Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

CHP Ne Kadar İnce’lecek?

Tevfik ERDEM
07 Ağustos 2020 00:45
A-
A+

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’nin 2 ve 5 Ağustos 2020 tarihlerinde sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaları, CHP’nin yeniden, şekil olarak mitoz (bir hücreden iki yavru hücre oluşması anlamında) ama muhteva olarak mayoz (bölünmede mitozdaki gibi yeni oluşan hücrelerin genetik yapısı birbirleriyle ve ana hücreyle aynı olmayan) bir bölünme yaşayacağını gösteriyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (kuruluşu 1923) tarihi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (kuruluşu 1924), Serbest Cumhuriyet Fırkası (kuruluşu 1930) ve Demokrat Parti (kuruluşu 1946) gibi bir yandan kendi içinden kendi muhalefetini ortaya çıkaran bir diyalektiğe sahipken diğer yandan kendi içinden ayrı bir muhalefet partisi (birleşmede doku sorunu yaşanan Cumhuriyetçi Güven Partisi (1967) ortaya çıkarabilme özelliğine sahiptir. Siyasi partilerin bölünme ve birleşmeleri onların iktidara ulaşmak için başvurdukları bir yol olarak doğalarına içkindir ancak CHP tarihinde dikkat çeken bir diğer husus, partinin belli on yıllık aralıklarda lider çekişmelerinin partiye vurduğu damgadır. CHP’nin enerjisini iktidara odaklamasının önündeki çok önemli engellerden biri olarak görülebilir bu çekişmeler.

CHP içindeki liderlik çekişmesinin en başat örneklerinden biri 1960’lı yılların ortalarından itibaren başlayan İsmet İnönü ve Bülent Ecevit çekişmesidir ki bu döneme da damgasını vuran bir mücadeledir. İnönü, 8 Mayıs 1972 tarihinde bu mücadeleyi kaybedecektir.

Bir diğer rekabet örneği ise, 1990’lara damga vuran SHP (CHP 1980 darbesiyle kapatıldığı için izdüşümü Sosyal Demokrat Halkçı parti CHP’nin boşluğunu doldurmaktadır) içinde Erdal İnönü ve Deniz Baykal’ın liderlik mücadelesidir.

2000’li yıllar ise, Deniz Baykal ve Mustafa Sarıgül düellosunun yaşandığı yıllardır. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde CHP’nin %18’lik oy oranına rağmen AK Parti’nin  %41 oy alması CHP içinde yeniden liderlik mücadelesinin başlamasına neden olur. Sarıgül’ün olaylı kurultayı kaybetmesi sonrası partiden ihracı (24 Mart 2005) ile Baykal, sürüncemeli rekabeti kazanmış olur. Ancak Baykal’ın “Anadolu solu” çıkışının laiklik ve başörtüsü yasağına odaklı siyasetine asker flörtünün soslanması CHP’ye çok fazla şey kazandırmadığı gibi Ak Parti saflarının giderek daha fazla sıklaşmasını sağlar. Belki Kılıçdaroğlu’nun safları çözmekte zorlanmasının arkasında bu tarz siyaset yürütme biçiminin katkısını görmek gerekir. Baykal-Sarıgül rekabeti sonrasında, Sarıgül Türkiye Değişim Hareketi (TDH kuruluşu 2009) adında bir parti kurduğunu açıklar ama parti bir sene sonra kapanır. İnce’de aynısını yaparsa sonuç TDH gibi mi olur? İnce, kendisini İstanbul’un bir ilçesinde oyları kazanan biri olarak görmüyor, CHP’nin %20’lere sıkışan oylarını %30’un üzerine çıkardığını söylüyor bu yüzden daha iddialı duruyor.

Deniz Baykal, malum kasetin internette yayınlanmasından üç gün sonra 10 Mayıs 2010 günü düzenlediği basın açıklamasıyla CHP genel başkanlığı görevinden ayrıldığını açıklar. CHP grup başkan vekili Kılıçdaroğlu yeni CHP başkanı olur. Baykal’ın tersine sağ-muhafazakar oylara göz kırpan Kılıçdaroğlu açıktan hem Cumhurbaşkanı adaylığında hem de diğer ittifak arayışlarında daha uyumlu ve ılımlı bir profil ortaya koyar. Koymak zorunda olduğunun farkındaydı belki Kılıçdaroğlu çünkü sağ seçmen oy pastasının %65-70 kadarını oluşturuyordu ve 1977 seçimlerinden beri CHP (ya da diğer sol partiler %41’lik) bu başarıyı bir türlü yakalayamamışlardı.

10 Ağustos 2014 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakâr kimliğiyle malum Ekmeleddin İslamoğlu’nun diğer sağ partilerle birlikte CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi sonrasında seçimin kaybedilmesi, CHP içinde yeni bir liderlik çatışmasının ortaya çıkmasıyla son bulur: Kemal Kılıçdaroğlu-Muharrem İnce.

2014’de 18. Kurultay İnce’nin kaybıyla sonuçlanır. 36. Kurultayda (3-4 Şubat 2018) bir kere daha Kılıçdaroğlu kazanır. Kurultay sonuçlarına bakıldığında İnce’nin aslında Kılıçdaroğlu için ne denli ciddi bir rakip olduğu ve İnce’nin sosyal medyada “Değişime imza veren Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, Kurultay Delegelerini dışla sonra dostlarınla hayal kur. Bölücü olan kim?” açıklamasının neyi ima ettiği anlaşılır. İnce bu kurultay için 1275 delegenin 166’sının imzasını ve 447 tanesinin de oyunu almıştır. Kılıçdaroğlu için imza verenlerin sayısı 1085 iken oy verenlerin oranı 790’da kalmıştır. Ayrıca 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP adına aday olan İnce, 1977 sonrası CHP oylarını %30’ların üzerine çıkaran ilk lider olma özelliğini de sık sık vurgulayarak CHP liderliğine açıkça göz kırpmaktan çekinmez. Ancak Kılıçdaroğlu’nun kurultaylarda izlediği delege politikası, belediye başkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde izlediği politika, İnce’nin manevra alanının tamamen ortadan kalkmasına neden olduğu için İnce, oyunun kurallarını değiştirmek istiyor gibi. Aslında CHP’de Kılıçdaroğlu ve İnce üzerinden işleyen mücadele, CHP’nin parti kimliği konusunda hangi gömleği giyeceğine dair tercih sorununu da ön plana çıkarıyor. Bu yüzden sadece İnce-Kılıçdaroğlu mücadelesi ile de sona er-e-meyecek gibi görünen sorun aslında partinin kimliği ile ilgili bir sorun. CHP hangi kimliğin ve hangi izm’in peşinden gidecek açıkça tartışılmayan sorun bu.