Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İstanbul Türk Ocağı ve Bekri Mustafa

Tevfik ERDEM
28 Haziran 2022 11:18
A-
A+

27-29 Haziran 2022 tarihleri arasında İstanbul Türk Ocağı tarafından tertip edilen “Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları II” Başlıklı toplantı yapılıyor. Tabii şimdi bunda ne var? Türk Ocağı’nın görevi zaten bu tür toplantılarla kültür dünyasına katkı sunmaktır, diyeceksiniz. Evet haklısınız. Toplantı ilk kez yapılmamış. 6 yıl önce (2016) Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde ilki yapılmış ve sunucunun belirttiğine göre Sayın Kılıçdaroğlu unutulmayacak bir konuşma yapmış burada. 27 Haziran 2022 tarihinde de ikinci unutulmayacak konuşmasını yaptı[1].

Konuşmanın ilginçliğini[2], doktora öğrencim Hasan Bozkurt Çelik sosyal medya üzerinden benimle paylaşınca şaşırdım. 

Önceki toplantının yapıldığı yer Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi imiş. Bugünkü açılış konuşmasını yapan CHP Genel Başkanı, düzenleyen İstanbul Türk Ocağı, katılımcıların çoğu da İlahiyatçı. Böyle isimlere takılarak sembolik yorumlar yapmak çok anlamlı görünmüyor ama yapmaktan da geri kalmayacağım. Hüseyin Nihal Atsız’ın Milli Eğitim Bakanlığı’nda komünist kadrolaşmaya göz yumduğu, Batılı klasiklerin yanına Türk klasiklerini eklemekten imtina ettiği için eleştirilen Milli Eğitim Bakanı değil mi Hasan Ali Yücel? CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da nihayetinde Turancılığı ve 3 Mayıs 1944’de ateşlenen Türkçülüğü zararlı ve hastalıklı bir düşünce olarak tanımlayan İsmet Bey’in koltuğunda oturan kişi değil mi? Olabilir. Zamanla her şey değişebilir. Zaten Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin bu zamana kadar izlediği politikayı eleştirerek geçmişle yüzleşme ve barışmaktan söz etmiyor mu? Evet. Öyleyse bu tür toplantılara gerçekten ihtiyaç var.

Evet, bu tür toplantılara ihtiyaç var ancak bu tür toplantılar neden hep kendi sahasında kendi kalesine gol atmaya çalışan kişilere pas atmaya çalışan Türk sağının sahasında ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasında geçiyor. Mesela neden CHP’ye yakınlığıyla bilinen STK’lar ya da demokratik baskı grupları örneğin Türkiye Barolar Birliği (TBB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) gibi oluşumlar, sağ siyaset içinde yer alan örneğin, bir Devlet Bahçeli ya da hadi Meral Akşener’i ya da artık sempatik bir arabulucu hüviyetine sahip görünen bir Temel Karamollaoğlu'nu çağırmıyorlar? Alttan almak, uzlaşı için davet neden sağcı STK’lara düşüyor. Biz artık faşist değiliz! Temennisini gönül huzuruyla içinden geçirmek için mi? kendi meşruiyetini sol siyaset aracılığıyla sağlayacağına inandığı için mi?

Yapılanı yadırgıyor ya da yargılıyorum gibi görünmesin ama şu sağ ezikliği o kadar rahatsız edici bir şey ki, deri beyaz ama maske siyah. CHP’nin tertip ettiği, örneğin, Türkiye’de sosyal demokrasinin sorunlarının tartışıldığı bir toplantıya İstanbul Türk Ocağı Başkanı davet edilirse yaptığım değerlendirmenin ne kadar önyargılı ve hatalı olduğunu itiraf edeceğim. Ya da Türkiye Barolar Birliği (TBB) ya da Türk Tabipleri Birliği (TTB)’nin yaptığı bir toplantıya İstanbul Türk Ocağı Başkanı davet edilirse Türkiye’nin normalleştiğini ve meselelerin normal demokratik zemin üzerinden tartışıldığını düşünmeye başlayacağım. Barışma, siyasetçi ve siyasi söylem üzerinden olup tabana yayılmayınca gerçekçi olmuyor. CHP Genel Başkanının barışma ve yüzleşme söylemi de kitlesi tarafından paylaşılmayınca sadece janjanlı söylem olarak kalıyor.

Toplantı İstanbul’da olduğu için ve afişten anlaşıldığı kadarıyla muhtemelen belediyeden finans ya da lojistik destek sağlandığı için İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bir konuşma yapıyor. Ekrem İmamoğlu, İslam dünyasının en büyük kenti İstanbul, İslam dünyasının sorunlarının da çözüm bulacağı yerdir, gibi bir şeyler söyledikten sonra  “Bir tesadüf var ben de Müslümanım bu arada” diye kendince espri yapıyor. Sadece bu ifade bile toplantı konusu ile ne kadar yakında alakalı. İslam dünyasının meselesi işte bu derinlikten yoksun perspektif. Tabii bu sadece bu cepheye (şimdi bunu cahape diye de okuyanlar vardır:) özgü bir sorun değil.

Tuhaflıklar bununla da bitmiyor, İstanbul Türk Ocağı tarafından Türk Ocakları’nın kuruluşunun 110. Yılında tertip edilen ve CHP’li belediye başkanı ve CHP Genel Başkanının konuşmacı olarak davet edildiği “Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları II” temalı program, Sayın Genel Başkanın günün anlam ve önemini belirtmek için çok önemli bir isimden yaptığı alıntı ile devam diyor. Doktora öğrencim Bozkurt Çelik’e, gönderdiği haberden sonra yazdığım “Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam olmuş!” yorumuma sebep olan da bunlar.

Tabii siz şimdi bekliyorsunuz hangi İslam âlimi ya da hangi Türk düşünüründen alıntı yapıldı diye ama ipucu verdiğim için de hazırlıklısınızdır. Bomba geliyor! “Bu ismi yadırgamayacağınızı biliyorum” diyor genel başkan. Temennimiz o ki Sabahattin Ali ya da  Nazım Hikmet değildir. Yadırganmayacak isim, mezkûr şahısların ideolojisini takip ettikleri Karl Marx. Genel Başkan öyle derinden gidiyor ki. Sanki suda yürüyüp izini belli etmiyor. Marx’ın Alman İdeolojisi’ndeki meşhur retoriği dillendiriyor: “Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır oysa sorun onu değiştirmektir.” Bu yine iyi ya “Zulmedenler yakında hangi inkılâb ile devrileceklerini pek yakında görecekler!” (Şuara 26/227), deseydi ortam nasıl da buz kesecekti. Ancak ilerleyen kısımda Kılıçdaroğlu bol ayet göndermeli adalet ve liyakat eksenli bir konuşma yapıyor, günün anlam ve önemine binaen.

Türk sağındaki kültürel hegemonya sorunu maalesef ciddi bir sorun. Kültür dünyamız şu anda bir Erol Güngör’e ve onun İslam’ın Bugünkü Meseleleri’ni yorumlayacak bir dil ve entelektüel derinliğine o kadar hasret ki. Türkiye’de sol ve sağ siyasetin ve STK’ların bir araya gelmesi siyasi kültürümüzün demokratikleşmesinin bir gereği ve olması gereken de bu zaten. Ancak sağın kendi kalesine gol atması için pası sol siyasete atmasında da bir hikmet-i hükumet aramak mümkün değil. Bu yüzden İstanbul Türk Ocağı’nda CHP Genel Başkanının Karl Marx ile konuşmaya başlaması fıkradaki Bekri Mustafa’nın ölünün kulağına söylediği sözü hatırlatıyor: "Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, Türk Ocağı’nın ahvalini sana sorarlarsa, CHP Genel Başkanı, Karl Marx’ın devrim teorisini anlatıyor dersin. Onlar durumu anlar..." 

[1] https://www.youtube.com/watch?v=PNayqJEXxFQ

[2] https://www.haberler.com/amp/kilicdaroglu-turk-ocaklari-nin-etkinliginde-karl-15041689-haberi/