Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Hepimiz “Z” Kuşağıyız, Peki Kuşaklar Üstü Hassasiyetler!

Tevfik ERDEM
09 Temmuz 2020 16:00
A-
A+

X, Y ve Z kuşaklarına dair açıklamalar özellikle virüs sonrası yaygın biçimde tartışılmaya başlandı. Çünkü evlere kapanan insanlar, dış dünyayla olan bağlantıyı ellerindeki cep telefonlarıyla internete bağlanarak sosyal medya üzerinden yürüttüğünde, teknoloji içinde doğan ve teknolojiyle anılan Z kuşağının özellikleriyle tanışmış ve bunu içselleştirmiş oldular. X ve Y kuşakları zaten daha önceleri kullanmaya başladıkları siber uzayın bilgisine daha fazla sahip olup, onun sonsuz derinliklerine daldılar, facebook ve instagram paylaşımlarıyla sarhoş olup, oradan twitter’da nara atabildiler. Kuşak teorisyenlerinin bilmediği bir şey X kuşağının şeceresiydi. Belki batı toplumlarında X kuşağı için çok az şey söylenir ama Türkiye için bu kuşak, birkaç darbeye şahit olan, bir darbeyi engelleyen, köy evlerinde gaz lambasıyla ödev yapıp, şehirde dokunmatik ekranlı cep telefonundan renkli yazıcısına pdf dosyayı gönderip, onu aynı zamanda taratıp evrak ekinde gönderen bir kuşak olduğu için teknolojik entegrasyona müsait ama ayakları (kültürel kodları) yere basan bir kuşak olarak bilinir.

Z kuşağının temel özelliği, teknoloji çağında teknik bilgi düzeyi ve teknolojiye bağımlılık düzeyinin yüksek olmasıdır. Teknolojiye bağımlılık ve ilgi daha çok Z kuşağına has bir özellik olarak sunuluyordu ancak Çin’de ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılan ve insanları esir alan virüs, evde zaman geçirmenin en kolay yolunun sosyal medya üzerinden paylaşım yapmak ya da etkinlik takibi olduğu gerçeğini onlara gösterdi. Öyle ki, iş dünyasından akademik dünyaya oradan sıradan insanın hayatına kadar internet bağlantılı cep telefonu üzerinden kurulan sanal dünya adeta küresel bir yeryüzü eğlencesi sundu. Sosyal medya paylaşımları, internetten alışverişler, dizi film izleme, online oyunlar… hepsi onları eve bağlayan ve az çok güncel iletişim teknolojilerinden haberdar olmayı gerektiren etkinlik alanları oldu.

Kuşaklar ve kuşaklar arası farklar o kadar çok işlendi ki, iktidar partileri genç kuşaklara hitap etmenin yollarını aradı ya da genç kuşaklara hitap edememenin sıkıntılarını yaşadı. Muhalefet partileri ise, giderek genişleyen genç kuşaklara (en yakın seçimlerde oy verme potansiyeline sahip olacak Z kuşağına) dair politikalar geliştirmeye daha doğrusu onları anladıklarını belirten açıklamalar yapmaya çalışıyorlar çünkü ortada büyük bir pasta var. 2023 seçimlerinde Z kuşağının oy oranının %20 olacağı öngörülüyor.

İktidar partisi Z kuşağını anlamakta daha doğrusu onlara hitap etmekte biraz daha zorlanıyor çünkü hem teori hem de gerçeklik bu kuşağın (iktidarın meşru biçimi olan) otorite ile arasının çok da iyi olmadığını gösteriyor. Bunun anlamı iktidar Z kuşağından tamamen mahrum olduğu anlamına gelmiyor sadece çok eşitsiz pasta dilimleriyle karşı karşıyayız.

Z kuşağının zihni, son birkaç yüzyıldır insanlığın tabusu olan ve tabu haline getirildiği için de eleştirilmekten korkulan kavramlarla dolu: Eşitlik, özgürlük, kardeşlik, adalet, sivil toplum… Ancak bu kavramların reel karşılığı, kozmopolit bir romantizmle harmanlandığı için kendi (yerli) köklerinden çok uzak bir Giddens’cı fırlatılmışlıkla baş başa kalıyorlar bu da onları (Z kuşağını) giderek daha nihilist hale getirebiliyor. Onlara sunulacak iyi örnekler yok hatta örnek bile yok neredeyse. Sivil toplumun bir kahramana ihtiyacı yok ama sivil topluma ait kahramanların en kıt olduğu dönem Z kuşağına nasip oldu, bu yüzden hepsi Marvel kahramanlarıyla yetinmek zorunda. Eylemler, direnişler, söylemler hep siber uzayda. Siber uzay artık insanlığın ortak kamusal alanı. Üstelik birkaç gb. lık kotası olan herkes söz hakkına sahip, yaş-cinsiyet sınırı da yok.

Muhteşem bir eşitleyici değil ama tüm yaş gruplarını-kuşaklarını içine alan bir zemin internet ortamı, sosyal medya. Bu anlamda kuşaklar farkını da yok ediyor, emiyor, içine aldığı her şeyi sömürüp tükettiği ve değersizleştirdiği gibi.

Girdiğiniz bir ağ ya da uygulamada sizden çok farklı bir yaş grubu ya da zeka düzeyine sahip biriyle muhatap oluyorsunuz, ya da birinin size musallat olmasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Öyle bir dünya ki, ağızınızdan daha doğrusu klavyenizden çıkan hiçbir kelime siber uzayda (siz silseniz de) kaybolmuyor yani yakanızı bırakmıyor. X kuşağını korkutan özelliklerden biri de belki bu, hiçbir şeyin yok olmaması her şeyin kaydedilmesi, not edilmesi ve yazdığın, söylediğin her şeyden sorumlu olmak, sorumlu tutulmak. Belki Z kuşağının da sahip olması gereken bu sorumluluk hissi eksikliği, sadece otoriteye karşı çıkmak değil kendi egona da zincir vurabilmek ve yazdığın ya da söylediklerinden sorumlu tutulacağını düşünmek. Bu yüzden biraz da sorumluluk, vefa ve empati duygularına sahip olmaya ihtiyacımız var. Bunlar bir kuşağa hasredilmeyip, tüm zamanlar ve kuşaklar için sahip olunması gereken hassasiyetler.