca yapılan incelemeler sonucunda 377 adet kısıtlının oy kullandığı, 6 sandıkta ölü olan kişilerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 adet zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı tespit edilmiştir. Bu şekilde oy kullanma hakkı olmamasına karşın oy kullandığı tespit edilen kişi sayısının 706 olduğu görülmüştür (s.210). Tali gerekçe olarak, usulsüz oy kullanıldığı tespit edilen kişi sayısı 706 olarak tespit edilmiş olup, sonuca etkili görülmemiş, iptal nedeni sayılmamıştır.

Oy sayım ve döküm cetvelindeki usulsüzlükler:

Seçimin yenilenme kararının arkasındaki asli sebep oy sayım ve döküm cetvellerindeki usulsüzlükler olarak görülmektedir. Çünkü bu durumdan etkilenen seçmen sayısı 30.281’dir ki, iki aday arasındaki fark olan 13.742’den fazladır. Öyleyse bu sayı seçim sonucunu doğrudan etkileyecektir. Bu durum gerekçeli kararda şu şekilde dile getirilmiştir.

 “İstanbul İli genelinde; 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde olan 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30.281 dir.”

“Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir.”

“Tüm bu nedenlerle sonuca etkili sayıdaki sandıkta, sandık kurulu başkanlarının kanun hükümlerine aykırı olarak görevlendirilmesi ve kanuna aykırı şekilde oluşan sandık kurullarının yaptığı seçim iş ve işlemlerine itibar edilmesinin mümkün bulunmaması hususu ile bir bütün olarak değerlendirilen yukarıda izah edilen diğer kanuna aykırılık ve usulsüzlükler, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve seçim sonucuna müessir olay ve haller kapsamında görülmüş, bu nedenle seçimin iptali ve yenilenmesine karar verilmesi gerekmiştir”  (s.210-11)

Geçersiz oy toplamı seçim sonucunu etkiliyor

Cumhuriyet Halk Partisi lehine geçerli sayılan ancak usulüne uygun bir sayımda geçersiz olması gereken oyların toplamının 35.000 civarında olduğu ifade edilerek, bu oy sayısının seçimlerin sonucunu doğrudan etkilediği (s.6) belirtilmektedir.

Maddi hata ve usulsüzlükler

İstanbul’un 39 ilçesinde 31.280 sandıkta yapılan oy verme işlemleri sonrasında hazırlanan sandık sonuç tutanaklarının ve oy sayım ve döküm cetvellerinin düzenlenmesinde ve oyların sandık sonuç tutanaklarına geçirilmesi sırasında seçim sonuçlarıyla ilgili olarak maddi hatalar ve usulsüzlükler yapıldığı(s1) belirtilmektedir.

Kısıtlı, yasaklı, ölü (olan seçmen!), adres yanlışlığı olan seçmen sayısı ile ilgili ise tam tersi bir sonuç ortaya konulmuştur. Bu durum şu şekilde dile getirilmiştir: “Seçmen listesinde yapılan bütün maddi hatalar ve/veya kasti yanlışlıklar ve kanuna aykırılıklar sebebiyle gerçek durumu tespit edilemeyen şüpheli oy sayısının 300.000’den fazla olduğu, bu sayının Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi adayları arasındaki fark olan 13.742’den (Oy farkının yaklaşık 20 katı) fazla olduğu” (s.2) belirtilerek rakamın seçimin sonunu belirlemede ne kadar etkili olduğu gösterilmek istenmiştir.

Zihinsel engellilerin sayısı

Kararda zihinsel engelli bulunan 18 yaş ve üstü 21.782 kişinin seçmen listelerinde yer aldığı, zihinsel engelli bu kişilerin tamamının tam teşekküllü devlet hastanelerinden raporlu oldukları ve seçme hakkı açısından engelli olduklarının tespit edildiği, Mahkeme kararları ile kısıtlı olduğunu tespit edilen 424 kişinin dışında kalan 21.358 kişinin seçmen listelerinde yer aldığı, bu kişilerin kısıtlı olması sebebiyle oy kullanmamasının gerektiği… On binlerce zihinsel engelli kişinin İstanbul seçmen listesinde kaydının var olması ve sandıklarda oy kullanması nedeni ile seçmen iradesinin doğrudan sandığa yansıması konusunda kamuoyunda ciddi şüpheler oluştuğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki iki aday arasındaki oy farkının 13.742 olduğu düşünülürse, on binlerce zihinsel engellinin oy kullandığı bu seçimlerde seçmen iradesinin sandığa doğru ve güvenli yansıtılmaması nedeninin bile başlı başına seçimin yenilenmesini gerektirdiği, belirtilmiştir.

KHK’lı görevliler

KHK ile kamu görevinden çıkartılan ve kamu hizmetinden yasaklanmış olan 12 kişinin ise sandıklarda, sandık kurulu başkanı ve memur üye olarak görev ifa ettiklerinin tespit edilmiştir. Kararda yapılacak araştırmalarla bu sayının daha da artacağının düşünüldüğü vurgulanmıştır.

Bunun seçimlerin sonucuna etki eden yönü ise şöyle açıklanmıştır: “Sandık kurullarının kanuna aykırı olarak oluşturulması nedeniyle; oy verme esnasında sandık başında seçmene telkinde bulunulduğu ve yanlış yönlendirildiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Seçimine ait oy pusulalarının seçmene eksik veya fazla verildiği, oy sayımında partiler arasında kaydırmalar ve yanlış işlemler yapıldığı, oy sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanaklarının usulüne uygun tutulmadığı ve torba içerisinde bulunamadığı gibi durumların ortaya çıkmasına sebebiyet verildiği, Örneğin; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.865.262 iken ilçe belediye başkanlığı için oy kullanan seçmen sayısının 8.851.159 olduğu ve aradaki farkın 14.103 olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için geçersiz oy sayısının 314.243 iken, ilçe belediye başkanlığı için geçersiz oy sayısının 282.566 olduğu, aradaki farkın 31.677 olduğu, bu hususun sandık kurulunca seçmene fazla veya eksik oy pusulası verilmesinden kaynaklandığını açıkça ortaya koyduğu” görülmektedir.

Bu tespitlere göre kanuna aykırı biçimde sandık kurulu başkanlığı ve sandık kurulu memur üyeliği görevlendirilmeleri esasen tam kanunsuzluk olduğu, dolayısıyla sandıklarda yapılan tüm seçim iş ve işlemlerinin yok hükmünde olduğu sonucuna varılmıştır.

Kararda, İstanbul İli genelinde büyükşehir belediye başkanlığı seçimi için toplamda 93.558 kamu görevlisine ihtiyaç duyulduğu, sandık kurullarında görev alabilecek kamu görevlisi sayısının ise yaklaşık 220.000 kişi olduğu belirtilerek, görevlilerin kamu kurumlarından seçilebilme olasılığı vurgulanmıştır.

Gerekçeli Karardan çıkan sonuçlar

a) Ciddi maddi hatalar ve usulsüzlükler,

b) Kayıp oy pusulaları, sayım döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanakları,

c) İlçe seçim kurullarınca, 298 sayılı Kanuna açıkça aykırı şekilde yapılan sandık kurulu başkan ve üye atamaları,

d) Seçmen listesinde kayıtlı olmasına rağmen Anayasa ve 298 sayılı Kanun gereği oy kullanamayacak kısıtlıların oy kullanması ve seçmen listesinde kayıtlı olmakla birlikte ölü olan seçmenler yerine başkaları tarafından oy kullanılmış olması,

e) Çok sayıda mükerrer kayıtlı seçmenin birden fazla seçim çevresinde oy kullanıp kullanmadığının tespit edilememesi,

f) Torbalarda bulunmayan kayıp seçmen listeleri nedenleriyle, İstanbul genelinde kullanılan yaklaşık 300.000 oy pusulasının hukuki durumunun belirsiz hale gelmiş olmasından dolayı seçim sonuçlarının her türlü şüpheden uzak ve kesin olarak belirlenmesine hukuken imkân bulunmadığı, ayrıca tüm bu hata ve usulsüzlüklerin sehven ve münferiden değil, bilakis kasten ve organizeli bir şekilde yapıldığını gösterdiği, bu nedenlerle, 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul’da yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde oluşan “seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar ve haller” ve bu şekilde oyların iki parti arasındaki oy farkını kapatır sayıda bulunması ve tam kanunsuzluk nedeniyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Anayasanın 67, 79 ve 2972 sayılı Kanunun 25. ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri kapsamında iptal edilmesi ve yenilenmesine karar verilmiştir.

Seçimlerin iptali ve yenilenmesi kararına katılmayanlar

Bu karara YSK Başkanı Sadi Güven dâhil dört üye karşı oy kullanmışlar ve şu başlıklar altında şerh düşmüşlerdir.

- Sandık kurullarının usulsüz oluşması tam kanunsuzluk halini oluşturmaz. Sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için tek başına bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez, demiştir.

- Seçmen iradesi yok sayılarak salt sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması nedeniyle seçimin iptaline karar verilmesinde hukukî uyarlık bulunmamaktadır.

- Özgür iradesi ile seçme hakkını kullanan seçmenden, sandık kurulu başkanı ve üyelerini denetleme görevi beklenemez. Bu sorumluluk seçimi yöneten idarelere aittir. Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması, seçmene yüklenecek bir kusur değildir. Bu nedenle, bu sandıklarda oy kullanan seçmenin oyunu geçersiz kabul ederek iradesinin yok sayılması, Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı ile güvence altına alınan en temel yurttaşlık haklarından olan seçme hakkının özüne müdahale anlamı taşır.

- Oy verme işlemleri, oyların sayımı ve dökümü, buna ilişkin tutanakların tanzimi, beş siyasi parti temsilcisi olan yedi kişilik sandık kurulu tarafından birlikte gerçekleştirilmektedir.

- Seçim hukukuna egemen olan serbest, genel oy, eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve döküm ilkelerinin hangisinin kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı tarafından ihlal edildiği, hiçbir şekilde ortaya konulmamıştır.

- Yüksek Seçim Kurulu tarafından hazırlanarak ilan edilen 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler seçimlerinde uygulanacak seçim takvimine göre tüm Türkiye’de olduğu gibi İstanbul İlçe Seçim Kurullarında da 26/02/2019 tarihinde sandık kurullarının teşkilinin yapıldığı, şikayet ve itiraz için süreler öngörüldüğü, il seçim kurulunun itirazlar hakkında kesin olarak karar verme süresinin son günü olan 2 Mart 2019 tarihinde de kesinleştirildiği görülmektedir. Olağanüstü itiraz dilekçesi ve ekleri incelendiğinde itiraz eden parti tarafından İstanbul İlinde sandık kurullarının teşkili işlemlerine karşı seçim takviminde belirtilen süreler içinde şikâyet ve itiraz yolunun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Karara İlk Tepkiler

CHP ve İyi Parti, kararla ilgili olarak, çalma, çalıntı, hırsızlıkla ilgili bir açıklamanın olmamasına vurgu yaptılar. CHP’li Öztrak, “Seçim sayım cetvellerinin sonuca müessir olduğu değerlendirildi denilmektedir. Yani ortaya karışık bir gerekçeyle seçimin iptal edildiği görülmüştür” diyor ve devamla, “YSK bu kararla seçmen iradesi üstünlüğüne aykırı karar vermiştir, karar demokrasinin yüz karasıdır. Çalma çırpma gerekçeli kararın hiçbir yerinde yer almamıştır” diyerek tıpkı karara şerh düşen üyelerin açıklamaları gibi eleştiri yöneltmiştir. Seçmenin kendi suçu olmayan bir nedenden dolayı cezalandırılması hem CHP’nin hem de şerh düşen üyelerin dikkat çektikleri bir konudur.

Seçmen iradesini yok sayma bu konuda biraz göreceli bir durum alabiliyor. Seçmen iradesi eğer kararda belirtilen gerekçelerden dolayı farklı bir şekilde tecelli ederse/etmiş olsaydı bu da diğer seçmen kitlesinin oylarının yok sayılması anlamına gelecekti. Yani karar alınmamış olsaydı, seçmen çoğunluğuna (oy çoğunluğuna) sahip olma olasılığı bulunan seçmenlerin oyları yok sayılmış olacaktı bu da ayrı bir adaletsizliği doğuracaktı.

YSK AK Parti temsilcisi R. Özel, gerekçeli kararda YSK’nın tam kanunsuzluktan dolayı seçimi iptal etmediğini, 30.281 seçmenin yer aldığı 108 sandıkta sayım döküm cetvellerinin hiç düzenlenmemiş olmasından dolayı seçim sonucunun ciddi bir biçimde güvenilirliğinin zedelendiğini ve kararın bu yüzden alındığını belirtti. İptalin sadece yasaya aykırı atama ile ilgili değil onların kanunsuz işlemlerinden dolayı yapıldığını belirtti.