Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Libya Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda Kabul Edildi

TBMM, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin görüşmeleri için olağanüstü toplandı. Görüşmelerin ardından yapılan oylamada tezkere kabul edildi.
SDE Editör
02 Ocak 2020 18:11
A+
A-

TBMM Genel Kurulu, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini görüşmek üzere Meclis Başkanı Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.

MHP Grup Başkanvekili Akçay: Akdeniz'de mavi vatanımızı koruyoruz

Tezkere üzerinde MHP Grubu adına konuşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise emperyalist emellerini, bölgedeki istikrarsızlığı destekleyerek, Hafter gibi yasadışı aktörleri finanse ederek gerçekleştirmeye çalışan odakların yanında değil karşısında durmanın "milli duruşun kayıtsız şartsız gereği" olduğunu belirtti.

Libya ile yapılan anlaşmaların, Türkiye'nin Akdeniz'deki hak ve hukukunu koruma yolunda atılmış isabetli adımlar olduğunu anlatan Akçay, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki varlık ve egemenlik hakkının muhafazası, Libya'daki meşru hükümetin varlığını devam ettirmesine, bu ülkenin güvenlik, istikrar ve huzura kavuşmasına bağlıdır." diye konuştu.

Tezkerenin, Libya'nın istikrar, huzur ve güvenliğine destek veren Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını muhafaza ettiğini ve bölgesel barışa katkı verdiğini kaydeden Akçay, "Doğu Akdeniz dünya jeopolitiğinin önemli bir sahasıdır. Bölgesel gelişmeler Türkiye'nin bu sahada güçlü ve etkili olmasını zorunlu kılmaktadır." ifadesini kullandı. 

"AB'den gelen yaptırım açıklamaları, İsrail, Yunanistan, Mısır'dan gelen ve nazarımızda hiçbir kıymeti olmayan karşı açıklamalar hepimizin malumudur." diyen Akçay, şöyle devam etti:

"Doğu Akdeniz artık, Libya'nın da dahil olduğu daha geniş bir coğrafyayı işaret etmektedir. Anlaşmaları imzalayıp onaylayan Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin iktidarda kalması Türkiye ve Libya açısından olduğu kadar, Doğu Akdeniz'in geleceği bakımından da çok önemli bir meseledir." 

Libya'ya asker göndermenin, silah ve mühimmat ile teknik ve askeri bilgi desteği sağlanmasının uluslararası hukuk açısından meşru olduğunu kaydeden Akçay, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2015 yılındaki 2259 sayılı kararının, Türkiye'ye ve Birleşmiş Milletlere üye diğer ülkelere bu sorumluluğu verdiğini anlattı.

Akçay, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla barış ve güvenlik alanında en kuvvetli katkıyı sunan Türkiye'nin, yine uluslararası hukuk bağlamında kendi güvenliğini korumak için sınır ötesi harekatlar gerçekleştirmesinin hiçbir yanlış ya da gayrihukuki yanı olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Türkiye haklı, hukuki ve meşru bir zeminde faaliyet yürütmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bütün operasyonlarda dünyaya en güzel insanlık dersleri veren asil ve şanlı bir ordudur. Türk askeri barışın güvercini, savaşın kartalı, kadife eldiven içinde çelik yumruktur. Tezkerenin kabulüyle Libya'yla akdedilen mutabakat muhtıralarıyla elde edilen kritik kazanımlar muhafaza edilecek, Türkiye için kritik öneme sahip Libya'yla ilişkiler güçlendirilecek, AB dahil çeşitli aktörlerin etkin olmaya çalıştığı Libya'da ve Afrika'da her bakımdan etkinliğimiz artacak, Doğu Akdeniz'deki ve Suriye'deki varlık ve politikaları nedeniyle Türkiye'ye karşı faaliyetler yürüten ülkelere karşı durum üstünlüğü elde edilecek ve mücadele yeni bir boyut kazanacak. Akdeniz'de merkezi bir konumda konuşlanma imkanı elde edilecek, Yunanistan'a yönelik çevreleme politikasını yürütme fırsatı daha da bir inisiyatif kazanacaktır."

"İçinde bulunduğumuz coğrafyanın geleceği bölgede tarihi ve emperyal emelleri olan ülkeler tarafından iç karışıklıklar ve vekalet savaşları vasıtasıyla şekillendirilmeye çalışılırken, Türkiye'nin bu duruma kayıtsız kalması akıl dışıdır." diyen Akçay, şu görüşlerini paylaştı:

"Bu tezkereyle Akdeniz'de mavi vatanımızı koruyor, haklarımızın gasbedilmesini engelliyor, kardeş ülke Libya'nın istikrarına ve bölgesel barışa katkı yapıyoruz. Masada oluşan realite bu tezkereyle sahada da perçinlenecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de meselelere ve gelişmelere mahkum değil, hakim konumdadır ve bu konumunu sürdürmeye kararlıdır. Türkiye, Libya'ya savaşmak için değil, barış ve huzurun tesisi ve Birleşmiş Milletler kararlarında öngörüldüğü üzere, meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne destek vermek için gitmektedir."

CHP Genel Başkanı Yardımcısı Çeviköz: Onaylamamız mümkün değil

CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz de görüşmelerde, CHP Grubu adına söz aldı.

Türkiye'nin, yurttaşların ve TSK'nın geleceğini çok yakından ilgilendiren önemli, tarihi bir tezkereyi görüşmek üzere olağanüstü toplantıya davet edildiklerini belirten Çeviköz, "Önemli, çünkü iktidar bu kararla Türkiye'yi çok büyük tehlikenin içine atmak üzeredir. Tarihi, çünkü Türkiye'nin şimdiye dek Silahlı Kuvvetlerini, daha önceki örneklerde rastlamadığımız ve daha önceki örneklerle kıyaslanmayacak bir amaca yönelik olarak başka bir ülkenin topraklarına gönderme kararı alıp almamanın eşiğindeyiz." dedi.

Çeviköz, tezkere metninin, önceden planlanmış, sarayın siparişiyle Silahlı Kuvvetlerini Libya çöllerinde savaşa göndermek üzere hazırlanmış bir felaket çağrısı olduğunu savundu.

Bu tezkerenin, Türkiye'nin şimdiye dek uzak coğrafyalara askere gönderme kararı alırken özen gösterdiği insani yardım amaçlı bir asker gönderme tezkeresi olmadığını öne süren Çeviköz, "Türk askerini Libya'da savaşmak üzere gönderecek olan bir savaş tezkeresidir. TBMM, kuruluşunun 100. yıl dönümünde olağanüstü toplantıya çağrılarak, iktidarın oldubittiye getirme politikalarına ve sarayın siparişlerine araç olarak kullanılmamalıdır. Bu kürsüden yemin ederek göreve başladık, milletimizin oylarıyla milletin vekili olduk, şerefimizle milletin vekili olmaya devam edelim." diye konuştu.

Çeviköz, tezkerenin gerekçesinde milli güvenlikten söz edilmediğini, "milli çıkar" ifadesinin kullanıldığını söyledi.

"Kim tarif ediyor milli çıkarları; savaşa davetiye çıkaran ve asker göndermek için sipariş verenler mi?" diye soran Çeviköz, tezkerenin hiçbir yerinde, hiçbir şekilde tehdit veya risk altındaki ulusal çıkarların tarif edilmediğini savundu. Çeviköz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu neden önemli? Libya'ya askeri kuvvet gönderiyorsunuz, askerlerinizi bir iç savaşın hüküm sürdüğü yabancı bir ülkenin topraklarında can güvenliği tehdidinin tam ortasına atıyorsunuz. Yani bir askeri harekata kalkışıyorsunuz fakat siyasi hedefiniz belli değil. Her askeri harekatın bir siyasi hedefi vardır, o siyasi hedef de ulusal çıkarlara göre belirlenir. Gönderilecek askeri gücün büyüklüğü, tipi, hedefleri bu ulusal çıkarların korunmasını garanti altına alacak şekilde belirlenir. Ulusal çıkarların ne olduğu belli olmadığı gibi gönderilecek askeri unsurlarımızın şümul, miktar ve zamanı da Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde ifadesiyle ucu açık, muğlak, belirsiz bırakılmıştır. Yani sipariş listesi sarayın elindedir. Yüce Meclisimizin kuruluşunun 100. yılında bir savaşa taraf olmak üzere yurt dışına asker gönderme kararı alması istenirken, üzerinde 'sen kararı al, gerisini merak etme' şekilde bir baskı oluşturulmaktadır. Ulusal egemenliğimizi temsil eden yüce Meclisimizi bu şekilde işlevsiz bırakan bir karar tasarısını onaylamamız asla mümkün değildir."

Silahlı kuvvetlerin kimsenin özel güvenlik gücü olmadığını ifade eden Çeviköz, vatan evlatlarının Libya çöllerinde bu şekilde, sorumsuzca sevk edilemeyeceğini kaydetti.

Çeviköz, Libya'dan bir şehit haberi geldiğinde ne yapılacağını, sıradan bir kazaymışçasına ailenin "Oğlunuzun ölümü kader" diyerek mi teselli edileceğini sordu.

Ünal Çeviköz, "Diplomasi yeteneğini kaybetmiş, çözümü kuvvet kullanımında arayan, bu kuvvet kullanımına da vatan evladını kurban etmeye hazırlanan bir zihniyet ile karşı karşıyaysak, bu zihniyete geçit vermemek, içinde bulunduğumuz, gazi unvanını kazanan yüce Meclisin görevi olmalıdır." dedi.

Türkiye'nin, bölgedeki başka ülkelerin vekalet savaşlarına alet olmaması, paralı asker ticaretine girmemesi gerektiğini belirten Çeviköz, "Libya'ya Suriye'deki cihatçıları göndererek mi El Kaide ile mücadele edeceğiz? " dedi.

"Tezkere anayasaya aykırı"

Yurt dışına askerlerin gönderilmesine izin verilmesinin Anayasanın 92. maddesi uyarınca gerçekleştiğini anımsatan Çeviköz, bu tezkerenin söz konusu maddeye aykırı olduğunu iddia etti. Çeviköz, tezkere talebinin, "milletler arası hukukun meşru saydığı hallerde" ifadesini karşılamadığını, bu tezkerenin, BM Güvenlik Konseyi kararının ihlali olduğunu öne sürdü.

Libya'daki insan ve göçmen kaçakçılığını, Anayasanın 92. maddesi uyarınca TBMM gündemine getirilen bir tezkereyle ilişkilendirmenin akla ve mantığa uygun olmadığını savunan Çeviköz, Libya kaynaklı insan ve göçmen kaçakçılığının, öncelikli olarak Avrupa ülkelerinin sorunu olduğunu belirtti. Çeviköz, "Onlar bile Türkiye kadar öne atılmamışken bizim bu gerekçeyi kullanmamız en hafif tabiriyle sorunludur, sorumsuzluktur. Suriye'de güç politikası işletmek isterken göç politikasına maruz kalan iktidar, bu hatayı şimdi bir de Libya'da yapmaya hazırlanmaktadır." dedi.

Libya'da ateşkes ve barışın sağlanması için ülkeye asker göndermenin, en son yapılacak iş olduğunu ileri süren Çeviköz, tezkere metninde askeri müdahalede bulunabilmek için çok fazla gerekçe sıralandığını savundu.

Tezkere metninin, "her türlü tehdit", "her türlü tedbir" gibi ifadelerle ucu açık bir niteliğe kavuşturulduğunu öne süren Çeviköz, Türkiye'nin Libya müdahalesinin meşruiyetinin uluslararası hukuk bakımından tartışmalı olduğunu, buna onay veren bir BM Güvenlik Konseyi kararının bulunmadığını söyledi.

"Tezkere konusu değildir"

İç savaş içindeki taraflardan birinin çağrısının da böyle bir harekata girişmek için yetersiz olduğunu belirten Çeviköz, Libya halkının ihtiyacı olan insani yardımların, BM kanalıyla ulaştırılabileceğini, bunun bir tezkere konusu olmadığını kaydetti.

Çeviköz, telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için tezkere istemek yerine, tıpkı büyük devletler gibi Rusya veya Almanya gibi, her iki tarafla da temas kurulması, diplomasi kanallarının açık tutulması gerektiğini dile getirdi.

"Muharip güç olarak Libya'da bulunmamız gerekmektedir"

Libya'nın muharip güce ihtiyacı olduğunu ifade eden Çeviköz, şunları kaydetti:

"Bizim de kesinlikle muharip güç olarak Libya'da bulunmamamız gerekmektedir. Ülkemizin sosyolojik yapısı göz önüne alındığında iktidar etnik ve mezhepsel hassasiyeti olan ülkelerin iç işlerine kesinlikle taraf olmamalıdır. Doğu Akdeniz'de yeniden Türkiye karşıtlığının güçlenmemesi için Türkiye'nin taraf olmaması, hele hele askerlerimizi iç savaşa göndermememiz gerekmektedir. 'Libya'da ne işimiz var?' sözü dar bir bakış açısı değil, bizzat dış politikamızın temelini oluşturan yurtta sulh, cihanda sulh ilkesinin bir gereğidir. Dar bir bakış açısı varsa o da Türkiye'yi dış politikada dar bir alana sıkıştırarak ülkemizi derin bir yalnızlığa hapseden iktidarın bakış açısıdır. Dar bir bakış açısı varsa Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne BM nezdinde bir meşruiyet sağlanırken yine BM Güvenlik Konseyi kararının, 1970 sayılı Kararı'nın hiçe sayılmasıdır, dar bakış açısı bizzat bu tezkere metnidir.

Mademki Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümetini BM'nin tanıdığı meşru hükümet olarak görüyorsunuz, o zaman BM'yi göreve davet edin. Bir BM üyesi olarak Türkiye'nin BM'yi bir BM Barış Gücü oluşturulmasına ve bu konuda bir karar alınmasına çağırma ve ön ayak olma hakkı vardır. Çağırın ve deyin ki 'Biz Türkiye olarak BM'nin böyle bir barış gücü kurmasına ve Libya'ya göndermesine izin veriyoruz, destekliyoruz ve barış gücüne katkı vermeye de hazırız.' Bunu söylediğiniz zaman siz de saygın bir uluslararası aktör olarak kabul edilebilirsiniz. Bunu yapmaya niyetiniz yok mu? O zaman biz bu kürsüden sizin için bu çağrıyı yapıyoruz."

Tezkere kabul edildi

Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi 184 ret oyuna karşı 325 kabul oyuyla kabul edildi. 

İçeriğe Yorum Yapabilirsiniz.